Etrafınızdaki Herkesin Sizden Daha Fazla Arkadaşı Olduğunu Düşünüyorsanız, Muhtemelen Hatalısınız

Normal bir şey.

SHANA LEBOWITZ

Sadece geçenlerde, bir lokantaya veya kahve dükkanına tek başıma gidecek cesaretim olmuştu.

Şimdi bile, böyle yaptığım zaman sandvicime veya çay bardağıma doğru çöker, etrafımdaki tüm ikililerin benim hakkımda tam olarak ne düşündüklerini bilerek onlara sinsi bakışlar fırlatırım: Ne. Ezik. Ama. Yarım saatliğine bile kendine eşlik edecek birini bulamıyor mu?

Makul bir seviyede, kimsenin bunu düşünmediğinin farkındayım; herkesin kendi sorunları var ve New York’ta yalnız başına bir sandviç yiyen birisi o kadar da dikkat çekmiyor.

Fakat bu anlardaki iç monoloğum, her yerde herkesin benden daha çok arkadaşı olduğunu, sandviç yeme bakımından daha güvenilir ortakları olduğunu söyleyen daha büyük, daha sürekli olan bir kaygıyı yansıtıyor.

Yeni bir tez, bu şekilde düşünmede yalnız olmadığımı söylüyor (kelime oyunu yapmıyorum). Personality and Social Psychology Bulletin bülteninde yayınlanan tez, hepimizin, diğer herkesin bizden daha fazla arkadaşı olduğunu düşündüğümüzü ve bu konuda hatalı olduğumuzu öne sürüyor.

O zamanlar British Columbia Üniversitesi’nde (UBC) bir yüksek lisans öğrencisi olan Ashley Whillans’ın önderlik ettiği bir araştırmacı takımı, UBC’de birinci sınıfta okuyan öğrencileri kullanarak iki tane çalışma yürüttü.

İlk çalışma için, 1.000’den fazla öğrenciye okulda kaç tane yakın arkadaşları olduğu ve okuldaki diğer birinci sınıf öğrencilerinin kaç tane yakın arkadaşı olduğunu düşündükleri soruldu.

Sonuçların gösterdiğine göre pek çok öğrenci, kendisinin diğer herkesten daha az ünlü olduğunu düşünmeye yatkınlık gösteriyordu. Ortalama olarak, birinci sınıfa gidenler 3.63 tane yakın arkadaşları olduğunu ve birinci sınıfa giden diğer insanların ise 4.15 yakın arkadaşı olduğunu düşündüklerini söylemişti.

Araştırmacılar, ikinci çalışma için yaklaşık 400 birinci sınıf öğrencisine bazı ek sorular sordu. Bu sorular arasında, okulda tanıştıkları insanlarla ne kadar süre sosyalleştikleri ve diğer birinci sınıfların bunu ne kadar yaptıklarını düşündükleri vardı.

Öğrencilere kendi mutluluk ve yalnızlıkları hakkında da sorular soruldu.

Benzer bir kalıp ortaya çıktı: Pek çok öğrenci, yanlış şekilde, diğer öğrencilerin daha uzun süre sosyalleştiğini sanmıştı.

İşte işler burada gerçekten ilginç hale geliyor. Araştırmacılar, sınıf arkadaşlarının kendilerine göre daha fazla yakın arkadaşı olduğunu düşünen öğrencilerin, kendi mutluluklarının da daha düşük seviyede olduğunu söylediğini buldular.

Araştırmacılar ikinci çalışmaya katılan öğrencilere, yaklaşık dört ila beş ay sonra bu anketleri yeniden doldurttular.

Bunun sonucunda, bu dört ila beş ay içinde, sınıf arkadaşlarının kendilerinden biraz daha çok yakın arkadaşı olduğuna inanan öğrencilerin, sınıf arkadaşlarının kendilerinden çok daha fazla yakın arkadaşı olduğuna inanan öğrencilerden daha fazla arkadaş edindiğini söylediklerini gördüler.

Demek ki kendiniz hakkında biraz kötü hissetmek, en azından bir dereceye kadar, harekete geçirici bir etmen olabilir. Daha önce yapılan araştırmalarda, kendinizi diğer insanlarla karşılaştırmanın genelde kötü bir fikir olduğu, çünkü diğer insanların sadece olumlu duygularını görüyor olabileceğiniz ve hayatla mücadele eden tek kişinin kendiniz olduğunu sanabileceğiniz öne sürülmüştü.

Bu çalışma, sosyal karşılaştırma etkilerinin belki de göründüğünden daha incelikli olduğunu öne sürüyor.

Bu bulguların, matematikçilerin arkadaşlık ikilemi olarak adlandırdıkları şeyle açıklanması mümkün.

Steven Strogatz’ın The New York Times gazetesinde yazdığı üzere, bir arkadaş grubu, ortalama olarak gruptaki bireylerden daha yüksek sayıda arkadaşa sahiptir.

Bunun sebebi, ortalamanın ağırlıklı olmasıdır: “Ünlü arkadaşlar … ortalamaya oransız şekilde katkı yaparlar, çünkü bu kişiler sahip oldukları yüksek arkadaşlık puanının dışında, daha sık miktarda da arkadaş olarak adlandırılırlar.”

Araştırmacılar arkadaşlık ikilemini kabul ediyorlar fakat bunun, kendi bulgularını açıklamasının muhtemel olmadığını, çünkü katılımcılardan kendi arkadaşlarının değil, birinci sınıfa giden ortalama birisinin arkadaş sayısını tahmin etmelerini istediklerini söylüyorlar.

Bu sonuçların, üniversite birinci sınıfların ötesine uzanmaması da mümkün; gerçi ben kişisel olarak “herkes benden daha ünlü” hissini her zaman yaşıyorum.

Sanırım ister bir üniversite öğrencisi olun ister tam teşekküllü bir yetişkin, bu durum biraz o güzel ve eski iç konuşmadan ibaret: Ben bu şekilde hissediyorum ama gerçekte durum böyle olmayabilir. Bunu bir sonraki tek kişilik öğle yemeği buluşmamda deneyeceğim.

 

 

 

 

Business Insider

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir