Gözle Görülen Dev Bakteri, Geleneksel Kavramlara Meydan Okuyor

0
291
Ca. Thiomargarita magnifica ve 10 sent demir paranın sanal canlandırması. Mangrov fotoğrafı: Pierre Yves Pascal. Canlandırma: Susan Brand/Berkeley Lab

Tüp içerisindeki hafif bulanık su, ilk bakışta yapraklar, çerçöp ve hatta ince ipliklerle beraber bir kepçe sel suyu gibi görünüyor. Fakat Petri kabında, yaprak döküntüleri üstünde narin biçimde yüzen tel şehriye benzeri bu ipliklerin çıplak gözle görülebilen bakteri hücreleri oldukları ortaya çıkıyor.

Bu olağan dışı boyut inanılmaz çünkü bakteriler genellikle mikroskop yardımı olmadan görülemiyor. ABD Enerji Bakanlığı (DOE) Ortak Genom Enstitüsü (JGI), ABD Ulusal Lawrence Berkeley Laboratuvarı (Berkeley Lab) DOE Bilim Kullanıcı Tesisi Bürosu ve ABD Karmaşık Sistemler Araştırma Laboratuvarında (LRC) çalışan bilim insanı Jean Marie Volland, “Çoğu bakteriden 5.000 kat daha büyük” diyor. “Karşılaştırma yapacak olursak, bir insanın Everest Dağı kadar uzun başka bir insana rastlaması gibi bir şey.” Volland ve JGI, Berkeley Lab, LRC ile Antilles Üniversitesinde çalışan meslektaşları, Science bülteninin altı gün önce yayımlanan sayısında bu dev filamentsi bakterinin yaşam döngüsünü, morfolojik ve genomik özelliklerini tarif ediyorlar.

Keşfedilen En Büyük Bakteri, Bilim İnsanlarını Şaşırtıyor

Çoğu bakterinin DNA’sı, hücrelerinde bulunan sitoplazma içerisinde serbest şekilde geziyor. Yeni keşfedilen bu bakteri türü ise DNA’sını daha düzenli tutuyor. “Projenin en şaşırtıcı yanı, bütün hücre boyunca dağılmış bu genom kopyalarının aslında zarı olan bir yapıda durmasıydı” diyor Volland. “Üstelik bu, bir bakteri için epey beklenmedik bir durum.”

Mangrovlarda tuhaf karşılaşma

Bakteri ilk olarak 2009 yılında, Guadeloupe’deki Antilles Üniversitesinde deniz biyolojisi profesörü olan Olivier Gros tarafından keşfedilmiş. Araştırmalarında mangrov sistemlerine odaklanan Gros bakteriyle ilk karşılaştığında, laboratuvarından çok da uzak olmayan ve zengin sülfür içeren mangrov çökeltilerinde sülfür oksitleyen simbiontları arıyormuş. “Bunları gördüğümde ‘Tuhaf’ diye düşündüm” diyor. “Başlangıçta bunların acayip bir şey olduğunu, çökeltideki yaprak gibi bir şeye tutunması gereken bir takım beyaz filamentler olduklarını düşünmüştüm.” Sonraki birkaç yıl boyunca laboratuvarda bir takım mikroskobi çalışmaları yürütülmüş ve bunun aslında sülfür oksitleyen bir prokaryot olduğu fark edilmiş.

Antilles Üniversitesinde moleküler biyoloji profesörü ve çalışmanın eş birinci yazarı Silvina Gonzalez Rizzo, 16S rRNA gen dizilemesi gerçekleştirerek prokaryotu tanımlayıp sınıflandırmış. “Bunların ökaryot olduğunu düşünmüştüm; bakteri oldukları aklıma gelmemişti çünkü çok sayıda filamentleri olan çok büyük canlılardı” diyor Rizzo, ilk izlenimlerini anımsarken. “Benzersiz olduklarını fark ettik çünkü tek bir hücre gibi görünüyorlardı. ‘Makro’ mikrop olmaları büyüleyici bir şey!”

Thiomargarita cinsine ait bir bakteri olduğunu anlamıştı Rizzo” diyor Gros. “Ona Ca. Thiomargarita magnifica adını verdi.”

“Magnifica çünkü Latince’de magnus büyük anlamına geliyor ve bence Fransızca magnifique kelimesi gibi görkemli” diye açıklıyor Rizzo. “Bu tür bir keşif, daha önce üzerinde hiç çalışılmamış bakteriyel morfotipleri hakkında yeni sorular ortaya çıkarıyor.”

 

Kaynak: Ulusal Lawrence Berkeley Laboratuvarı/ABD Enerji Bakanlığı. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here