Doğal Seçilim, Bu Böceğin Tuhaf Boynuzunu Açıklayamıyor

Alıntı: Yeterince İyi

DANIEL MILO

Göz kamaştırıcı başlığıyla birlikte bir Bufalo dikenli böceği. USGS

Diken böceklerinin (Membracidae veya treehopper), çoğu bakımdan pek bir özelliği yok. Güney Kutbu hariç her yerde bol miktarda bulunan ve ağustos böcekleri (Cicadoidea) ile Cicadellidae böceğinin akrabası olan bu böcekler, yaklaşık 3.200 türe sahip. Her birey, iki ila yirmi milimetre arasında bir uzunluğa sahip. Birkaç ay yaşıyorlar ve bitki özüyle besleniyorlar. Bazı sosyal özelliklere sahipler fakat onları diğer sosyal böceklerden ayıran sıradışı nitelikleri yok.

Diken böceklerini ayrı kılan şey ise, onların başlığı. Her türün, kendine ait geniş ve süslü bir miğfer modeli var. Böcekbilimciler buna pronotum diyor. Bazıları diken gibi görünürken, diğerleri ise yaprak veya karınca gibi duruyor. Yine de bazıları, isim verilemeyecek kadar acayip. Bir kraliyet düğünündeki şapkalar bile, bu miğferlerin taşkınlığı karşısında sönük kalır. Ayrıca tüm o prenses ve düşeslerden farklı olarak; diken böcekleri, şapkalarını doğumdan ölüme kadar 7/24 giymek zorundalar.

Diken böceklerinin başlığını seçici bir tutumla gerekçelendirmek kolay değil. Onu bir oraya, bir buraya taşımak; kayda değer bir enerji yükü getiriyor. Bu yüzden, önemli bir şey yapıyor olmalı. Ne işe yarıyor olabilir? Söz konusu abartılı özellikler olduğunda, her zamanki şüpheli, kur yapmak oluyor. Ancak eşey ayrılığı mevcut olmadığından, bu ihtimal eleniyor. Başlıklar, her iki cinsiyette de eşit biçimde dağılmış; erkek ve dişileri yalnızca cinsel organlarıyla ayırt edebiliyorsunuz. Bir diğer muhtemel ihtimal olan ayrodinamik, mantığa meydan okuyor. Bazı başlıklar akımsal iken, diğerleri kesinlikle böyle değil. Bu fazladan yük, uçmak için her halükârda zararlı. Kamuflaj daha güçlü bir ihtimal fakat o da sorunlu. Başlığın şekli veya renginin çevreye uyum sağladığı durumlarda bile, aynı renklere sahip olan başlıksız bir böcek veya bunun tam tersi olan özdeş bir şekil; yarım veya daha küçük bir boyut ile gizlenme bakımından daha donanımlı olur. Daha küçük boyutlu şeyler de taklit edilmediğinden, bu miğferin yırtıcılara karşı kullanılan bir araç olmadığını düşünmek de mantıklı. Cevap, pekâla şu olabilir: Hiçbir şey!

Daniel Milo’nun yeni kitabı “Yeterince İyi”, şu an satışta. Harvard Üniversitesi Yayınları

Peki, bu miğfer ne için var? Benjamin Prud’homme ve Nicolas Gompel, diken böcekleri (treehopper) üzerinde yaptıkları titiz çalışmaya dayanan bir cevap öneriyorlar: Hiçbir şey için. Miğferin, esas işlevini kaybetmiş olan üçüncü bir kanat çifti olduğunu keşfeden araştırmacılar, Darwin’in işlevini yitirmiş organ savına başvurmuşlar. Miğferler; “esas işlevinden çıkan bir yapı veya organın, nasıl ‘çeşitli büyüme kanunlarının esnekliğine bırakıldığını’ gösteriyor . . . ve morfolojik çeşitlenme için yeni bir alt yapı sağlıyor.” Ancak insanlardaki apandis, piton yılanındaki pelvis ve balinanın bacak kemiği gibi zamanla bozulan tipik körelmiş organların aksine; boynuz böceğinin miğferleri abartılı bir ölçeğe doğru evrilmeye devam ediyor. Bazıları, bağlı oldukları vücudun geri kalanından iki veya üç kat büyük olabiliyor. Romanes’in yaptığı gözleme göre, belli özellikler; türleri birbirinden ayırıyor ve bu durum, türler için değil fakat bilim insanları için faydalı olabiliyor. Diken böcekleri de bu gözlemi destekliyor.

Tamahkâr sayman, görev başındayken yaklaşık 3.200 kez uykuya dalmış olabilir. Bu sonucu, doğanın aşırılığa eğilimli olmasına yoramayız. Bu eğilim, yalnızca türler için önemli olan özelliklerde geçerli; körelmiş organlarda değil. Koruma işinin, hayatta kalma olasılığı üzerinde hiçbir etkisi yoksa; güvelik unsurlarına da ihtiyaç yoktur ve bu yüzden, kontrolsüz büyüme olasılığı artmaz. Körelmiş organlar küçülmeli; genişlememelidir. Ancak uzun vadede ve anlaşılmaz sebeplerle; daha büyük ve daha garip olanlar galip gelmiş. Sonuçlar birer sanat eseri gibi; fakat seçici bir bakış açısına göre, sapkınlıktan başka bir şey değil. Üç binden fazla beyaz file ne demeli? Bu, çok sayıda istisna demek.

Bu miğferleri kapsayan asıl soru, daha önce karşılaştığımız bir soruya benziyor. Bu kadar aşırı olan bir şey nasıl geçerli olabilir? Bu kadar gereksiz ve büyük bir kütle; onsekizinci yüzyılda yaşayan ve “ölüme direnen işlev grubu” diyen Fransız anatomici Marie François Xavier Bichat’ın yaşam tanımına nasıl uygun olabilir? Diken böceklerinin yaşama azminden şüphe duymamıza gerek yok. Baruch Spinoza’nın söylediği gibi; “Her şey, kendi kuvvetiyle yapabildiği müddetçe, varlığını sürdürmeye çalışır.” Bu konuda düşünmenin bir diğer yolu da; ölümün nihai durum olmasıyla beraber, canlıların değişime direndiğini kabul etmektir. Değişim; bir sistemi dengeye geri döndüren olumsuz geribildirim ile karşılaşır. Olumlu geribildirim ise, bunun aksine; sistemi esas dengeden uzaklaştırır.

Yaşayan canlılarda, bu ısrarın nasıl işlediğini hep beraber açıklayabilecek üç işleyiş bulunuyor: Bunlar; kolaylaştırılmış çeşitlilik, özdenge ve tepkime ilkesi olarak ifade edilebilir. Kolaylaştırılmış çeşitlilik; 400 milyon yılı kapsayan tehlikelerin, aptallıkların ve aksi takdirde acayip gelişimin takip ettiği, 3 milyar yıllık doğal seçilimi ifade ediyor. Özdenge; canlının iç ortamını, dış ve iç ihlallere karşı koruyor. Tepkime ilkesi ise; her kalıtsal yapının, genetik yönden yeni bir çeşitlilik olmaksızın bir dizi fenotip oluşturabileceği anlamına geliyor. Bu işleyişler, toplu biçimde; sıradan canlının hayatta kalmasına ve gelişmesine olanak sağlayan doğal bir güvenlik ağı meydana getiriyor. Bu kuram, bu iki evrim arasındaki ayrımı doğal karşılıyor. Dünya üzerindeki yaşamın 3 milyar yıllık döneminde gerçekleşen ilk evrim esnasında; rekabetin ortasında meydana gelen adaptasyon (uyum), yaşamın tabiatında köklü değişimler ortaya çıkarmış. İkinci evrim esnasında ise bu güvenlik ağı çok kuvvetliymiş ki; bütün canlılar hayatta kalacak kadar iyiymiş. Bunun yanısıra boyutta, şekilde ve diğer görüntü özelliklerinde; seçilim bakımından etkisiz çeşitlilikler ile deney yapacak kadar iyilermiş.

Bu güvenlik ağı kuramının sadece bir kuram olduğunu vurgulamam lazım. Bunun, doğada yaptığımız gözlemleri açıkladığını kanıtlayamam ancak; egemen hikmeti faydalı bir şekilde tamamladığına ve onun boşluklarını doldurduğuna inanıyorum.

Pek tabi, doğal seçilimin bu kuramda çok önemli bir payı var: kendisi, bu güvenlik ağının ardındaki mühendis. Ancak onun rolü, “sadece” üç milyar yıl sürdü. Orta Kambriyen döneminden beri, olumlu seçilim, mimar ve tasarımcı rolüne indirgenmişken; doğal eleme (doğal müsamaha) ise baskın hale geldi. SSCB ve özdenge; türlerin görüntü ve ölçek ile serbestçe oynamasından sonra, bir seçilim süreci üzerinden sabitlendi ve en iyi duruma getirildi. Burgess Şeyli’nde bulunan vücut şekillerinin sıradışı çeşitliliği (508 milyon yıl önceye uzanan fosiller), sabitlenen altyapının gücünü gösteriyor. Güvenlik ağı o kadar güçlüymüş ki; genetik piyango, her türden sürdürülebilir sapmayı ortaya çıkarabilmiş. Yazıtımızın söylediği üzere, diken böceğinin miğferleri; sapmaların, “uygunsuzluk hükmü açıklanana ve yok etme cezası verilene” dek aşırı olması gerektiğini kanıtlıyor. Güvenlik ağı; en uygun olana ve vasata, doğanın fark gözetmeden verdiği bir teminât. Mükemmellik ne zarar getirir; ne de gerekli bir şeydir.

Vasat bile yeteri kadar iyi olabilir. Doğanın güvenlik ağı, elbette insanlara da fayda sağlıyor. Fakat burada bize özel bir şey var; hani yaşamın son tahkimini kazanmışız ya? Diğer herkese karşı avantaj sağlamış olmalıyız. Eğer iddiam tutarsa, bu avantaj seçilmemiştir. Galibiyetimiz, devasa seçilim külfetleri yükleyen bir organ ile kazanılmış; üstelik şöyle ya da böyle, rekabetin sonsuz olduğu bir yerde kimse kazanmaz.

Alıntı, Harvard Üniversitesi Yayınları tarafından basılan ve Daniel S. Milo’nun yazdığı, YETERİNCE İYİ: DOĞADA VE TOPLUMDA VASATLIĞA HOŞGÖRÜ kitabından uyarlanmıştır.

 

 

 

 

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

Abonelikle İlgili Konular İçin abone@doganburda.com

Eksik Sayılar İçin okurhizmetleri@doganburda.com

Müşteri Hizmetleri (212) 478 0 300

Danışma Hattı (212) 410 32 00

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir