COVID-19 Bağışıklığında Genetiğin Rolü

0
18
COVID-19'a sebep olan SARS-CoV-2 koronavirüsü, hücrelere ACE2 reseptörleriyle giriyor. Görsel tasvir: Design Cells/iStock

Etkisiz hale getirici antikorlar, SARS-CoV-2 enfeksiyonu takiben iki hafta içerisinde oluşuyor fakat bu antikorların devamlılığı ve yoğunluğu kişiden kişiye değişiyor. Bu durum, uzun süren bağışıklığın çeşitli yönleri ile COVID-19 aşılarının etki oranı hakkında endişelere yol açıyor.

San Diego – California Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde çalışan araştırmacılar, sekiz gün önce PLOS One bülteninde yayımlanan bir makalede COVID-19’a sebep olan SARS-CoV-2 virüsüne yönelik gösterilen bireysel bağışıklık cevaplarının, majör histokompatibilite kompeksi veya MHC ile sınırlı olabileceğini aktarıyorlar. MHC, uyumsal bağışıklık sistemi için gerekli olan hücre yüzeyi proteinlerini kodlayan bir dizi değişken genden meydana geliyor.

Araştırmacılar MHC’nin, T ve B adı verilen iki tip lenfosit veya bağışıklık hücresiyle nasıl etkileşim kurduğunu incelemişler.

Çalışmanın yazarlarından tıp profesörü Maurizio Zanetti şöyle söylüyor: “Bağışıklık sistemi, patojeni önleme ve etkisiz hale getirmeyi hedefleyen antikorlar üreterek işgalci patojenlere cevap veriyor. Proteinlere karşı antikor üretilmesi, T lenfositi ile B lenfositi arasında üretken bir işbirliğini gerektiriyor. Bu iki hücrenin de, MHC’nin B hücrelerinde başlattığı komşu antijen dizilerini tanıması gerekiyor. Yakın mesafede bulunan peptid dizileri, bu iki hücreyi tercihen ve rastgele olmayan bir biçimde birleştiriyor. MHC, bu süreçte T ve B lenfositleri arasındaki bağlantı görevi görüyor.”

Araştırmacılar bu mantığa dayanarak hem insanlardaki bağışıklık cevabı, hem de aşı etkinliği bakımından bir tetikleyici olan RBM diken proteinine ait tüm muhtemel parçaları, küresel insan nüfusunda temsil edilen 5.000’den fazla farklı MHC molekülüyle bağlantılı şekilde hesaplamalı olarak analiz etmiş.

Araştırmacılar MHC’nin, RBD’den türeyen peptid sergilemedeki ortalama eğiliminin düşük olduğunu bulmuş. MHC bağlanması, T hücresinin faaliyete geçerek B lenfositini RBM’ye karşı antikor üretmeye teşvik etme ihtimalinin dolaylı bir ölçütü niteliğinde. Bu yüzden araştırmacılar, virüsün MHC’ye tam uymayan kısımlarının RBM’ye özgü antikor üretimini engelleyebileceğini söylüyor.

Çalışmanın birinci yazarı Andrea Castro, “Bu durum, sonrasında etkisiz hale getirici antikor cevaplarının daha yetersiz olmasına yol açabiliyor” diyor. “SARS-CoV-2 bağlamında, pek çok MHC alelinin önemli RBD parçalarının yetersiz biçimde temsil etmesi, RMB’yi hedef alan etkisiz hale getirici antikor üretiminde bir engel teşkil ediyor.” Çalışmanın eş yazarları arasında Kıvılcım Öztürk de bulunuyor.

Scott LaFee/San Diego – California Üniversitesi. Ç: O.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here