Dünya’daki Toplu Yok Oluşta Bir Süpernovanın Parmağı mı Var?

Yeni bir araştırmaya göre, 2,59 milyon yıl önce gerçekleşen küçük çaptaki kitlesel yok oluşta, yüzlerce ışık yılı uzaklıkta meydana gelen yıldız patlamasının rol oynamış olabileceği düşünülüyor. Dünya’ya kısmen yakın yıldız patlamalarından, diğer adıyla süpernovalardan ulaşabilecek radyasyonun modelleme çalışmalarını yapan bilim insanları, bu radyasyonun Dünya ve üzerindeki yaşam formları üzerindeki etkiden yola çıkarak, Pliyosen çağından Pleistosen çağına geçişi tetikleyen yok oluşa da açıklık getirmeyi planlıyor.

Geçen birkaç milyon yıl içinde, yaklaşık 300 ışık yılı uzaklıktaki bazı yıldızların süpernovaya dönüştüğü biliniyor. Nisan ayında yayınlanan iki farklı çalışmada, bu süpernovalar hakkındaki yeni bulgular gün ışığına çıkarıldı. İlk çalışmada, araştırmacılar okyanus tabanlarından topladıkları örneklerde süpernova döküntüsünün güçlü bir göstergesi olan radyoaktif demir-60 izotopunun kalıntılarına rastladılar. Dünya’ya kozmik ışınlarla gelen ağır demir izotoplarının iki ayrı dönemde, günümüzden 3,2 ila 1,5 milyon yıl arasında ve daha önce de yaklaşık 8,7 ila 6,5 milyon yıl önce ulaştığı anlaşıldı. Yakın zamanda gerçekleşen süpernovanın olası yörüngelerini hesaplayan diğer bir grup araştırmacı da, patlamanın Dünya’dan 300 ışık yılı uzaklıkta gerçekleştiği ve yıldızın güneşimizden dokuz kat daha büyük olduğu kanısına vardı.

Yeni çalışmalar ışığında bilim insanları, yakın zaman süpernovalarının, Dünya’nın iklimini, dolayısıyla yaşamın gelişimini nasıl etkilemiş olabileceğini incelemeye başladılar. Bir süpernovanın toplu yok oluşa sebep olması için, Dünya’ya yaklaşık 26 ışık yılı mesafede gerçekleşmesi gerekiyor. Bulgularını Astrophysical Journal Letters’da yayımlayan araştırmacılara göre, “Sözü edilen süpernovalar, toplu yok oluşlara neden olamayacak kadar uzakta meydana gelseler de, Dünya’da gözle görülür etkilere yol açmış olmalılar.”

Bu olası etkilerden ilki, gökyüzünde haftalarca sürmüş olabilecek süpernova kaynaklı mavi ışımanın hayvanlarda uyku düzenini bozmasıdır. Ayrıca ışık hızında hareket eden kozmik ışınların, Dünya’ya ulaştıklarında, karadaki organizmalarda ve okyanusun üst katmanlarında radyasyon seviyesini üç katına çıkardığı, kanser ve mutasyon riskini artırdığışünülmektedir. Araştırmacılar bunun bir felakete yol açmadığını, fakat fosil kalıntılarında gözlemlenebileceğini vurgulamışlardır.

Ayrıca kozmik ışınlar, yapıları gereği, Dünya atmosferindeki iyonizasyondan sorumludur. Fakat Kansas Üniversitesi fizikçilerinden Adrian Melott’ın açıklamasına göre, “Yüksek enerjili kozmik ışınlar molekülleri parçalayabilir, elektronları atomlarından ayırabilir ve hepsini de kara seviyesinde yapar ki, bunlar normalde yüksek irtifada gerçekleşir.”

Bu da, atmosferimizin en alt katmanında, neredeyse 1000 sene sürmüş olabilecek, normalin on katında iyonlaşmaya sebep olmuş olabilir. Melott ve çalışma arkadaşlarına göre, “Özellikle dengesizlik önceden mevcut ise, böyle bir olayın iklimsel değişikliğe yol açmış olması olası.”

Sonuç olarak araştırmacılar, yakın zamanlı süpernovanın sebep olduğu radyasyonun, Pliyosen çağının sonunu getirmiş olabileceği görüşünde birleşiyorlar. Bunun bulut formasyonlarını, yıldırımları veya atmosferik diğer olayları nasıl etkilediğini görmek için daha ileri araştırmalara ihtiyacımız var.


Saba Çil Yenier

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir