Kötü Haber: Öğrencilerin %80’i, Gerçek Ve Sahte Haberler Arasındaki Farkı Söyleyemiyor

 Bu düşündüğümüzden daha kötü.
 
Çoğumuz, sosyal medyanın başına bela olan ‘sahte haber krizi‘ hakkında bir şeyler duymaktan bıktık. Fakat yapılan yeni bir çalışma, bunun, kabul etmek istediğimizden daha fazlası olabileceğini gösteriyor, çünkü yeni nesil internet okuryazarlığı öğrencileri bile, sahte haberleri gerçek haberlerden ayırt edemediklerini kanıtladı.
 
Yeni yapılan bir çalışma, ABD’de ankete katılan lise öğrencilerinin yüzde 80’e kadarının, reklam içeriği ile gerçek bir haber arasındaki farkı söyleyemediğini gösterdi. Üstelik lise öğrencilerinin yüzde 80’inden fazlası, gerçekleri isimsiz bir Imgur gönderisinden almakta bir sorun görmüyor.
 
Stanford Üniversitesi’nden baş araştırmacı Sam Wineburg şöyle söylüyor: “Birçok insan, genç insanların sosyal medyada akıcı oldukları için, orada buldukları şeyleri eşit olarak idrak ettiklerini varsayıyor. Bizim çalışmamız, bunun tersinin geçerli olduğunu gösteriyor.”
 
Sahte haberler, belirsiz kaynaklardan gelen haberleri, reklam içeriğini veya tamamen uydurma olan, fakat hâlâ Facebook ve Twitter’da yayılan makaleleri kastediyor.
 
Örneğin; Papa Francis’in Donald Trump’ı desteklediğini (desteklemedi) söyleyen makaleler, veya görünürde Hilary Clinton’ın epostalarını inceleyen FBI ajanının kendi apartmanında ölü bulunduğu hakkındaki sahte manşetler.
 
Geçen birkaç ay boyunca, sosyal medya ve teknoloji devleri, bu tür gayri meşru haberlerin üzerine gidiyorlardı.
 
Fakat bir çoğumuz, bu konuda bir nevi yorulmuş durumdayız. Sonuçta, interneti düzenli olarak kullanan birisi, sahte ve gerçek haberler arasındaki farkı elbette söyleyebilir, değil mi?
 
Şey, eğer bu yeni sonuçlara bakarsak, hayır, söyleyemiyorlar. Ve bu gerçek bir sorun.
 
Stanford araştırmacıları, sonuçlar karşısında “şok” olduklarını itiraf ettiler.
 
Raporlarında şöyle yazıyorlar: “Her vakada ve her seviyede, öğrencilerin hazırlıksızlığı bizi şaşırttı.”
 
Araştırmacılar, ABD’deki 12 eyalet boyunca liseden üniversite seviyede kadar değişen yaşlarda toplamda 7.804 öğrenciyi ölçtüler ve onlara, eğitim seviyelerine dayalı olarak bir dizi farklı faaliyet verdiler.
 
Bir egzersizde, lise öğrencilerine, “Fukuşima Nükleer Çiçekleri: Söyleyecek fazla şey yok, çiçekler, nükleer doğum kusurlarına sahip oldukları zaman böyle oluyor,” manşetine sahip, şekli bozulmuş papatyaların bulunduğu bir Imgur fotoğrafının güvenilirliğini değerlendirmeleri söylendi.

Fukushima Nuclear Flowers

 
Gerçekte olan şey, bu papatyaların Fukuşima yakınlarında fotoğraflandığıydı, fakat durumlarının nükleer güç tesisinin erimesiyle ilgili olması uzak bir ihtimaldi.
 
Test yapıldığında, öğrencilerin sadece yüzde 20’si isimsiz fotoğrafın biraz şüpheli olduğunu düşündü, ve lise öğrencilerinin yüzde 40’ı, fotoğrafın, Fukuşima etrafındaki bölgenin zehirli olduğunun “güçlü kanıtı” olduğuna inandı.
 
Wineburg, NPR’ye şöyle konuşuyor: “Öğrencilere, ‘Bu fotoğraf, bu türden bir nükleer felaketin doğada bu sapınçlara neden olduğuna dair kanıt sağlıyor mu?’ diye sorduk, ve bunu verdiğimiz lise öğrencilerinin yüzde 80’inden fazlasının, bu tespiti yaparken son derece zorlandığını bulduk.”
 
“Onun nereden geldiğini sormadılar. Onu doğrulamadılar. Sadece, resmi gerçek olarak kabul ettiler.”
 
Takım ayrıca, lise öğrencilerine, haber sitesi Slate‘in anasayfasına bakmalarını ve içeriğin bir haber makalesi mi yoksa bir reklam mı olduğunu belirlemelerini söyledi.
 
Öğrenciler, şerit reklamlar gibi geleneksel reklamları belirleyebilmişti, fakat 203 öğrencinin yüzde 80’inden fazlası, finans hakkındaki doğal bir reklamın (bulunduğu yerin biçiminde, içeriğin doğallığı bozulmadan verilen ve “sponsorlu içerik” kelimeleriyle sunulan reklam) gerçek bir haber makalesi olduğunu düşündü.
 
Öğrenciler ayrıca, hangi kaynakların meşru olup hangilerinin olmadığını belirlemekte debelendi, ve genelde, doğrulanmış Facebook ve Twitter hesaplarındaki belgelenmiş doğrulama işareti gibi şeyleri önemsemedi.
 
Bir egzersizde, öğrencilerin yüzde 30’u, sahte bir Fox Haber hesabının, doğrulanmış hesaptan daha güvenilir olduğunu, çünkü daha iyi görüntüler kullandığını iddia etmişlerdi.
 
Katılımcılar, üniversite seviyesinde bile, Google arama bilgisine dayanarak adayların siyasi görüşlerini belirlemekte zorlanmıştı.
 
Araştırma, Stanford Tarih Eğitimi Grubu tarafından eksiksiz şekilde yayınlandı, fakat henüz hakem denetimli bir bültende yayınlanmadı, bu yüzden ona çok fazla inanmadan önce, sonuçların tekrarlanması ve doğrulanması gerekiyor.
 
Fakat ABD’deki yetişkinlerin yüzde 62’sinin, bugünlerde haberlerin çoğunu sosyal medyadan edindiklerini itiraf etmesiyle, gezegenimizin geleceğinin bile, neyi paylaşmanın uygun olup neyin olmadığını bilmekte zorlanması, bir sorun teşkil ediyor.
 
Google ve Facebook, sahte haber teşkilatlarını yasaklamak üzerinde çalıştıklarını söylüyorlar, fakat bu arada araştırmacılar, okulda öğrencileri bu konu üzerinde daha iyi eğitmeye odaklanmamız gerektiğini söylüyorlar.
 
Wineburg, NPR’ye şöyle söylüyor: “Bizim gördüğümüz şey, insanların, sürmekte olan bir sahte haber silsilesini düşünmeden devam ettirdiği. Üstelik genç insanları gerçekten suçlayamayız çünkü onlara bunun tersini yapmalarını hiç öğretmedik.”
 
“Eskiden editörlerin, kütüphanecilerin sorumluluğu olan bu tür görevler, artık dünya hakkında bilgili hale gelmek için bir ekran kullanan herkese düşüyor,” diye ekliyor.
 
“Ve bu nedenle, buna verilmesi gereken tepki, bu hakları sıradan vatandaşlardan almak değil, onlara bilgi aramanın nasıl dikkatli bir şekilde yapılacağını ve ahenksiz bir demokraside nasıl değerlendirme yapılacağını öğretmek olmalı.”
 
Raporun tamamını buradan okuyabilirsiniz.
ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir