Farelerin Beyinlerinde Cinsiyete Özgü Beyin Hücreleri Keşfedildi

MIKE MCRAE

Yeni bir keşfe göre, erkek ve dişi farelerin beyinleri, hücresel seviyeye kadar uzanan önemli farklılıklara sahip olabilir.

Genetik faaliyetlerin okunmasına dayalı şekilde; farelerin sinir sisteminde saldırganlık ve eşleşme davranışlarından sorumlu olan bölgedeki sinirler, iki cinsiyet arasında kimyasal olarak hafif ancak belirgin ölçüde farklı şekillerde yapılanmış görünüyor.

Bulgular henüz diğer memeli türlerinde test edilmiş değil; bu yüzden, pek çıkarım yapamayız. Fakat bu araştırma, diğer hayvanların beyinlerinin daha fazla incelenmesine yönelik gerekçe sunan, etkileyici bir çalışma olma niteliği taşıyor.

California Teknoloji Enstitüsü ve Seattle’daki Allen Beyin Enstitüsü’nde çalışan araştırmacılar, hem erkek hem de dişi farelerde, alt orta hipotalamus ventrolateral altbölümü (VMHvl) adı verilen bir beyin bölgesine bakmışlar.

Farelerdeki VMHvl, yalnızca 4.000 hücreden oluşan ufak bir bölge; fakat epey bir iş yürütüyor ve metabolizma ile karmaşık cinsel ve sosyal davranışlarda önemli bir rol oynuyor.

Araştırmacılar bu bölgedeki hücre tiplerini belirlemek için, aktif şekilde RNA’ya çevrilen genleri tanımlayan, tekil hücre RNA okuma teknolojisini kullanmışlar.

Bu önemli bir şey çünkü bir türün tam genomu, her hücrenin çekirdeğinde tutulsa da; bu genlerin sadece sınırlı bir kısmı, belirli bir hücre tipinin ihtiyaçlarını karşılayan proteinlere dönüştürülüyor. Örneğin, bir kan hücresinin farklı ihtiyaçları var ve bu yüzden, bir cilt hücresine göre farklı genleri faaliyete geçiriyor.

Bu teknoloji sayesinde bilim insanları, her hücrenin genetik kütüphanesinde okunmakta olan ‘kitapların’ bir görüntüsünü elde etmiş ve bireysel olarak her hücrenin fiziksel oluşumu ile faaliyetinin nasıl farklılık gösterdiğini daha iyi anlamışlar.

Eğer yakın mesafedeki gen kümeleri, bir görev yürütmek amacıyla hep birlikte ifade ediliyorsa, hücrelerin belli bir tipte olduğu düşünülüyor.

Takım, beyin dokusuna ait bu ufak parçada, toplamda 17 ayrı beyin hücresi tipi tanımlamış ve ardından, yerinde floro melezleme adı verilen bir süreç yardımıyla parlayan genetik etiketler kullanarak bunları doğrulamış.

Kulağa pek çok beyin hücresi tipi varmış gibi gelse de; bu seviyede bir çeşitliliği ortaya çıkarmak, o kadar da şaşırtıcı olmamalı. Yapılan benzer araştırmalarda, hipotalamusun tamamında birçok hücre tipi halihazırda belirlenmiş durumda.

Analiz edilen erkek ve dişi beyinler arasındaki sinir tiplerinde belirgin farklılıklar olması, (en azından memelilerde) daha önce hiç görülmeyen bir şeymiş.

Bu hücre tiplerinden bazılarının, iki fare cinsinden birinde daha büyük miktarda olduğu bulunmuş. Özellikle bir tanesinin, sadece erkek farelerin beyinlerinde mevcut olan bir enzimi ürettiği biliniyormuş.

Ancak yeni belirlenen diğer hücre tipi, dişi farelere özgüymüş ve erkek farelerde hiç bulunmamış.

Bir diğer önemli nokta da; bu farklılıkların, zıtlık oluşturan cinsiyet kromozomlarının doğrudan bir sonucu olmamasıymış. Çünkü bu farklı beyin hücresi tipleri, her iki cinsiyette de bulunan genomun bazı bölümlerindeki gen kalıplarına kadar takip edilmiş.

Genelde bir cinsiyette faal olan fakat diğerinde olmayan genlerin bulunması pek şaşırtıcı değil. Buradaki ufak fakat önemli olan keşif; beyin hücrelerinde, onları fiziksel bakımdan farklı tipler yapacak kadar geniş olan faaliyet kümelerinin bulunmasıymış.

Şaşırtıcı gelen şeylerden biri de, bu belirli farklılıkların yalnızca az bir kısmının belirli davranışlarla uyuşuyor gibi görünmesiymiş. Bu durum, cinsiyete dayalı olan bu hücre tiplerinin birçoğunun tam olarak ne yaptığına dair soruları akla getiriyor.

California Teknoloji Enstitüsü’nde biyolog olan David Anderson, şöyle söylüyor: “Bu sonuçlar, erkek ve dişi memelilerin beyinlerinde, gen ifadesinde olduğu kadar hücresel bileşim seviyesinde de farklılıklar bulunduğunu; fakat bu farklılıkların hafif olduğunu gösteriyor. Söz konusu farklılıkların işlevsel anlamı henüz açıklanmış değil.”

Bu, zaten tartışmalı olan bir konudaki görüşleri kutuplaştırması kesin olan bir karar. İnsan cinsiyetinin kültürü ve biyolojisi üzerine yapılan araştırmalar, basmakalıpların ve yanlış bilgilerin yer aldığı geçmişiyle öne çıkan ihtilaflı bir konu.

Üstelik, laboratuvar hayvanlarında yapılan çalışmaların, insanlara nasıl uygulanabileceğini bilmek kolay değil. Muhtemelen benzersiz canlılar değiliz; fakat bu varsayım, kendisini destekleyecek daha ileri araştırmaların yapılmasını gerektiriyor.

Dikkatli yürüyerek söylemek gerekirse; bunun gibi çalışmalar, düşünmeden reddedilecek şeyler de değil.

Fareler gibi; bizim beyinlerimizin de Y kromozomumuz olup olmadığına bağlı olarak farklı davranışları desteklemesinin yanısıra, cinsiyete özgü işlevlerden sorumlu olabilen, temelde farklı hücre tiplerine sahip olması da muhtemel.

Bu durum, kadın ve erkeklerin farklı gezegenlerden geldiği anlamına gelmiyor. Genetik karmaşık bir alan ve kalıplara dayalı genelleme yapabilsek de, bireysel farklılıklar veya kültürel etkilerin önemini gözardı etmek olmaz.

Tekil hücrelerde aktif şekilde okunmakta olan genlerin detaylı bir kitaplık listesini sunabilen teknoloji; zihinsel sağlıktan evrime ve gelişen vücutlarımıza kadar her şey hakkında bildiklerimizi değiştiriyor.

İnsan biyolojisinin tam olarak ne kadar çeşitli olabileceği karşısında şaşırmamak neredeyse elde değil.

Araştırma Cell bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir