Kötü Beslenme, Dünya Çapında Sigaradan Daha Fazla İnsan Öldürüyor

Yapılan yeni bir analize göre çok fazla tuz tüketmek ve yeteri kadar tam tahıl, meyve ve sebze tüketmemek, ömrünüzden yıllar götürüyor olabilir.

Çarşamba günü Lancet bülteninde yayınlanan bir çalışmada araştırmacılar, yetersiz beslenme düzenlerinin ölüm oranlarına ne kadar katkı yaptığını ölçmek amacıyla, 195 ülkede insanların yeme alışkanlıklarına bakmışlar.

Peki ne bulmuşlar? Dünya çapında her yıl 11 milyon insanın, en azından kısmen; bazı gıdalar veya gıda eksikliği yüzünden öldüğünü.

Washington Üniversitesi’nde salgın hastalık uzmanı olan baş yazar Ashkan Afshin, araştırmacıların genel olarak, yetersiz beslenme düzenlerinin dünya çapında diğer tehlike etmenlerinden daha fazla ölüme sebep olduğunu tahmin ettiklerini söylüyor. Bu etmenlerin arasında, kamu sağlığına karşı en büyük tehditlerden biri olduğu bilinen sigara da yer alıyor.

Kendisinin söylediğine göre, konu sadece insanların ne yediğiyle değil, ne yemediğiyle de ilgili.

Çalışmada, küresel çaptaki 3 milyon ölüm, çok fazla miktardaki sodyuma atfedilmiş; fakat diğer 3 milyon ölüm, yeterli miktarda tam tahıl alınmamasına ve diğer 2 milyon ölüm ise yeterli miktarda meyve yenilmemesine bağlanmış.

Uzmanlar bu sonuçların, sağlık uzmanlarının yıllardar öğretmekte olduğu şeyleri doğruladığını söylüyorlar; yani dengeli bir beslenme düzeni, uzun ve sağlıklı bir yaşam için önemli.

Washington Üniversitesi Sağlık Ölçümleri Bilimleri Bölümü’nde yardımcı profesör olan Afshin, araştırmacıların son otuz yıla ait besin tüketimi, gıda ürünleri satışı ve hanehalkı harcamalarının ölçüm verilerini değerlendirerek; yetersiz bir beslenme düzeninin, ölümden, içerisinde kalp hastalığı gibi bulaşıcı olmayan hastalıklara kadar çeşitli durumlar üzerindeki etkilerini tahmin ettiklerini söylüyor.

Araştırmacılar; 2017 yılında, kalp damar hastalıklarının, dünya çapında beslenmeye bağlı ölümlerin baş sebebi olduğunu ve onu da bazı kanserler ile diyabetin takip ettiğini tahmin etmişler.

New York Üniversitesi’nde beslenme, gıda çalışmaları ve kamu sağlığı emekli profesörü olan Marion Nestle, şöyle söylüyor: “Bu sonuçlar, sınırlı veri ve varsayımlara dayalı; ancak varılan hükümler, kamu sağlığından ve tıbbi otoritelerden gelen başlıca raporlarla tutarlılık gösteriyor.” Nestle, görünüşe göre araştırmacıların sadece bitkiye dayalı değil fakat geniş oranda bitkiye dayalı bir beslenme düzenini önerdiğini ve bugünlerde herkesin bunu söylediğini aktarıyor.

Afshin, insanların (kalp dostu yağlar ve lif yönünden zengin olan) bir Akdeniz diyetiyle beslendiği ülkelerin, araştırmacıların modelinde en yüksek puanı aldığını ve beslenmeye bağlı en az ölümün de İsrail’de olduğunu söylüyor. Araştırmaya göre İsrail’in ardından Fransa ve İspanya geliyor.

Afshin, Akdeniz usülü beslenmeyi; yüksek oranda meyve, sebze, kabuklu yemiş ve zeytinyağı gibi sağlıklı yağların alındığı bir beslenme düzeni olarak tanımlıyor.

Kalp damar hastalıklarına bağlı ölüm oranlarının (ölümlerin %42’si) en düşük olduğu yer Türkiye olmuş.

Eski bir Sovyet cumhuriyeti olan ve ekmek ile makarna gibi işlenmiş karbonhidratların sıkça tüketildiği Özbekistan, 100.000’lik bir nüfusa karşılık 891 adet ölüm oranıyla en kötü ikinci sırada geliyor.

Yüksek sodyum tüketimi; Çin, Japonya ve Tayland’daki beslenmeye bağlı ölümlerde en büyük tehlike etmenini oluşturuyor. Tam tahılların düşük miktarda tüketilmesi de; ABD, Hindistan, Brezilya, Pakistan, Nijerya, Rusya, Mısır, Almanya, İran ve Türkiye’de beslenmeye bağlı ölümlerde en büyük tehlike etmeni konumunda.

Johns Hopkins Bloomberg Kamu Sağlığı Fakültesi’nde uluslararası sağlık alanında yardımcı profesör ve Küresel Obezlik Önleme Merkezi’nde müdür olan Bruce Lee, bu araştırmanın; yetersiz beslenmenin küresel çaptaki ölümlerin başlıca sebepleri arasına giren ve bulaşıcı olmayan hastalıklar ile olan ilişkisini daha da fazla desteklediğini söylüyor fakat besinlerin, bu konudaki tek etmen olmadığını belirtiyor.

Kendisinin söylediğine göre; çevresel, ekonomik ve sosyal etmenlerin yanısıra, fiziksel faaliyet de bu ölüm oranlarına katkıda bulunan başlıca şeylerden biri.

Lee, bir epostada şöyle söylüyor: “Beslenme düzeni; vücut ağırlığının artması ile obezlik, yüksek tansiyon, kanda aşırı yağ ve yüksek kan şekeri seviyelerine yol açan durumlar yoluyla, bulaşıcı olmayan hastalıklara katkıda bulunuyor.”

Kendisi ayrıca, mevcut sorunlardan birinin de, “yapay içeriklerle yüksek oranda işlenen gıdalar gibi sağlıksız besinleri üretmenin, saklamanın, taşımanın ve hazırlamanın genelde daha ucuz olması” olduğunu söylüyor. “Bu yüzden bu gibi besinler, dünya çapındaki gıda sistemlerinde daha doğal ve sağlıklı olan besinlerin yerini aldılar.”

Ancak yetersiz bir beslenme düzeni, gerçekten de sigaradan bile daha fazla ölüme mi sebep oluyor?

New York Üniversitesi ve Nestle, besinsel tehlikelerin daha yüksek olmasının mantıklı olduğunu çünkü herkesin sigara içmediğini fakat herkesin yemek yediğini öne sürüyor. Bu yüzden Nestle, “beslenme düzeni, herkes için bir tehlike etmenidir” diyor.

Araştırmacılar, bütün beslenme şekillerinde sürekli olarak iyi iş çıkaran bir ülke bulamamışlar. Örneğin, genel anlamda en yüksek puanı alan İsrail, işlenmiş et tüketimi söz konusu olduğunda sonlarda yer alıyor.

Ancak Afshin, bu bulguların, insanları daha iyi beslenmeye çalışmaya teşvik etmesi gerektiğini ve kanun yapıcıları da, sağlıklı besinlerin tüketiminin artırılmasına yönelik tedbirler oluşturmaya ve bunları desteklemeye teşvik etmesi gerektiğini söylüyor.

 

 

 

 

The Washington Post

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir