Elime Neden Bir Çip Naklettim?

Benim sözde sayborg yaşamım.RFID implantı Yazarın nakledilmiş olan RFID çipini (yonga) eli hareketsiz iken görmek zor (solda), fakat parmaklarını hep birlikte sıktığı zaman deride çıkıntı yapıyor (sağda). Çipin üzerindeki küçük nokta, şimdi iyileşmiş olan, çipin birkaç ay önce nakledildiği bölgeyi gösteriyor.

RFID implantı Yazarın nakledilmiş RFID çipini (yonga) eli hareketsiz iken görmek zor (solda), fakat parmaklarını hep birlikte sıktığı zaman deride çıkıntı yapıyor (sağda). Çipin üzerindeki küçük nokta, şimdi iyileşmiş olan, çipin birkaç ay önce nakledildiği bölgeyi gösteriyor.
Birkaç ay önce, Austin Toplantı Merkezi’nin sergi salonunda, sol elimi temiz bir kağıt yaprağının üzerine düz şekilde koydum ve çok uzun, cana yakın bir adam, başparmağım ile işaret parmağımın arasındaki bölgeye bir RFID çipi yerleştirdi. “Ah, derin kalınmış,” dedi, iğneyi biraz daha zorlayarak. İnternette bir kadın olmak hakkında gönülsüzce bir şaka yaptım ve herşey tamamlandı.
Bugün, ufak yara kabuğu iyileşti ve cihaz, tenimin yüzeyinin hemen altında duruyor. Burada, küçük bir hap elimden çıkıntı yapmış gibi görünüyor. İnsanlara bende bir RFID çipi olduğunu söylediğimde, sık sık kafa karışıklığı ve küçük bir damla korkuyla tepki gösteriyorlar. “Sende bir ne var? Neden?” Ardından, derim üzerinden küçük kabarcığa dokunmak istiyorlar; eğer baş ve serçe parmağımı beraber sıkarsam, tümseği görebilir ve sert olan dış tarafını hissedebilirsiniz.
Dokundukları şey, cam ile örtülmüş pasif bir yakın alan iletişim (NFC) çipi. Eğer iş yerinizdeki anahtar kartı okuyucusuna bir kart dokundurmak zorunda olduysanız veya bir şeyin ücretini ödemek için bir kart okuyucusunun yakınına telefonunuzu tuttuysanız, muhtemelen yakın zaman önce bunun gibi bir çip kullanmışsınızdır. Eğer mikroçipe sahip bir evcil hayvanınız varsa, elimdekiyle aynı teknolojiye sahip olan bir hayvan ile birlikte yaşıyorsunuz demektir.
Ölçek için, yirmibeş sentin yanında duran, Tehlikeli Şeyler çevrimiçi mağazasından alınmış nakledilebilir bir RFID çipi

Ölçek için, yirmibeş sentin yanında duran, Tehlikeli Şeyler çevrimiçi mağazasından alınmış nakledilebilir bir RFID çipi

Çoğu kişinin insanlara nakledilmesi için tasarlanmış olan bunun gibi RFID çipleri satın aldığı yer, dört farklı nakledilebilir radyo vericisi satan çevrimiçi bir mağaza olan Tehlikeli Şeyler’dir. Kurucusu olan Amal Graafstra, benimkini nakleden uzun boylu adam. Tehlikeli Şeyler, dünyanın her yerindeki vücut korsanlarına bu implantlardan binlerce tane sattı. Bu kişiler, ev ve işyeri kapılarını açmaktan, arabalarının kilidini açmaya, bir telefonda otomatik olarak gösterilen GIF’ler gibi eğlence projelerinden coğrafi bir yeri işaretlemeye kadar, bunları herşeyde kullanıyorlar. Çip ayrıca bilgi de depolayabiliyor ve (eğer çip okuyucu ona çok yakından tutulursa) bu veriyi aktarabiliyor.
İmplant hakkında bana en çok sorulan sorulardan biri (“bunu neden yapıyorsun?”dan başka) izleniyor olup olmadığım. Kısa cevap, hayır. RFID çipleri o kadar güçlü değil. İş yerinizin anahtar kartını tekrar düşünün: Eğer onu bir çanta veya cüzdan üzerinden çalıştırmakta sorun yaşadıysanız, bu çiplerin, uzak mesafeler bir kenara dursun, herhangi bir şey üzerinden iletim yapmakta iyi olmadıklarını bilirsiniz. Benim çipim kesinlikle bir uydu ile iletişim kuramaz. Tıpkı köpeğinizin mikroçipinin kaçıp gittiğinde onun konumunu bulamadığı gibi, benim RFID çipim herhangi birisine nerede olduğumu söyleyemez; ben isteseydim bile bunu yapamaz. Üstelik implantımın sahip olduğu tek kısıtlılık bu değil. Benim implantım, düşündüğünüzden hem daha az korkutucu hem de daha az kullanışlı.
Şu an çoğu sistem, bağımsız NFC çipleri ile çalışmak için tasarlanmamış. Örneğin iPhone’lar, Apple Pay’den başka herhangi bir şey için dahili NFC okuyucuyu kullanmanıza izin vermez, yani implantımı kullanarak iPhone’umun kilidini açamam. Ancak, eşimin Android’inin kilidini açabilirim. İnsanlara, evet, elimdeki bu küçük cam cihazın bir şey yaptığını göstermek için bu eğlenceli parti muzipliğini gösteriyorum. Ayrıca eşimin telefonunu gizlice gözetliyorum. (Şaka yapıyorum, onu gözetlemiyorum.)
Bazı insanlar da, elimin artık karşısına çıkan her kapıyı açabildiğini düşünüyor gibi görünüyor. Bu da doğru değil; iş yerinizin anahtarı, komşu binaların kapılarını açmaz, benim elim de açmıyor. RFID çipini kullanmak için, sistemin iki tarafını da kontrol etmem lazım. Örneğin Graafstra, sol elindeki implantı, arabasının ve evinin kapı kilitlerini açmak için programlamış. (Benim bir arabam yok ve apartmanda kirada oturuyorum, bu yüzden kapımıza özel bir kilit kurmayacağım, fakat bu, RFID çipinin suçu değil.)
Bu yüzden implantım, düşünebileceğinizden hem daha az korkutucu hem de daha az kullanışlı. Bilgi depolama becerisi bile sınırlı. Çipim, sadece 1000 bayt kadar veri depolayabiliyor. Bunu başka bir yönden göstermek gerekirse, sadece 100 karakter içeren bir belge, 800 bayt yer kaplıyor. Diğer bir deyişle benim çipim, sadece yaklaşık bir adet Tweet depolayabiliyor. Bu 1000 bayt, kullanışlı bir depolama görevi görmeyebilir; fakat diğer pek çok şeyi hâlâ yapabilir.
X-ışınlarında RFID implantı. Biyokorsan Amal Graafstra'nın ellerinin bu x ışını görüntüsü, nakledilmiş RFID çiplerini gözler önüne seriyor.

X-ışınlarında RFID implantı. Biyokorsan Amal Graafstra’nın ellerinin bu x ışını görüntüsü, nakledilmiş RFID çiplerini gözler önüne seriyor.

 

2002 yılında, RFID implantlarını duymamdan çok daha önce, Kanada’lı sanatçı Nancy Nisbet, kendi internet kullanımını takip etmek amacıyla çip kullanmak istemiş. Planı, faresine bir RFID okuyucu koymak ve internette eğlence amaçlı gezinirken bir elini kullanmak, çalışırken diğerini kullanmakmış. Fare, ellerindeki çiplerin ne kadar sık kullanıldığını algılayacak ve onun çevrimiçi olarak ne kadar sıklıkta çalıştığını veya oyun oynadığını listeleyecekti.
Daha yakın zamanlarda, insanlar bilgisayarlarının kilidini açmak için NFC çipleri kullanmıştı. Bir sanatçı, kendi implantına (çok basit) bir GIF kodlamıştı ve Android telefonuyla onu taradığı zaman, animasyon çıkıyordu. Bir başkası, çipini coğrafi bir işaret bölgesine dönüştürmüştü. İnsanlar çipleri daha karanlık şeyler için kullanmaya da kalkıştı. Bir korsan, birisinin telefonunu çipli elinde tutarak ona zararlı yazılım gönderebileceğini iddia etti.
Bunlar, implant ile yapılacak eğlenceli, aptal şeyler. Fakat kuramsal olarak, imkanlar çok daha büyük ve daha faydalı. Onu kendi banka hesabıma bağlayabilir ve bakkalda ödeme yapmak için kullanabilirim. Onu geçiş kartıma bağlayabilir ve belirli metrolara girmek için kullanabilirim. Fakat ortadaki sorun, bu sistemlerin benim serseri implantım ile çalışmak için tasarlanmamış olmaları; bence bu mantıklı. Dolasıyla, az miktardaki insanın elinde çip olduğu için, onlara göre tasarım yapmak verimsiz olur. Ayrıca bu RFID çipleri düzenlenmiş ve kontrol edilmiş değil, bu yüzden kuramsal olarak birisi kendi çipine kötü şeyler koyabilir ve bir sistemi bozabilir. Ayrıca, bakkal ve metro tarayıcıları, dış NFC çiplerine erişime izin verdiklerinde, muhtemelen implantımı daha yeni bir sürüme yükseltmem gerekecek.
Şikayet etmiyorum. Çipi aldığım zaman fazla bir şey yapamayacağını biliyordum, ve onunla biraz daha deney yapmak istiyorum: elimin coğrafi bir işaret bölgesi olmasını isteyecek kadar yabancıları sevmem, fakat bisiklet kilidimin bir anahtar olmadan açılması için onu yenilemeyi denemeyi planlıyorum, ve şu an, eşimin telefonunu kaptığım ve yeni sayborg parti muzipliğimi yaptığım zaman hangi tür GIF geleceğini seçiyorum. Fakat şimdilik bu sadece elimde duran ve çoğunlukla eğlenceli olan bir tümsek.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

Abonelikle İlgili Konular İçin abone@doganburda.com

Eksik Sayılar İçin okurhizmetleri@doganburda.com

Müşteri Hizmetleri (212) 478 0 300

Danışma Hattı (212) 410 32 00

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir