İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ, SADECE ONYILLAR İÇİNDE ŞİDDETLİ YAĞMUR FIRTINALARINI DÖRT KAT ARTIRABİLİR

DAHA ŞİDDETLİ DAHA ISLAK DAHA HIZLI DAHA GÜÇLÜ

128345

 

Şiddetli yağmur

Amerika Birleşik Devletleri, Colorado Boulder’daki Ulusal Atmosferik Araştırma Merkezi’nde bulunan araştırmacılar tarafından oluşturulan bu harita, 2000-2013 dönemiyle karşılaştırıldığında 21nci yüzyılın sonu itibariyle Birleşik Devletler civarındaki şiddetli yağmur fırtınalarının ne kadar daha sık meydana gelmesinin tahmin edildiğini gösteriyor.


Daha sıcak olan hava, daha fazla nem tutar. Bu temel fizik ilkesi, 21nci yüzyılın geri kalanı boyunca bir sorun haline gelebilir. Küresel iklimler giderek daha sıcak hale geldikçe, atmosfer bilimcileri şiddetli hava olaylarının daha güçlü ve daha sık hale geleceğini tahmin ediyorlar. Araştırmacılar, bugün Nature Climate Change bilim bülteninde yayınlanan bir tezde, 2000’den 2013’e kadar olan iklim verisini kullanarak, Birleşik Devletler’in belirli bölgelerinin bu yüzyılın sonu itibariyle dört kat daha fazla şiddetli yağmur fırtınasına tanıklık edeceğini ve bu yağmur fırtınalarının şiddetinin yüzde 70’e kadar artacağını tahmin ettiler.

Amerika Birleşik Devletleri, Colorado Boulder’daki Ulusal Atmosferik Araştırma Merkezi’nde bir biliminsanı ve çalışmanın başyazarı olan Andreas Prein şöyle söylüyor: “Geçen yaz gerçekleşen en şiddetli yağmur fırtınasını düşünün. Gelecekte Birleşik Devletler’deki bazı yerlerindeki iklimde, [her yaz] bunların beş kat kadar fazlasını göreceksiniz.” Prein, Popular Science’a konuşarak, bu kalıbın, bilim insanlarının son 50 yıl boyunca görmüş oldukları fırtınaların sıklık ve şiddetinin artış kalıbını izlediğini ve kendisi ile NCAR’daki meslektaşlarının, bu gidişatın muhtemelen devam edeceğini düşündüklerini söylüyor.

Prein ve meslektaşları, fırtınaların miktarının artışına ek olarak, fırtınaların şiddetinin ülkenin bazı kesimlerinde yüzde 70 kadar fazla miktarda artacağını ve bundan en fazla kıyı kesimlerinin etkileneceğini tahmin ettiler. Bu durum, 2000 yılında 7.5 santimetre su bırakan bir yağmur fırtınasının, 2100 yılında 13 santimetreden fazla su bırakacağı anlamına geliyor. Ayrıca bu kıyı kesimleri en şiddetli durumlara aday olsa da, tamamen dışta kalmıyorlar. “Ortalama olarak, bu değer hâlâ yüzde 35’ten 40’a kadar. Bu hâlâ çok büyük bir su miktarı,” diyor Prein.

Prein ile meslektaşlarının kullandığı örnekleme yazılımı son derece yüksek çözünürlük sunuyor, bu yüzden bu özel canlandırmayı çalıştırmak, NCAR’ın bir yılını aldı. Prein, yazılımın sahip olduğu kısıtlamalardan birinin, küresel ısınmanın yavaşlama oranları gibi belirsizlikleri hesaba katamaması olduğunu söylüyor. “Bu canlandırmalar ile birlikte, geleceğin sadece bir tane gerçekleşişine sahip oluyorsunuz,” diyor Popular Science’a. Bu yüzden, bu canlandırmalar 2000’den 2013’e kadar olan iklim gidişatları göz önüne alındığında doğru olsa da, gelecekte ne olacağı kesin olarak bilinmiyor.

Prein, bu belirsizlik sorununu ele almanın en önemli yollarından birisinin, küresel ısınmayı yavaşlatacak olan seri gazı yayılımlarını azaltmak olduğunu söylüyor. Daha sıcak olan hava, daha fazla nem tutacağı için, sıcaklıklar yukarı yörüngeye doğru yükselmeye devam ettikçe, yağmur fırtınası sıklığı ve şiddeti artacak.

Ancak Prein, küresel ısınma oranını yavaşlatmadığımızı varsayarak, insan topluluklarının bu süper yağmur fırtınaları karşısında kendilerini daha çabuk toparlamaları için yağmur fırtınası altyapısını büyütmek zorunda kalacaklarını söylüyor. Bu durum, su depolama alanlarını genişletmenin yanında, suyu şehirlerden çıkarmak için daha geniş boşaltım düzenleri inşa etmeyi kapsıyor. “Mevcut su depolarımız, bu tür fırtınalar için inşa edilmemiş,” diyor Prein.

Mevcut hava kalıpları için iyi şekilde donatılmış fakat gelecekteki senaryolar altında mücadele verecek olan bir şehir örneği olarak, Colorado, Boulder’ı gösteriyor. “2013 yılında önemli bir sel yaşadık. Boulder’ı tahrip etmedi çünkü bu esnekliği oluşturmuştuk. Sorulacak olan soru, yüzde 40’lık artışların üstesinden gelip gelemeyeceğimiz.” Ayrıca bu iklim esnekliği meselesi sadece teknolojik değil, aynı zamanda ekonomik. Bazı şehirler, sel kontrol altyapısı yükseltmelerinin fiyatına para yetiremez.

Fakat tekrardan söylemek gerekirse, bu senaryolar, iklim gidişatının 2000’den beri olduğu gibi devam edeceği varsayımına dayalı. Araştırmacıların bir sonraki adımı, yaptıkları canlandırmalara belirsizliği de katarak, hava yapılarının iklim değişikliği tarafından değiştirilmiş olduğu bir geleceğe bakmak. Yaptıkları en yeni çalışmada olduğu gibi, sıradaki çalışmanın tamamlanması için uzun bir süre gerekecek. “Sanırım bu bir yıl daha alacak,” diyor Prein. Umut ediyoruz ki, o zaman işler çok kötü bir hal almasın.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir