Dişlerimizdeki İlginç ‘Ağaç Halkaları’, Yaşamımızdaki Olayları Gösteriyor Olabilir

0
435

Dişler sadece çiğnemeye yaramıyor. Ağızlarımızdaki bu kalsiyum yapılar hakkında daha fazla şey öğrendikçe, ağız ortamının sağlığımızla olan ilişkisine dair daha fazla şey keşfediyoruz.

Buna rağmen, dişler ve hayatımızın geri kalanı arasındaki ilişkilerin derinliğine yönelik halen bilmediğimiz bir sürü şey olabilir. Yapılan yeni araştırmaya göre dişler, hayattaki büyük olayları sessiz sedasız kaydediyor olabilir. Önemli ve etkili olaylar, diş dokusunun mikro yapısında gizlenen ve ‘ağaç halkasına‘ benzeyen gizemli şeritler biçiminde kaydediliyor.

New York Üniversitesi’nde diş antropoloğu olan Paola Cerrito, “Dişler, iskeletin sabit ve ölü parçaları değildir” diye açıklıyor. “Fizyolojik süreçlere karşı kendini sürekli olarak ayarlar ve cevap verir.”

35 yaşındaki bir kadının azı dişi. Üreme olaylarına karşılık gelen koyu ‘halkalar’ yakın şekilde görülüyor. (Paola Cerrito)

Cerrito ve takımı bu çalışmada, yaşları 25 ila 69 arasında değişen 15 kadavradan alınmış 47 adet dişi, bireylerin ölüm tarihlerinde analiz etmiş. Bantu kökenli Malavililerden meydana gelen bir kadavra koleksiyonunun oluşturduğu bu grup; sahip oldukları kalıntıların yanısıra, çoğunun hayat hikayesine dair kayıtların olması sebebiyle de seçilmiş (bu kayıtlar arasında, yaşam şekillerine ve tıbbi geçmişlerine yönelik bilgiler de yer alıyor).

Araştırmacıların, dişlere ait kalıntılar bakımından özellikle incelemek istediği şey ise, dişlerde muhafaza edilen sementum dokusuymuş. Kemik, diş minesi ve diş kemiği (dentin) gibi diğer mineral dokular gibi, sementum da normal doku oluşumunu etkileyen fizyolojik baskı unsurlarıyla ilişkili ince ve gözlenebilir büyüme çizgilerini kaydedebiliyor. (Sementum, dişlerin kökünü kaplayan kalsiyumlu bir bileşen).

Ancak sementum, diş minesi ve diş kemiğinden farklı olarak; sadece genç iken değil, hayatlarımız boyunca büyüme gösteriyor. Bu uzun ömürlülük sebebiyle sementumdaki anormallikler, bir bireyin tüm yaşamı boyunca meydana gelen fizyolojik baskı unsurlarını belirten birer işaret biçiminde kullanılabiliyorlar.

Pek çok memeli türünde bu olgunun gözlemlenmesi; bilim insanlarının, hamilelik ve emzirme gibi şeylerin histolojik işaretlerini belirlemesine yardımcı olmuş. (Bir hayvanın ömrü boyunca meydana gelen ve fizyolojik olarak güç gerektiren bu olaylar, sementumdaki büyüme katmanlarının daralmasıyla sonuçlanıyor.)

Cerrito ve meslektaşları, insan dişinde meydana gelen aynı değişimlerin, insanların hayatındaki büyük olaylarla ilişkili olup olmadığını ve doğurma ya da menopoz gibi olaylara ait tanımlanabilir izler bırakıp bırakmadığını bulmak istemiş.

Sonuçlara göre ise; evet, iz bırakıyormuş. Takım, mikroskop altında yaptığı incelemelerde; üreme ve menopoz olaylarıyla ilişki gösteren sementum işaretlerinin, çalışmada yer alan ve böyle şeyler yaşamış olan tüm kadınların dişlerinde belirlenebilir durumda olduğunu keşfetmiş. Fakat bundan daha başka şeyler de bulmuşlar.

Belgeli hayat geçmişleri, dişle ilgili kalıntılarla kıyaslandığı zaman; diğer türden olayların da dişlerde silinmez izler bıraktığı gözlenmiş: Vücutla ilgili hastalıkların, hapse atılmanın ve hatta kırsal bir ortamdan şehir merkezine taşınmanın bile… (Hastaların hayat geçmişleri, çoğunlukla yakın akrabalar tarafından sağlanmış)

Cerrito, The Guardian gazetesine şöyle söylüyor: “Bu durum, bir kayıt yapısı olarak sementumun ‘hassasiyeti’ hakkında bize bir şey söylüyor: Vücutla ilgili uzun olaylar kaydedilirken, aralıklı olaylar kaydedilmiyor.”

Tabii bu sementum temelli işaretler, şimdiye kadar yalnızca ufak miktardaki bireyde gösterilmiş. Yöntemin potansiyeli konusunda çok heyecanlanmadan önce, isabetli sonuçların daha büyük bir grupta tekrarlanıp tekrarlanmayacağını görmemiz lazım.

Bilinen hayat öyküleri olmadığında hesaba katılması gereken kısıtlamalar da var. Vücut üzerinde sistemik bir etki bırakması gereken olayların neye göre belirleneceği de belli değil. Eğer binlerce yıl öncesine ait kimliği belirsiz birisinin ve hatta bir Neandertalin hayatını bilmiyorsak, bu noktaları nasıl birleştireceğiz?

Şimdilik, cevaplanması gereken bir sürü soru var. Fakat bu keşif, gelecekte arkeolojiden tıbba kadar çeşitli alanlarda yapılacak araştırmalar üzerinde büyük bir etki meydana getirebilir.

Sonuçta, hepimizin içine kaydedilmiş ve hayattaki önemli olayları anlatan gizli bir zaman kapsülü var gibi görünüyor. Dişlerimizde muhafaza edilen bu kapsül, daha önce hiç açılmamış türden.

“Bu çalışma, insanlardaki dokusal işaretlerin yalnızca doğum ya da menopoza değil; hastalıklara ve yaşam şeklindeki büyük değişimlere de karşılık geldiğini gösteren ilk bulguları sunuyor” diye yazıyor takım.

“Elde ettiğimiz sonuçlar; diş sementumunun, kronolojik bakımdan bireyin doğru bir arşivini teşkil ettiğini gösteriyor. Kişinin yaşamındaki kilometre taşları, diğer mineral dokulardan bu kadar iyi ve zamanlaması isabetli olacak biçimde anlaşılamıyor.”

Bulgular, Scientific Reports bülteninde sunuldu.

 

 

 

 

Yazar: Peter Dockrill/ScienceAlert. Çeviri: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here