Kendi Dilleri Olan Hayvanlar: Çayır Köpekleri

0
38
Çayır köpeği. Fotoğraf: sipa/Pixabay

İkinci bir dil öğrendiğinizde, genelde jetonun ansızın düştüğü bir yer olur: Sohbetin küçük bir bölümüne kulak misafiri olur ve hiç çaba göstermeden, konuşulanları birden anlarsınız.

Kuzey Arizona Üniversitesi’nde çalışan Profesör Con Slobodchikoff, son 30 yılını yabancı bir dil üzerinde çalışarak geçirmiş. Fakat bu konuda, kendisine yardımcı olacak hiçbir eğitici podcast ya da kurs yokmuş: Slobodchikoff, çayır köpeklerinin dilini öğrenmeye çalışıyormuş.

Kuzey Amerika’ya özgü bir kemirgen türü olan çayır köpekleri, hep birlikte yer altındaki oyuklardan meydana gelen küçük köylerde yaşıyor. Çok sosyal canlılar olan bu hayvanlar, köylerine bir yırtıcı girdiği zaman (genelde bir köpek, çakal ya da şahin olur) çağrı yapıp komşularını uyarıyorlar. “‘Çi çi çi çi’ gibi bir şeye benziyor” diyor Slobodchikoff ve ciyaklayan plastik bir oyuncağı andırdığını söylüyor.

Slobodchikoff çayır köpeklerini araştırmaya ilk başladığında, mesela bir çakal ya da şahin için yapılan çağrıları ayırt edemiyormuş. Fakat çayır köpekleri, farklı çağrılara belli davranışlarla cevap veriyormuş; oyuklarına girmek ya da ayağa kalkıp daha iyi görmeye çalışmak gibi. Slobodchikoff, bu “çi”lerde kendisinin duymadığı bir şey olabileceğini düşünmeye başlamış. Bu yüzden araştırmaya karar vermiş.

Ses analizi

Slobodchikoff ve öğrencileri, çayır köpeklerinin çalılıkların ardında gizlenen köylerine gitmişler ve yakından ne zaman bir insan, köpek, çakal ya da şahin geçse, mikrofonlarını uzatmışlar. Çayır köpeklerinin, farklı yırtıcılara karşı yaptığı çağrıları kayıt altına almışlar. Ardından bu kayıtları bir laboratuvara götürüp, bir bilgisayar yazılımı yardımıyla sesleri çözümlemişler. Herhangi bir ses, aslında farklı frekanslardan ve birbiri üstüne binmiş armonik seslerden meydana geliyor. Slobodchikoff’un bilgisayarı da bu sesleri ölçerek, bütün ton ve armonik ses bileşenlerini ayırmış.

Sonuçlara bakan Slobodchikoff, çağrıların farklı gruplarda kümelendiğini ve her bir kümenin, kendine özgü frekans ile tonları olduğunu keşfetmiş. Diğer bir ifadeyle çayır köpekleri, yalnızca “tehlike” çağrısı yapmıyor; “insan” bir çağrıları, “şahin” için başka bir çağrıları ve “çakal” için üçüncü bir çağrıları var. Hatta çakallar ile evcil köpekleri bile ayırabiliyorlar.

Slobodchikoff, artık sadece kulaklarını kullanarak bu değişik çağrılar arasındaki farkları algılayabiliyor ve bilgisayara ihtiyaç duymuyor. Fakat çayır köpeği “çi”lerinin bu karmaşıklığı, kendisinin başlangıçta şüphelendiğinden daha da derinlere gidiyor.

Yeşil giysi, mavi giysi

Slobodchikoff, yaptığı analizler sırasında bir şey fark etmiş: İnsan çağrısı diğer çağrılara göre tutarlı biçimde farklı olsa bile, bireysel insan çağrıları arasında halen önemli bir çeşitlilik bulunuyormuş. Bu küçük kemirgenlerin, yırtıcıları tarif edip etmiyor olabileceğini merak etmeye başlamış Slobodchikoff; şahini insandan ayırt etmekle kalmayıp, aslında onlara doğru yaklaşan belli bir insana, çakala ya da şahine yönelik bir şeyler mi söylüyorlardı?

Bu yüzden bir test tasarlamış. Dört (insan) gönüllüyü, bir çayır köpeği köyünden yürütmüş ve bu insanların hepsini tamamen aynı giydirmiş; tişörtleri hariç. Her bir gönüllü, topluluğun içinden dört kezmiş: Bir kez mavi tişörtle, bir kez sarı, bir kez yeşil ve bir kez de gri de tişörtle…

Slobodchikoff, çok şaşırtıcı biçimde çağrıların, gönüllülerin giysi rengine göre gruplara ayrıldığını bulmuş. “Hayretler içinde kalmıştım” diyor. Fakat kendisini daha da şaşırtan şey; yapılan daha fazla analizle birlikte bu çağrıların, insanın boyu gibi diğer niteliklere göre de kümelendiğinin ortaya çıkması olmuş. “Aslında şöyle diyorlar: ‘Mavili uzun boylu insan geliyor’ veya ‘Sarılı kısa insan geliyor'” diyor Slobodchikoff.

Hepsi bu kadarla da bitmiyor. Slobodchikoff’un sonraki adımı, çayır köpeklerinin soyut şekiller arasında ayrım yapıp yapamadıklarını görmek olmuş. Bu yüzden kendisi ile meslektaşları, bir çayır köpeği köyünün her iki tarafına iki tane ahşap kule dikmişler. Daha sonra daire, kare ve üçgen şeklinde mukavva kesip, bunları iki kule arasına gerilen bir tele asmışlar. Bu sayede şekiller, köy boyunca yerden yaklaşık bir metre havada durmuş. Slobodchikoff’un keşfettiğine göre çayır köpekleri, üçgen ve daire arasındaki farkı söyleyebiliyormuş. Fakat ne yazık ki, kare ile daire arasındaki farktan hiç bahsetmemişler.

Bağlamda değerlendirme

Slobodchikoff’un deneyleri, diğer çayır köpeği gruplarıyla da tekrarlansa da, bazı araştırmacılar çayır köpeklerinin gördükleri yırtıcıları gerçekten “tanımlayıp tanımlamadıklarını” sorguluyor. Fakat Slobodchikoff, çayır köpekleri ile yüksek oranda sosyal olan diğer hayvanlardaki iletişimin, düşündüğümüzden çok daha karmaşık olduğuna inanıyor.

Aslında kendisinin söylediğine göre en büyük sorun, hayvan iletişimini araştırırken güvenilir yöntemler bulmak. Çayır köpekleri, sadece normal sosyal etkileşim sırasında birbirleriyle bütün gün çene çalıyor. “Peki bu ne anlama geliyor?” diye merak ediyor Slobodchikoff. “Bunu hiçbir şekilde öğrenemiyoruz.” Çayır köpeğinin gevezeliğine dair eğitici bir podcast çıkana kadar da merak edeceğiz.

 

 

 

 

Yazarlar: Jessica Goldstein ve Maggie Starbard/NPR. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here