İnsanlık sağlıksız yemek arzusundan kurtulabilecek mi?

Belki, ama bu epey sürecek. Geçtiğimiz 200.000 yıldır yağlı ve şekerli gıdalar bulması zor, bulunduğunda da hemen mideye indirilmesi gereken şeylerdi. Yağlar vücut sıcaklığını korumamızı sağlarken, şekerler enerji veriyor. Dahası, bu yiyecekleri tüketmek için programlanmışız. Yağ ve şeker yediğimizde beyindeki ödül merkezleri çalışıyor. Bilim insanları bu yiyeceklere düşkünlüğün ne kadarının genlerden kaynaklandığını öğrenmeye çalışıyor. Obezite kalıtımsal. Bilim insanları henüz yiyecek düşkünlüğünün ne kadarının genetik ne kadarının öğrenilmiş olduğunu bilemeseler de, bu hastalıkla ilgili 100’den fazla gen saptamışlar. Önü alınamaz yeme arzusuna söz geçirmek için öncelikle bu genleri sonraki kuşaklara aktarmaktan vazgeçmemiz gerekiyor. New York’taki Amerikan Doğa Tarihi Müzesi’nde evrimsel biyolog olan Rob DeSalle’a kalırsa bu iş epey bir zaman alacak. Dengesiz beslenmeyle ilgili sorunlar orta yaşlıları etkiliyor. Onların da çoğu zaten çocuk yapmış ve genlerini aktarmış oluyor. DeSalle, kalp hastalıkları ve 2. Tip diyabet gibi obeziteyle ilişkili hastalıklara yakalanan genç ve çocuk sayısı arttıkça, daha azı yaşayıp çocuk yapabilecek. Bu da zararlı yiyeceklere düşkünlük genlerinin daha hızlı ayıklanmasını sağlayacak. Öyle bile olsa 100 genin tamamının ayıklanması mümkün gözükmüyor. Dahası, obeziteyle ilgili genler ölümcül de değiller. Orak hücre anemisine ya da kistik fibrozise yol açmıyorlar. DeSalle, bu hastalıklara yol açan kötü genler bile bunca zamandır aktarılıp durduysa o kadar kötü olmayan genlerin daha uzunca süre varlığını sürdüreceğini düşünüyor. Evrim, sonuçları milyonlarca yılda görülen, karışık bir olay. Genellikle türlerin davranışlarındaki değişikliklerin gerisinden geliyor. Çok değil, daha 50 yıl öncesine kadar yağlar ve şekerler gerçekten hayatta kalmamızı sağlıyordu. Ardından fast food furyası alıp başını gitti ve sadece ABD’deki obez miktarı 1960 ile 2007 yılları arasında üçe katlandı. Harvard Üniversitesi’nde insan evrimi biyoloğu olan Katie Hinde, yarım yüzyılın “binlerce yılın birikimini değiştirmek için yeterli olmadığını” söylüyor. Ama yağlı ve şekerli gıdalara genetik bir düşkünlüğü olanların hepsi şişman olup çıkacak diye de bir kural yok. “Genleriniz kaderiniz değildir” diyor DeSalle. Mesela uçlarda bir örnek olarak fenolketonüri hastası birini ele alalım. Bu metabolizma bozukluğunda insan vücudu fenilalanin aminoasidini parçalayamıyor ve fenilalanin içeren gıdaları (yumurta ve fıstık gibi) tükettiğinde zeka geriliği bile ortaya çıkabiliyor. Ancak bu gıdalardan uzak durarak tehlikeden de korunmak mümkün.

yemek

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir