Dev Volkanik Patlamaları Anlamada Yeni Yaklaşım

0
817
Endonezya'daki volkanik Bromo Dağı. Adrian Hartanto/Unsplash

South Florida Üniversitesi’nin (SFÜ) önderliğinde çalışan bir yerbilim takımı, binlerce yıl önce meydana gelen yanardağ patlamalarının boyutunu yeniden oluşturmada yeni bir yöntem geliştirmiş. Türünün ilk örneği olan bu araç, bilim insanlarının Dünya’yı şekillendiren geçmiş patlamaları anlamasına yardımcı olabilir ve gelecekteki patlamaların tehlikelerini daha iyi tahmin etmeyi sağlayabilir.

SFÜ takımının geliştirdiği ileri sayısal model, geniş volkanik kül tortularının birikimine katkıda bulunan şemsiye bulutlarının ebatlarının tahmin edilmesiyle, zaman içerisindeki patlama oranlarının yeniden oluşturulmasını sağlıyor.

2.500 yıl önce Ekvador’da meydana gelen bir yanardağ patlamasının çözülmesinde kullanılan araştırma, Nature bülteni Communications Earth and Environment‘da yayımlandı.

Yanardağlarda büyük ve patlayıcı püskürmeler meydana geldiğinde, yanlara ve stratosfere doğru yayılan şemsiye bulutları oluşuyor ve yere çökerek geniş alanları kaplayan binlerce kilometrelik ince taneli kül yayılıyor.

Mevcut teknoloji, bilim insanlarının kül bulutlarını gözlemlemesine olanak sağlıyor. Fakat geçmişte meydana gelen patlamalar, tefra tortularının; yani püsküren bir yanardağın havaya fırlattığı kaya parçalarının jeolojik yorumlarına göre belirleniyor. Püsküren hacim ile kütlenin, bulut yüksekliğinin, şemsiye bulutu boyutlarının ve diğer özelliklerin tahmin edilmesiyle, bu volkanik patlamalar anlaşılıp nitelendirilebiliyor. Bu sayede de gelecekteki olaylar daha iyi tahmin edilebiliyor.

İstatistiksel ve sayılan modelleme ile birleştirilen bir dizi saha yöntemi kullanan volkanbilimciler bu tortulardan bilgi çıkararak, bir patlamayı en yaygın şekilde kullanılan ölçeklerden biri olan Volkanik Patlayabilirlik Endeksi’ne göre nitelendirip sınıflandırabiliyorlar. Şimdiye kadar en çok aranılan bilgi, patlamanın sütun yüksekliği ve püsküren toplam kütle veya hacim olmuş.

Fakat tortular zamanla aşınıyor ve eski patlamalara yönelik belirsiz bir tablo sunabiliyor. Ayrıca mevcut modeller, tüm volkanik patlamaların çoğunlukla dikey bulutlardan meydana geldiğini varsaydıkları ve yanal şekilde genişleyen şemsiye kül bulutları meydana getiren büyük patlayıcı püskürmeleri hesaba katmadıklarından, kısıtlamalar barındırıyorlar.

SFÜ takımının yürüttüğü bu çalışma, geçmişteki büyük patlayıcı püskürmeleri yeniden yapılandırmada bilgi veren etmenin, şemsiye bulutlarının ebatları olduğunu gösteriyor.

South Florida Üniversitesi. Ç: O.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here