Miyaav? (Pexels)

Kedi ve Köpek Mamaları Hakkındaki Gerçekler

Bu ufak patiler de bir çevre ayak izine sahipler.

Miyaav? (Fotoğraf: Pexels)

Hayvan sever ve ekoloji-savaşçısı bir kişiyi üzebilecek sözlerdir bunlar.

Kedi ve köpeklerin karbon ayak izlerini ölçen yeni bir çalışma, evcil hayvan sahipleri için üzücü bir haber verdi. Dört ayaklı dostlarımızın da bir çevresel etkisi varmış.

”İnsanlara kesinlikle, kedi ve köpeklerinden kurtulmaları gerektiğini söylemiyoruz,” diyor Gregory Okin, UCLA’da bir coğrafya profesörü ve burada bahsedilen çalışmanın yazarı. Evcil hayvanların bize arkadaşlık ettiğinin, göz ardı edilmesi mümkün olmayan başka sosyal, sağlık yönünden ve duygusal faydalar sağladıklarının altını çiziyor. ”Bu makale insanlara şunu yapın, bunu yapmayın demiyor. Evcil hayvan mama üreticileri ve bunların alıcıları açısından, konuşmalarına konu olabilecek bilgiler sağlıyor sadece.”

”Evcil hayvanların tüm etkilerini bilebilirsek, onlar hakkında doğru konuşmalara yön verebiliriz,” diye sözlerine ekliyor. ”Örneğin, tekrar kullanılabilir poşetler, evde güneş enerjisi, hangi arabalar daha çevreci ve hangi yemekler tercih edilebilir, mamalarda ne oranda et kullanılmalı, vs.”

Okin’in düşüncesine göre, kedi ve köpek mamasında kullanılan etler, 13,6 milyon arabalık sera gazı salınımlarına neden olan bir etken oluyor. Et üretimi bitki üretimine oranla daha çok enerji, toprak ve su istiyor, bu da küresel ısınmaya katkı yapıyor.

Sığırlar ve diğer büyük başlar, geğirdiğinde ya da gaz çıkardığında, devasa miktarda potansiyel bir sera gazı olan, metan açığa çıkartıyorlar.

Sığırlar karbon kirlenmesinin büyük bir kaynağıdır. (Fotoğraf: Pexels)

Bilim insanları, uzun süredir gıda üretimlerinin iklimlerin değişmesi üzerine etkilerini araştırıyorlar. Örneğin, yeni yapılan bir araştırmaya göre, biftek yerine fasülye yenirse, sera gazı salınımlarında bayağı bir kesinti yapılmış olur diyorlar. Başkaları, tırtıl ve çekirge gibi, yenebilen böceklere yönelmemiz gerektiğini söylüyorlar. Ama açıkça görülen şu ki, insan yiyeceklerine odaklanmış durumdalar.

Okin’in çıkarımları ABD’deki evcil hayvan rakamlarına ve önde gelen hayvan maması üreticilerinin kullandığı malzemelere dayanıyor. Amerika’da hayvanlardan elde edilen toplam kalorilerin yüzde 25’inin kedi ve köpekler tarafından yendiğini bulmuş. Eğer, Amerika’da bulunan 163 milyon kedi ve köpek kendi devletlerini kurmuş olsalar, et tüketimi yönünden Rusya, Brezilya, ABD ve Çin’den sonra, dünya beşincisi olurlarmış, diyor Okin.

”Evcil hayvan mamalarının içindekilere bakarsak, kabaca içerisinde ne kadar hayvansal kaynaklı ve ne kadar hayvansal kaynaklı olmayan malzeme olduğunu hesaplayabiliriz,” diyor. Zira, enerji ögeleri olan yağ, karbonhidrat ve protein nispeten sabit bir miktarda bulunuyor. ”Böylece, mamanın içinde ne kadar enerji bulunduğu ve bunun ne kadarının hayvansal kaynaklı olduğu bulunabilir,” diyor.

PLUS ONE dergisinde yayınlanan Okin’in makalesi, insanlar ve diğer türlerin ilişkileri üzerine incelemelerde bulunan uzmanların ilgisini çekmiş durumda.

Güzel, ama bir bedeli var. (Fotoğraf: Pexels)

”Hayvanlarla ilişki kurmamız, bizim ne kadar insan olduğumuzun bir göstergesidir,” diyor Harold Herzog, Western Carolina Üniversitesi’nde psikoloji profesorü. ”Evcil hayvanlarımızla yaşıyoruz, çünkü onlar da bizimle birlikte yaşıyorlar ve onları seviyoruz. Hepimizin evcil hayvanları var, evcil hayvan beslemenin etik gerçekleri vardır.”

Yapılan çalışmanın vermek istediği mesaj, ”evcil hayvan sahibi olmanın, çevreye az sayılmayacak bir bedeli olduğudur,” diyor, kendisinin de Tilly adında bir kedisi bulunan Herzog. ”Bunu bilmenin ve üzerinde düşünmenin bize yararı olacak. Peki evcil hayvanlarımızdan kurtulmalı mıyız? Elbette ki hayır, ama belki bir dahaki sefere, büyük arabalarla hayvanları karşılaştırıp, benzer biçimde büyük bir araba yerine daha küçük olan hayvanları tercih edebiliriz.

Marc Bekoff, Colorado Boulder Üniversitesi’nde ekoloji profesörü ve evrimsel biyolog, böyle araştırmaların önemli olduğuna inanıyor, çünkü ”insanlara, onlarla arkadaşlık eden hayvanlarla ilişkileri hakkında sorular soruluyor,” diyor. Ama evcil hayvan sahiplerini provoke eden soruları da var. ”Köpekler, et yemek zorunda mı? Hayır, sanmıyorum,” diyor. ”İnsanlar da et yemek zorunda değil.”

Bekoff, pek çok vejeteryan köpek beslemiş olduğunu, bunların hepsinin uzun ve sağlıklı bir hayat yaşadığını, obez olmadıklarını, belirtiyor. ”Son köpeğim vegandı. Ben ne yersem, o da onu yerdi ve iyi yaşadı. Bence insanların da yiyecek seçimleri konusunda yapması gereken bu.Bizimle yaşayan hayvanlarımız, karakterlerimizi de alıyorlar. Bunlardan bir tanesi de yedikleri yiyecekler konusundaki davranışları.”

Ben bu yavru köpeği haftanın her günü, bir SUV arabaya tercih ederim. Marlene Cimons.

Bazı deliller ticari etsiz evcil hayvan mamalarının yetersiz olduğunu söylüyor, ayrıca kedilerin etsiz sağlıklı kalıp kalamayacakları sorgulanıyor. Kedilerin torine ihtiyaçları bulunur, bu sadece hayvan bazlı proteinlerde bulunan bir amino asittir. Torin, onların görmeleri, kalp fonksionları ve bağışıklık sistemi fonksiyonları için temel besindir. ”Köpekler vejeteryan olabilirler, ama kediler olamazlar,” diyor Herzog.

Okin’in önerisi, evcil hayvanların değil sadece insanların, seçkin evcil hayvan mamalarında bulunan, yüksek kaliteli et kısımlarını yemelerini öneriyor. ”Bir köpeğin biftek yemesi şart değil,” diyor Okin. ”Bir köpek, insanların yiyemeyeceği şeyleri de yiyebilir. Bazı evcil hayvan mamalarındaki bu etleri insanları yemesine yönelsek ne olur?”

Bazı kimseler, insanların yiyemeyeceği şeyleri hayvanların da yememesi gerektiğini savunabilirler. ”Bu etik bir karar, bu tip makaleler böyle soruları gündeme getirecek,” diyor Okin.

Genellikle tozlu bölgeler, çöller ve rüzgar erozyonu üzerinde çalışan bir bilim insanı olan Okin, insanların arka bahçelerinde tavuk besleme eğilimlerini görünce bu konuyu incelemeye karar verdi. ”Tavukların vejeteryan olmaları ne güzel, bize yememiz için protein sağlıyorlar, diğer evcil hayvanlarsa etlerdeki proteinleri yiyorlar,” diyor. ”Bunu görünce, evcil hayvanlarımız ne kadar et yiyorlar diye düşündüm.”

Herzog, evcil hayvan sahiplerinin bu konuyu düşünmeleri gerektiğini söylüyor, ama bunu üzerlerinde bir baskı olarak hissetmesinler. ”Evcil hayvanlarından kurtulmaları, küresel ısınma krizini çözmeyecek,” diyor. ”Bu makaleyi okudum diye, evdeki kedimden kurtulacak değilim. Bize mutluluk veren pek çok şeyin bir bedeli var. Ama ahlaken karmaşık bir dünyada hepimiz elimizden geleni yapmalıyız.”

Okin’in bir kedisi ya da köpeği yok. Çünkü onlara allerjisi var.

”Hayvanları seviyorum, ama tüylü olanlarla bağışıklık sistemimin bir problemi var,” diyor. ”Benim hayvanlarım balıklar.”

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir