Ana Sayfa KONULAR BİLİM Geleceğin Binalarını Robot Topluluklar İnşa Edecek

Geleceğin Binalarını Robot Topluluklar İnşa Edecek

0
30
Her Şeyi Bozacak ya da Geliştirecek Yeni Ortaya Çıkan

Sadece bir olasılık değil – daha iyi bir olasılık.

Her Şeyi Mahvedecek ve/veya Düzeltecek, Gelişmekte Olan On Yeni Teknoloji: Pek Yakında. Kitabın adı: Soonish, Yazarlar: Kelly ve Zach Weinersmith.

Aşağıdaki yazı, Kelly ve Zach Weinersmith’in yazmış oldukları Soonish isimli kitaptan bir alıntıdır.

Az ama artan sayıda bilim insanı ve mühendise göre, robotik, bilgi işlem ve diğer teknolojilerde meydana gelen ilerlemeler sayesinde, robotlarla bina yapmak nihayet mümkün oluyor. Sadece mümkün değil, böylesi eskisine göre çok daha iyi olacak diye düşünüyorlar. Robotlarla yapılan inşaatlar, muhtemelen inşa hızını ve kalitesini arttırırken, maliyetleri de düşürecek.

Bunun için, 3B yazıcı olarak çalışan dev köprüler, inşaat işçilerinin yerini alacak tekerlekli robotik kollar gibi bir çok yol bulunuyor.

Dev bir robotun evimizi inşa etmesini isteriz. Çünkü “dev bir robot evimizi inşa ediyor” ibaresi dev ve robot sözcüklerini bir arada içeriyor. Fakat dev yaklaşımı ev inşa etmek için en ideal yol olmayabilir. Sadece kamyon büyüklüğünde bir robot bile, şantiye içerisinde oldukça hantal olabilir. Ayrıca, her şeyi yapan tek bir büyük robot söz konusu olduğunda, o robot bozulursa herhangi bir şey yapma kabiliyetinizi de onunla beraber kaybediyorsunuz.

Ya az sayıda büyük robot yerine, çok sayıda küçük robotumuz olsaydı? Böcek sürüleri ya da insan kalabalıkları gibi davranabilen robot toplulukları, kendilerinden daha büyük yapılar inşa edebilselerdi mesela. Dev bir vinç sistemi ile yaptığınız ev, portalın yüksekliğinden daha yüksek olamıyor. Oysa robot toplulukları, küçük küçük robotlardan oluşuyorlar ve kendilerinden çok daha büyük yapılar inşa edebiliyorlar.

Kararlar kararlar… Bu şekilde daha güvenli olur. Yani, eğer milyonlarca ufak örümcek-bot yaparsak, hepsi birleşip bizi öldürmeye karar veremezler.
Kelly ve Zach Weinersmith

İnşaata yönelik yapılan robot topluluklarından bazıları için biyolojiden ilham alınmaktadır. Harvard’tan Dr. Justin Werfel ve daha önce Harvard’da bulunmuş ve buradan da Cornell’e gelmiş olan Dr. Kirstin Petersen’in birlikte yaptıkları araştırmanın botlarında termitlerden (beyaz karınca) esinlenilmiş. Petersen’e göre, “Hayvan krallığında bireylerin büyüklüğünün tersine, bunlar en uzun yapıları oluşturuyorlar. Bireyin kendi büyüklüğünden binlerce kez daha büyük bir çok proje hayata geçirilebilir. Bunu yapabilirsek, yüzlerce insan Eyfel Kulesi gibi bir bina inşa edebilir, hem de tek bir koordineli kroki bile gerekmeden. Bu da harika bir şey olur.”

Dr. Werfel ve Dr. Petersen, projede işbirliği yapıyorlar olsalar da, konuya çok farklı açılardan bakıyorlar. Dr. Werfel, robotların izleyeceği kuralları belirten programları yazıyor ve “gerçek termitlerin ne gibi bir programla çalıştığını anlamaya çalışıyoruz,” diyor. ”Termitler gerçekten çok karmaşıklar, hangi kuralları kullandıklarını hakikaten bilmiyoruz, fakat işim termitlerin yapabileceği şeylerden esinlenerek basit bir program yazmaktı.” Petersen, termitten esinlenerek robotlar tasarlıyor, kuruyor ve “robotlar çok kolay anlaşılabiliyor, diğerleri çok basit bir şekilde tırmanırken robotlar, kendilerini daha iyi kılan ve Whegs denilen tekerlekli bacaklara sahipler,” diyor. (Whegs – İngilizce wheels ve legs kelimeleri birleştirilerek türetilmiş, tekerlekli bacaklar anlamına gelen bir kelime.)

Whegtronic  robotlar, özel yapılmış tuğlaları alırlar sonra da onları uygun yerlere götürür ve büyük yapılar oluşturmak üzere yerlerine koyarlar. Bu zaten harikadır, ama onları özellikle ilginç kılan, bağımsız hareket etmeleridir. Topluluk herhangi bir merkezi koordinasyona sahip değildir ve topluluk grubunun hiç bir üyesi diğer topluluk üyesinin yaptıklarının farkında değildir. Her robot bir tuğla alır, sonra küçük bir talimat seti yardımıyla nereye koyacağını belirler.

Katalonya İleri Mimarlık Enstitüsü’nden bir grup araştırmacı, bir inşaat robotları topluluğu oluşturuyor. Bu amaçla minibuilderler adını verdikleri bir minik inşaat işçileri topluluğu imal ettiler. Minibuilderler temel olarak, bir çamaşır sepeti boyutuna sahip küçük 3B yazıcılardır ve katmanlar halinde beton dökerler. Beton püskürtme memeleri olan robot kaplumbağalar düşünün.

Tamamen bağımsız değiller. Bir düzine küçük robotun her birinin içine beton yapma kabı koyamazsınız. Bunun yerine, minibuilder botlarının her birine, onları besleyen merkezi bir beton ağza eklenir. Dev korkutucu dokunaçlı bir bot gibi düşünülebilir. Dokunaçlı bir bota ev inşa ettirmenin en büyük dezavantajı, dokunaçlarının karışık olmasıdır. Masa üstündeki karmaşıklığı tahmin edin, çevre birimlerin tamamı betonun püskürterek koşuşturuyorlar. Mevcut minibuilder kurulumunda, bildiğimiz kadarıyla robotikçiler, minibuilderlerin birbirine karışmasını önlemek için dolaşmak zorundalar.

Bu robotları özellikle ilginç bulmamızın sebebi, toplu bot fikri ile 3B baskı birleştirilmiş olmasıdır. Ayrıca, minibuilderin bir türü, kendisini bir yapının yanına çekmek, tırmanmak ve daha fazlasını inşa etmek için vakum kullanabiliyor.

Açıkçası, bağımsız bir 3B baskı robotu topluluğuna sahip olursanız ve ucuz bir sanat eseri inşa ederseniz, bu bir süre sonra monotonlaşır ve sonunda aynen quadcopter (dört pervaneli robot helikopter) botlarla uçmak gibi bir şey haline gelir.

Dr. Fabio Gramazio ve Dr. Matthias Kohler, Zürih’te çılgın bir bilim laboratuvarı işletiyorlar; burada robotlar güzel yapılar ve cepheler inşa ediyorlar. Bir de, Dr. Raffaello D’Andrea ile koordineli, uçan dronlardan dehşet topluluklar oluşturmaya odaklı oldukça güzel bir proje bulunuyor. Projedeki dronlar, bağlayıcı bir madde ile kaplanmış tuğlaları alıyorlar ve yapıyı oluşturuncaya kadar birer birer yerleştiriyorlar. Henüz yapışkan tuğlalardan yapılmış bir evde yaşamaya hazır olmayabiliriz, ancak bu işin sadece başlangıç aşaması.

Bir sürü uçan botunuz olduğunda, her bir tuğlayı tam olarak yerleştirip, karmaşık yapılar veya ilginç kalıplar oluşturmalarını sağlayabilirsiniz. Fakat bunu yapmak için, dronlara ne yapılacağını söyleyeceğiniz ve onları izleyebileceğiniz, bir hareket yakalama kamerası sistemine sahip olmalısınız. Laboratuvardayken sorun yok ama bunları dışarıya çıkarmak biraz zor olabilir.

Topluluk paradigmasının bir özelliği, bireysel botların nispeten kolay harcanabilir olması. Bir iş özellikle tehlikeliyse (New Jersey’deki gibi bir depremden sonra ya da mesela tehlikeli bir ortama bina yapılacaksa), insanlar veya büyük inşaat makineleri yerine, çok sayıda küçük bot tercih edilebilir. Belki ileride, uçan ve yere dayalı robotların bir kombinasyonu, Avustralya’daki çekirgeler gibi ortaya çıkacaklar ve geçtikten sonra arkalarında güzel bir bina bırakacaklar.

Şimdi biz bu sayede, sıhhiye, elektrik, su ve barınakların felaket bölgelerine çok daha hızlı, çok daha ucuz ve çok daha güvenli bir şekilde ulaştırıldığı bir dünya hayal edebiliriz. Bütün bunlar, termitlere bakarak çok fazla vakit geçiren bir çift meraklı bilim insanı sayesinde olacak, kendilerine teşekkür ederiz.

Kelly ve Zach Weinersmith’in yazmış oldukları Soonish, Ekim 2017’de Penguen Press tarafından basılmış ve burada yayınlanması için gerekli izin alınmıştır. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here