Isınan Okyanuslar ve Artan Nörotoksin Seviyesi

Deniz kabukluları yoluyla insanları zehirleyen ve ölümcül potansiyeli olan gizemli bir nörotoksin, okyanus sularındaki ısınma ile ilişkilendirildi. Yeni bulgular, balıkçıların yakaladıklarındaki bu zararlı maddeleri tespit ederek insanları korumalarında ve kendi finansal kayıplarını azaltmalarında yardımcı olabilir. Ama bir soru hala cevapsız: Okyanus kıyılarındaki ısı gittikçe artan iklim değişimi nedeniyle, tehlikeli nörotoksin çiçekleri açmaya devam edecek mi?

Domoik asit doğal ama güzel bir şey değil. Fitoplankton adı verilen küçük algler tarafından üretilen bir madde bu. Ama hiç kimse bunun sebebini tam bilmiyor.

Popsci’ye konuşan Oregon Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Morgaine McKibben, “Bu alglerden yiyen deniz kabukluları, toksinden etkilenmiyor gibi” diyor. Ama alglerin doğal yokedicileri bu maddeye dayanıklı görünürken, bunları yiyen hayvanlar korkunç sonuçlarla karşılaşabiliyor: Domoik asit, glutamat adı verilen nörotransmitteri taklit ediyor ve beyinle bağlantıyı gerçeğinden daha iyi yapıyor. Hastalık nöbetleri ve hafıza kaybı gibi belirtilere sebep olan nörotransmitteri oyun dışına atmak çok önemli. Bazı araştırmalar toksinin, deniz aslanlarında Alzheimer benzeri hastalıklara yol açtığını ve balinalardan deniz kuşlarına kadar tüm toplu ölümlerin sorumlusu olduğunu gösteriyor. İnsan da öldürüyor.

“Okyanuslardaki besin ağının birkaç aşamasında yer alan bu küçük tek hücreli yaratıklar neden toksin üretiyor? Bir kaza olmalı. Buna iyi bir cevabımız yok henüz” diyor McKibben.

Ama besin ağındaki bu sinsi hilenin arkasındaki evrimsel amaç hala bir gizem, McKibben ve meslektaşı bir diğer önemli soruyu cevaplamaya çalışıyor: İnsanların yemek tabaklarından bu maddeyi uzak tutan domoik asitteki artışları nasıl öngörebiliriz? Proceedings of the National Academy of Sciences’ta pazartesi günü yayınlanan bir çalışmada, McKiben, okyanusların daha da ısınmasının domoik asit üretimini tetiklediğini gösteren 20 yıllık bir araştırmayı sunuyor.

“Bakış açımızı değiştirip, 25 yıl boyunca özel bir kıyı şeridine bakarak, herhangi bir desen bulabilir miyiz diye görmek istedik” diye konuşuyor McKibben. Eyalet sponsorlu deniz kabuklularının güvenlik kontrol verileri ve NOAA’dan balıkçılık kayıtlarını kullanarak, araştırmacılar, okyanusların ısınmasına sebep olan El Niño gibi hava döngüleri, deniz kabukluları ve diğer kıyı hayvanları tarafından yenilen küçük zooplanktonlardaki domoik asit arasında bir bağlantı buldular. Sıcak havanın, normalden daha hızlı bir şekilde aniden büyüyen fitoplanktonların alg çiçeklerine sebep olduğu zaten tahmin ediliyordu, ama şimdi insan besin zincirindeki tehlikeli nörotoksinlerle hava fenomenlerinin direkt ilişkili olduğunun kanıtlarına sahibiz.

“Batı kıyısındaki bu hava olaylarını yaşarken, bu toksinlerin ortaya çıkmasını daha net anlayabiliyoruz,” diyor McKibben. Basit görünüyor, ama ilk kez bilimadamları balıkçılıktaki somut bir risk göstergesini ele alabiliyorlar. “Öngörüler için bir başlangıç oldu en azından. Mükemmel bir araç. İnsanları güvende tutmaya yardımcı oluyor” dedi McKibben.

Sadece güvenlikle ilgili değil; domoik asit tahminleri çok para tasarrufu da demek aynı zamanda. 2015’te domoik asit, Amekiran Balıkçılık Raporuna göre, West Coast Dungeness yengeç balıkçılığına 100 milyon dolara mal olmuş.

Şimdilik bilimadamları, küresel ısınmanın sebep olduğu okyanus ısı artışının bu soruna katkısı olduğundan emin olamıyorlar. Bazı araştırmacılar, gelecekte daha sık alg çiçeği, daha sık nörotoksin üretimine sebep olan fitoplankton demek olduğunu seslendiriyorlar.

“Şüphe yok ki, daha fazla yerde, daha uzun süren zararlı çiçek açmaları görüyoruz; farklı bölgelerde yeni türler görüyoruz” dedi National Geographic’e Maryland Üniversitesi’nden fitoplankton uzmanı Pat Glibert, geçen yıl. İklim değişimi doğal bile olabilir, mevsimsel ısınma desenleri üzerine çalışan McKibben ve meslektaşları, ama jüri hala bu bağlantının dışında.

“Kısaca, bilmiyoruz”, diyor McKibben. “Sadece zaman söyleyecek. Gezegenimiz iklim değişikliğine giderken onu izleyen, bir tür en büyük bilimsen deney yöneticileriyiz. Bunun sonuçlarını henüz bilmiyoruz. Ama gelmeye başlıyorlar.”

Gerçeği ortaya çıkarmak için, diyor McKibben, yeni çalışmaları olanaklı kılacak uzun dönemli görüntüleme yatırımlarına devam etmemiz gerekiyor. Birçok kaynaktan gelen 25 yıllık veri olmasaydı McKibben ve meslektaşları tespit ettikleri desenleri takip edemeyeceklerdi.

“Eğer veri toplamaya devam edeceksek, soruları cevaplamaya ve daha iyi tahminler yapmaya devam edeceğiz” diyor McKibben ve aynı zamanda oradaki en küçük organizmaların bazı farklarını ortaya çıkarmak için büyük veriyi kullanan grup karşısında büyülendiğini söylüyor. Ama bu tek mikroskobik kıyı fabrikaları bize daha söyleyeceği daha çok şey var.


Çeviren: Niyazi Tanyıldız 

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir