Hayvanlar, Bizim İnandığımızdan Çok Daha Zekiler

Hele bir de ahtapotlar.

Dünya’daki en zeki tür hangisi? Bunun, açık ara farkla insanlar olduğunu düşünebilirsiniz, fakat gerçek çok daha karmaşık durumda.

Emory Üniversitesi’nde bir primatbilimci olan Frans de Waal, Hayvanların Ne Kadar Akıllı Olduklarını Bilecek Kadar Akıllı Mıyız? adlı yeni bir kitap çıkardı ve kitabın içinde, diğer hayvanların bizden daha zeki göründüğü pek çok durum bulunan, insan olmayan türlerin sahip olduğu binlerce şaşırtıcı örnek sunuyor.

Örneğin, Şempanzeler, saniyenin bir bölümü süresince gösterilen bir dizi rakamı hatırlamakta, insanları kolayca alt edebiliyor.

Ahtapotlar, pek çok insanın kendi başına çözemeyeceği üzere, çocukların açmaması için özel olarak tasarlanan ilaç şişelerini açmayı öğrenebiliyorlar.

İnsanların etrafında zaman geçiren pek çok tür arasında bulunan köpekler ve atlar, bizim yitirdiğimiz vücut dili sırasını tanıyabilirler.

Pek çok tür, bizim hayal bile edemeyeceğimiz şeyleri yapabilir: yarasalar, yankı konumlama ile bölgenin haritasını çıkarabilir; kuşlar, uçma ve konmanın karmaşık hareket bilimini çözebilir; ve keneler, yanlarından geçen memelileri, bütirik asit kokusuyla tanıyabilir.

Aslında her türün işletim sistemi, yapması gereken şeyi yapması için çok iyi bir biçimde evrimleşmiştir. Bu durum, türler arasında zeka kıyaslamaları yapmayı oldukça anlamsız hale getirir.

De Waal şöyle yazıyor: “Bir sincabın 10’a kadar sayıp sayamadığını sormak, eğer gerçekten bir sincabın hayatı sayı saymak ile ilgili değilse, son derece haksız görünüyor.

“Ancak sincap, kabuklu yemişleri bulmada çok iyidir, ve bazı kuşlar tam uzmandır … ki bu konuda sincapları ve fındıkkıranları yarıştıramayacak olmamız yersizdir, çünkü bizim türümüz, dondurucu bir kışa göğüs geren orman hayvanlarının yaptığı şekilde hayatta kalmak için bu türden bir hafızaya ihtiyaç duymaz; ben arabamı park ettiğim yeri bile unutuyorum.”

İnsanlar hayvan algısını tahlil etmeye çalıştığı zaman, katı bir biçimde insanların belirlediği zeka tanımına odaklanmaya eğilimli oluyorlar ve deneyi sık sık yüzlerine gözlerine bulaştırıyorlar.

De Waal, araştırmacıların, insan olmayan primatların yüzleri tanımadığına ve fillerin araçları kullanmadığı veya yansımaları tanımadığına hatalı bir şekilde karar verdiği deneyleri anlatarak, alanın lekelenmiş tarihi hakkında uzun uzadıya konuşuyor.

İnsan bebeklere, maymun bebeklere karşı belirgin avantajlar sağlamış olan bir sürü kusurlu algı testi bulunduğuna dikkat çekiyor.

Sözde köpeklerin zekasını test eden fakat sadece hangi cinslerin emirleri en iyi şekilde takip ettiğini gösteren testleri eleştiriyor. Ve yüzyıllar boyunca, sayısız kötü bilim vakası daha bulunuyor.

Bazı durumlarda çarpıcı olan şey, diğer türlerin insanlara ne kadar benzer olduğu.

Örneğin DNA’larının yüzde 99’unu insanlarla paylaşan şempanzeleri ele alalım. De Waal, evlat edindiği bebek bir şempanzeyi bir biberon ile beslemeyi öğrenen ve bebeğin geğirmeye ihtiyacı olduğu zaman biberonu geri çekmeyi bilen, Kuif adında dişi bir şempanzeyi anlatıyor.

Daha etkileyici olan şey, beslemesi için ayrı bir alana çağrıldığı her seferinde, ilk önce alfa erkeği, alfa dişiyi ve birkaç arkadaşını ziyaret edip, uyuyorlarsa onları uyandırıp, onlara bir güle güle öpücüğü veriyor olmasıydı.

De Waal’ın anlattığı genç bir erkek şempanze olan Dandy, daha iri erkeklerin yanındayken, gömülmüş haldeki bazı greyfurtları bulduğunu açığa çıkarmayacak kadar akıllıydı. Saatler sonra, onları tek başına yemek için koşarak geri geldiğinde yanında kimse yoktu.

Bir diğer şempanze olan Grande, tavandan sarkan bir muza erişemediğinde sessizce oturuyordu. Ardından aklına bir fikir geldi ve birden kalkıp, muza ulaşmak için yeni bir yöntem denedi: uzun bir araç yapmak amacıyla sopaları birbirine bağlamış veya daha yükseğe tırmanmak için kutuları üst üste koymuştu.

Şempanzeler, bu eylemlerde neredeyse insan seviyesinde algısal karmaşıklık sergiliyor.

Ve tekrardan, şempanze düşüncesinin insan düşüncesini aştığı alanlar var; bunların arasında, kısa dönemli hatırlama ve belki de bazı sosyal farkındalık çeşitleri bulunuyor.

De Waal, hayvanların algı karmaşıklığını kabul eden yeni bir bilimsel çağın başında olduğumuzu söylüyor.

Şöyle yazıyor: “Neredeyse her hafta, onu destekleyen saygı uyandırıcı videolar ile beraber, gelişmiş hayvan algısına ilişkin yeni bir bulgu çıkıyor.

“Farelerin kendi kararlarından pişmanlık duyabileceğini, kargaların araçlar ürettiğini, ahtapotların insanların yüzlerini tanıdığını, ve özel nöronların, maymunların birbirlerinin hatalarından ders çıkarmasına olanak sağladığını işitiyoruz.”

“Hayvanlardaki kültür ve onların sahip olduğu empati ile arkadaşlıklar hakkında açık açık konuşuyoruz. Artık hiçbir şey yasak bölgede değil, bir zamanlar insanlığın belirgin özelliği olarak düşünülen mantık bile.”

Bu atılımla birlikte etrafımızdaki dünyayı daha iyi algılayabilmemizin yanında, hayvan hakları konusunda da bir tartışma ortaya çıkabilir.

Özellikle bazı gruplar, geçenlerde Arjantin’deki bir yargıcın, Cecelia adında esir bir şempanzeyi serbest bırakma kararı vermesiyle birlikte, şempanzelere yasal haklar verilmesini istediler.

De Waal, hayvanlara daha iyi davranılmasını desteklediğini söylüyor, fakat aynı zamanda, sadece sınırlı miktardaki bir türe yasal hak vermenin sorunlarına dikkat çekiyor.

BBC 4’e şöyle konuşuyor: “Bir filin belirli hakları hak ettiğini veya bir şempanzenin belirli hakları hak ettiğini ve bir farenin veya bir köpeğin hak etmediğini söylemenin çok zor bir mesele olduğunu düşünüyorum.”

“Çizgileri nerede çizeceğinizi veya çizgileri nasıl çizeceğinizi bilmiyorum.”

 

 

Business Insider

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir