Kütleçekim Dalgalarını Anlamaya Bir Adım Daha Yaklaştık

Kütleçekim dalgaları, kara delikler, yıldız patlamaları ve büyük hızla dönen nötron yıldızları gibi evrendeki en şiddetli olayların sonucu ortaya çıkıyor. Bu dalgalar, diğer tür dalgalardan farklı olarak ışık hızında ilerliyor ve hiç sorun yaşamadan ağır kütlelerin içinden geçiyor. Eğer kütleçekim dalgalarını incelersek evreni tamamen yepyeni bir bakış açısıyla görmemizi sağlayacak bilgiler elde edebiliriz.

Kütleçekim astronomi çağı daha yeni başladı. Geçtiğimiz ay, Dünya üzerindeki algılayıcılar bir milyar ışık yılı uzaklıktaki iki kara deliğin çarpışmasının neden olduğu uzay-zaman yapısında küçük bir dalgalanma saptadı. Bu insanoğlunun saptadığı ilk kütleçekim dalgasıydı.

Gelecekte uzayda bulunan algılayıcılar, bu görünmez dalgaları incelemek için yeni yöntemler sağlayabilir, özellikle de Dünya’da bulunan bir algılayıcının kaçırabileceği türden daha uzun dalga boyuna sahip dalgaları incelemek için. Fakat öncelikle, Avrupa Uzay Ajansı’ndaki bilim insanlarının, görevine daha yeni başlamış olan LISA keşif aracı üzerinde bazı önemli ekipmanlar test etmesi gerekiyor.

LISA teknik olarak Aralık ayında gönderildi, ama hazır olup olmadığından emin olmak için o günden bu yana bazı testlerden geçiriliyordu. Artık küçük uzay aracı asıl amacı olan şeyi yapmaya başladı: günün birinde uzayda bulunan bir kütleçekim dalga algılayıcısında kullanılabilecek cihazları test etmek.

Dünya’da ise LIGO algılayıcısı, bir lazer ışınını ikiye bölüp her birini bir aynaya doğru yönlendirdikten sonra ışının tekrar algılayıcıya yansıması ile ilk kütleçekim dalgasını keşfetti. Aynalar birbirine eşit mesafede bulunuyor, böylece sinyaller algılayıcıya daima aynı zamanda dönüyor. Fakat 2015 Eylül ayının bir günü işler değişti. O gün, geçmekte olan bir kütleçekim dalgası uzay-zamanı bozdu ve aynalardan birinin uzaklığını öylesine küçük bir oranda değiştirdi ki iki sinyal algılayıcıya aynı anda ulaşmadı.

LISA’dan sonra gelecek keşif aracı da uzayda benzer bir iş yapacak. Deneyler uzaydan on binlerce kilometre uzaklıkta olan iki kütlenin serbest düşüşünü karşılaştıracak. Cisimler sürekli olarak konumlarını ölçen cihazlarla çevrili olacak. Eğer kütleçekim dalgası geçecek olursa, cisimler hafifçe sallanacak ve aralarındaki mesafe neredeyse algılanamayacak kadar küçük bir miktarda değişecek.

LISA kütleçekim dalgalarını saptayamasa da deneyin temel ögelerini test ediyor. Yaklaşık 5 cm’lik iki altın-platin küpün konumunu sürekli olarak ölçüyor ve Güneş’ten gelen radyasyon veya rüzgardan etkilendikleri durumlarda küplere temas edilmesini engellemek için etrafında manevralar yapan mikro iticiler kullanıyor.

İşler yolunda giderse, ESA tam ölçekli algılayıcıyı – Gelişmiş Lazer Girişimölçer Uzay Anteni (eLISA)- 2034 yakınlarında fırlatmayı planlıyor.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir