Grip, İnsanları Oyuna Getirip Sosyal Olmalarını Mı Sağlıyor?

İnfluenza virüsünün muhtemel bir davranış kontrol bileşenine sahip olduğuna dair bulgular var.

Glenn Geher Ph.D.

İşleri evrimsel bir açıdan düşünmeye başladığınızda, dünyayı farklı görürsünüz (Bkz. Geher, 2014). Kızım grip olmuş ve bugün evde yatıyor. Zavallı çocuk. Bir baba olarak onun için üzülüyorum ancak bir evrimci olarak, bu durum ilgimi çekiyor.

Biyolojik antropolog Chris Reiber’dan öğrendiğim bir bulgu hakkında düşünüyordum ve bu bulgunun, benim küçük dünyamda nasıl vuku bulduğunu merak ettim. Kısaca söylemek gerekirse Reiber ve meslektaşları (2010), grip konusunda çok basit bir evrim hipotezini araştırmışlar. Grip virüsü, pek çok virüs gibi bir konağın vücudundan diğerine yolculuk ettiğinden, virüsün aslında insanların sinir sistemlerini idare edebilmesi ve bu sayede, hastalığın bulaşıcı evresi esnasında nispeten daha fazla insana bulaşması mantıklı görünecektir. Diğer bir deyişle grip virüsü, belki de insanların kasıtsız olarak nispeten daha yüksek miktarda sosyal etkileşim aramasına yol açıyor olabilir. Virüsün bu evrimleşmiş mekanizması, daha fazla sayıda insan vücuduna ulaşmasını sağlıyor olabilir.

Kulağa bilim kurgu gibi geliyor değil mi?

Parazitler Davranışı Etkiler Mi?

Bu sorunun cevabı açık: Evet. Davranışı etkileyen pek çok parazit örneği belgelendi (Bkz. Moore, 2002). Belki de bunun en bilinen örneği, kedilerden farenin de içinde bulunduğu diğer memelilere seyahat eden Toxoplasma gondii. Ayrıca, genelde olumsuz etkilerle birlikte insanlara da bulaşıyor.

Bu parazitin, farelerin davranışları üzerinde çok ilginç bir etkisi var. Sıradan bir fare, bir kedi belirtisiyle karşılaştığı zaman tüyer. Ancak Toxoplasma gondii bulaşan bir fare, yakında bir kedi olduğu zaman kaçmaktan başka her şeyi yapıyor. Gerçekte, enfekte olmuş bir fare, doğrudan açık alana gitme konusunda güçlü bir eğilim gösteriyor; kürklü öldürme makineleri için kolay av haline geliyor. Bu parazitin, yaşam süresini artırmak için bir kedinin vücuduna girmesi gerekiyor. Bu yüzden bu parazitlerin, farelerin sinir sistemlerini bu yönde etkileme yeteneği evrimleştirmiş olması mantıklı görünüyor.

Grip ve Sosyallik Bağlantısı Üzerine Bir Çalışma

Reiber vd. (2010), benzer bir mantık kullanarak, grip konusunda çok basit, evrime dayalı bir tahmin ortaya attılar. Virüs ne kadar fazla insan vücuduna girerse, o kadar fazla çoğalır. Ayrıca evrimsel bir bakış açısından bakarsak, çoğalmayı kolaylaştıran her şey, evrimsel süre boyunca doğal olarak seçilmiş bir şey şeklinde düşünülmelidir. Kısacası, gribin insanları manipüle ederek, bulaşma evresinde normalden daha yüksek oranda insanla etkileşime girmelerini sağlaması mantıklı geliyor.

Şimdi şöyle düşünebilirsiniz; bir kişinin grip olduğu zaman, bir battaniye, bir telefon ve Netflix (film ve dizi izleme hizmeti) ile odasında yalnız kalmak istediğini hepimiz çok iyi biliriz. Peki sorun ne?

Reiber vd. (2010) birisinin virüse maruz kaldıktan sonraki ilk 24 ila 48 saat içinde hastalığı bulaştırabilir durumda olduğunu ve aynı zamanda hastalık belirtisi göstermemeye eğilimli olduğunu göz önüne almışlar. Diğer bir deyişle, gribi ilk kaptığınız zaman bunu bilmezsiniz bile; ancak onu diğerlerine bulaştırabilirsiniz. Bu durum, gerçekte virüsün evrimsel yapılanmasının parçası olabilir.

Araştırmacılar, Annals of Epidemiology bülteninde yayınlanan çalışmalarında, hepsi de sonbaharda grip aşısı olmuş 36 yetişkinden veri toplamışlar. Grip aşısı olan bireyler üzerinde çalışmak, bu hipotezi test etmek için şeytani bir yöntemmiş çünkü grip aşısı, bireylere küçük fakat yeterli bir virüs dozu sağlayarak çalışıyor. Bu yüzden araştırmacılar, virüsle enfekte olmanın davranış üzerindeki etkisini, kontrollü bir şekilde araştırabileceklerdi. Ayrıca her bireyin tam olarak ne zaman aşılandığını biliyorlardı, bu yüzden hemen sonra gerçekleşen sosyal davranışları dikkatli şekilde inceleyebileceklerdi.

Araştırmacılar, her bir katılımcıdan, aşı olmadan önceki iki gün boyunca ve aşı olduktan hemen sonraki iki gün boyunca etkileşim kurdukları birey sayısını belgelemesini istedi. Sonuçlar şaşırtıcı değildi: Katılımcıların aşı olduktan sonraki dönem boyunca etkileşim kurduğu insan sayısı (ortalama 99 tane), aşı olmadan önceki dönem boyunca etkileşim kurdukları miktarın neredeyse iki katıydı (ortalama 54 tane). Bu bulgular (istatistik meraklısı olan varsa) istatistiksel olarak anlamlıydı.

Sonuç

Elbette bu sadece bir tek çalışmaydı ve nispeten ufak bir örnek kullanılmıştı; ayrıca gribin davranışı etkileyebileceği özel mekanizmalar ele alınmamıştı. Ancak bir evrimci gibi düşünmeye başladığınızda, gribin insanların sosyal davranışlarını manipüle ederek, bulaşma sonrası dönemde sosyal etkileşimleri artırması fikri, çok mantıklı geliyor.

Sonuç olarak, bu grip mevsiminde, öksürdüğünüz zaman ağzınızı kapattığınızdan emin olun, ellerinizi birçok kez yıkayın ve eğer gribin size bulaştığını düşünüyorsanız, sosyal etkileşim sıklığınızı artırmamaya çalışın.

 

 

 

 

Psychology Today

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

Abonelikle İlgili Konular İçin abone@doganburda.com

Eksik Sayılar İçin okurhizmetleri@doganburda.com

Müşteri Hizmetleri (212) 478 0 300

Danışma Hattı (212) 410 32 00

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir