Doğum Kontrol Çalışması Erkeklerin Korkak Olduğunu mu Kanıtladı?

Erkeklerde doğum kontrolü üzerinde yapılan bir çalışmada sona doğru geliniyor ve sonuç: ilaç, testi yüzde 96 başarı oranı ile geçti.60 yıl boyunca sadece kadınlar üzerine yüklenmiş olan doğum kontrolü sorumluluğu konusunda bu çalışma tünelin sonundaki farmasötik* bir ışık oldu.

Ne var ki, bu deney erkenden sona erdi– ki muhtemelen Facebook’ta karşınıza çıkmış bile olabilir. Evet, bu umut verici erkek doğum kontrol çalışması duygudurum değişiklikleri ve akne artışı gibi yan etkilerin sebep olduğu endişeler nedeniyle sona erdirildi.

Yıllardır doğum kontrol yöntemlerinde kadınlara bel bağlandığı için , erkeklerle yapılan çalışmanın bitirilmesi çok ironik. Erkeklerin bu çaresizliğinde de halkın göz belertmesi haliyle çok doğal. Ama şöyle de bir şey var: Araştırmacılar aslında deneyi bitirmek konusunda haklılardı.

Erkek ve kadın doğum kontrol yöntemleri arasında kabul edilebilir, yan etkiler açısından bir uyumsuzluk var gibi görünse de eğer yakından bakarsak Klinik Endokrinoloji ve Metabolizma Dergisi’nin (Journal of Clinical Endocrinology & Metabolism) gelecek sayısında yayımlacak olan çalışmaya göre durum bundan çok daha karmaşık.

Gerçekten ters giden neydi?

Birincisi, hiç kimse erkek doğum kontrol yöntemini satışa koymaya yanaşmış değil. Yeni çalışma Faz 2 çalışma seviyesindeydi- Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onayı ise üç aşamasından ikincisi. Kısaca, her fazda araştırmacılar katılımcılardan ilacın ne kadar etkili ve güvenli olduğuna dair verilerin yanında genel yan etkilerin neler olduğu ve ne sıklıkta görüldüğü konusunda yeterince veri toplandıktan sonra çalışmayı bir üst seviyeye taşıyor. Araştırmacılar sperm üretimini baskılayacağı düşünülen enjekte edilebilen hormonlardan oluşan ayrı bir kokteyl üzerinde çalışıyorlardı. Etkinlik açısından bakıldığında, bu kokteyl büyük bir başarı gibi görülüyordu: Yeterince bilgi sağlayan 266 erkek üzerinden sadece dördünün iki ayda bir yapılan enjeksiyon sürecinde partnerleri gebe kaldı. Bu sonuç kadınlardaki hormonal doğum kontrolü ile karşılaştırınca oldukça yüksek bir başarı. Ama –bu, hormonal doğum kontrolü alan herhangi birinin bileceği üzere– birkaç yan etkiye neden oldu. Katılımcıların yaklaşık yarısında doğum kontrolünde görülen sık bir yan etki olan akne artışı görülürken, katılımcıların çeyreği de enjeksiyon bölgesinde ağrı şikayeti yaşadı (ki bu da enjeksiyonların genel bir yan etkisidir). Ayrıca katılımcıların yüzde 15’i kas ağrısı rapor etti. Birkaç deneğin tekrar sperm üretebilmeye başlaması, enjeksiyonların bitmesinden sonra bir yıldan fazla sürdü.

Gerçek endişe ise davranışsal değişikliklerdi. Deneklerin üçte birinden fazlası libido artışını rapor ederken, yüzde 20’si tedaviyle alakalı olarak duygudurum değişiklikleri yaşadı. Ayrıca deney sürecinde bir tane de intihar olayı yaşandı ama araştırmacılar bunu deneyden alakasız tuttular.

Erkeklerin canını sıkan akne ve cinsel istek artışı değildi. Aslında, katılımcıların yüzde 75’i doğum kontrolünün, uğraştıkları yan etkilere değdiğini söylediler. Duygudurum ilişkili yan etkiler beklenmedikti ve asıl problemi bu konu oluşturdu. Bir çalışmanın kapsamı genişledikçe yan etkilerinin artmasını istemezsiniz, bu çalışmada da araştırmacıların Faz 1’den Faz 2’ye geçtiklerinde karşılaştıkları problem ise bu oldu.

“ Çalışma sürerken, araştıma ekibi çalışmanın ilerlemesini düzenli olarak inceleme kuruluna rapor etmek durumundaydı” diyor deneyin yazarı Dr. Mario Philip Reyes Festin (Dünya Sağlık Örgütü). “ Düzenli incelemelerin birinde yan etkilerin sıklığı ve şiddeti konusu dile getirildi. Özellikle duygudurum değişiklikleri ve artmış libido, aynı veya benzer ilaçlar ile ilgili yapılan diğer çalışmalara göre beklenenden çok daha yüksekti.”

Kadın doğum uzmanı ve bilim iletişimcisi Dr. Jen Gunter (çalışmada yer almadı) bu konuyu kendisine ait olan blogda işledi: Yan etkiler beklenmedik seviyede yüksekti ve belirli test merkezlerinde sonuçların çarpık olduğu görüldü. Bu durum ya ilaçların beklenenden riskli olduğunu ya da basitçe bazı araştırma merkezlerinin testleri yeterince iyi yönetmediğini ortaya koyuyordu. İki seçenek de pek parlak değil –ki genelde bir ilaç deneyinde deney sonuçlarının her koşulda aynı şekilde genel-geçer bir etkinlik göstermesi beklenir.

“ Bu şekilde yapılan çalışmalar, deneyde kullanılan ilaç miktarının ileriye dönük olarak modifiye edilmesi ve optimize edilmesi açısından önemlidir” diyor Festin. “ Yan etki açısından baktığımızda ise özellikle duygudurum ve libido değişikliği gibi katılımcıların hayat kalitesini bozan ayrıca sık ve ağır bir şekilde görülen durumların ortaya çıkması inceleme kurulunun katılımcıların güvenliğini sağlamak açısından deneyin erken bitirilmesi kararı almasını gerektirmiştir.”

Klinik deneyler 1950’lerde biraz farklıydı

Klinik deneyler 1950’lerde biraz farklıydı

Neden kadınlar için durum bu kadar zor ?

Klinik deneylerin yukarıda bahsettiğimiz şekilde ilerlemesini isteriz, yani mızmız erkeklerin (hormonal) doğum kontrolünü sürdürmek istemedikleri mitini devam ettirmek pek de doğru olmayabilir. Evet, zamanında kadınların gebelikten kaçınmak için bütün yan etkileri olduğu gibi kabul ettikleri düşüncesi de tuhaf gelebilir. Şüpheli görülen bir durumda deneyi sonlandırmak kötü bir fikir olmayabilir. “ Kadınlar da doğum kontrol çalışmalarından vazgeçebilirler. “ Gunter’ın blogunda yazdığına göre , “ ve bu kadınların korkak olduğu anlamına gelmez.” Hem de hiç. Snopes raporunda ayrıntılı olarak mızmız erkek anlatısına değinirken, kadın doğum kontrolünün tamamen bambaşka bir dönemde çalışıldığının altını çizdi. “Hap” 1950’de üretildiğinde, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) kontrolleri bu kadar sıkı değildi ve çok acele bir şekilde onay aldı. Aslında, ilaç en başta halkın tepkisini almamak için sadece ağır adet düzensizlik problemi olan insanlarda kullanılmak üzere pazara sunuldu. İşin tuhaf yanı, ilaç kullanmak için yapılan başvuru sayısında inanılmaz bir artışın olmasıydı. Önemli bir noktaya değinirsek ; o zamanlar hiç kimse hormonal doğum kontrolünün hastayı ne kadar etkilediğini şimdiki kadar yakından bilmiyordu. Cinsiyet Ayrımcılığı (Seksizm) o zamanlar daha da yükselişteydi , Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi şimdiki kadar sıkı değildi ve ortalama genç bir kadın, istenmeyen bir gebelik yüzünden şimdiye göre daha büyük bir sosyal kayıp yaşıyordu. Böylece tüm dünya “hapı” tüm yanlışlarıyla kabul etti, hatta bugün bile hormonal doğum kontrolünün potansiyel yan etkileri hâlâ açığa çıkarılmaya çalışılıyor– son bir çalışma genç kadınlarda doğum kontrolü ve depresyon arasındaki ilişki ortaya konulmaya çalışıldı.

1957’deki hap şimdiki Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’den geçebilir miydi? Öyle olmayacağını umuyoruz. Erkekler için çalışılan bu yeni kontraseptif(doğum kontrol yöntemleri) kokteyl 1957’de testleri geçebilir miydi? Belki, ama maalesef bunu hiçbir zaman bilemeyeceğiz.

Peki sırada ne var?

Bu çalışmanın erkenden bitirilmesi sanıldığı kadar da kötü bir şey değil. Erkek doğum kontrolü umut vaat eden bir alan– son birkaç ankette ortaya konulduğu üzere, erkeklerin yarısından fazlası teoride bunu kullanmak istiyorlar ve umut vaat eden katılımcıların yüzde 75’i gerçekten çok tatminkar- ayrıca deneyde kullanılan hormonal bileşik için de umut var. Daha iyi deneysel metotlar belki de yan etkilerdeki sıradışı artışı ortadan kaldırabilir veya daha düşük dozlar rahatsız edici duygudurum değişikliklerini ortadan kaldırabilir.

“Diğer maddelerin veya benzer ilaçların doz ayarlamalarının test edilmesi konusunda düşünülecek çok şey var “ diyor Festin. “Erkek doğum kontrolünün finansmanı kısıtlı olsa da halkın geniş ilgisini ve geçen haftaki gibi bu konuda ortak paydada buluştuklarını göz önüne aldığımız zaman bu, bize erkeklerin kendi üreme kabiliyetlerinin kontrolü üzerinde daha fazla rol sahibi olmayı istediğini gösteriyor. Bu yüzden bu tarz çalışmaların desteklenmesi gerekmektedir.”

Tüm dünya doğum kontrolüne daha adil bir şekilde ulaşmaya ihtiyaç duymaktadır. Ama bu istediğimiz şeye ulaşmak için özensiz bir çalışma yapma lüksünü tanımıyor.

*Farmasötik: kimya ve eczacılığın etkin madde dizaynı amacıyla organik ilaç sentezleyen disiplinler arası bilim


Çeviren: Semih Yegen

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir