Manikür Salonlarında Kimyasallara Maruz Kalma Miktarı, Düşündüğünüzden Daha Yüksek

YAZARLAR: LUPITA MONTOYA VE AARON LAMPLUGH

Bir manikür salonunun yanından geçen herhangi biri; akrilik tırnaklardan, boyalardan ve oje çıkartıcılardan yayılan zararlı kokulara aşinadır. Manikür ve pedikür yaptıran müşteriler, bu kokulara geçici şekilde katlanıyor fakat söz konusu buharlaşan kimyasalları saatlerce soluyan manikürcüler, sağlık açısından bazı tehlikelere maruz kalıyorlar.

Bu kokular, uçucu organik bileşen (veya VOC) adı verilen ve kolaylıkla su buharı veya gaz haline dönüşebilen maddelerden geliyor. Bu maddeler, baş ağrısından solunum yolu tahrişine ve üreme komplikasyonlarından kansere kadar birçok sağlık sorunuyla ilişkilendirilmiş durumda.

VOC’lar, normal bir oda sıcaklığı ortamında buharlaşıyor ve insanlar bunları soluyor.

Bizim araştırma takımımız, geçenlerde Colorado State Üniversitesi’ndeki meslektaşlarımızla beraber Colorado eyaletinde bulunan altı manikür salonunda, kimyasallara maruz kalma oranını inceledi ve günlerini buralarda geçiren çalışanların, yüksek seviyelerde VOC’lara maruz kaldığını buldu.

Salonlarda 19 yıla kadar çalışmış olan ve araştırmaya katılan teknisyenler, baş ağrısı çektiklerini ve cilt ile gözlerinde tahriş yaşadıklarını belirtiyor.

Bu salonlarda benzen ile formaldehit seviyelerini ölçtük ve insanlarda kanserojen olduğu bilinen bu maddelere maruz kalmanın, çalışanların ömürleri boyunca kanser olma tehlikesini bir milyonda birin üzerinde artırdığına karar verdik; ABD’deki pek çok sağlık organı, zararlı bileşenlere maruz kalma oranının düzenlenmesinde bu seviyenin kabul edilebilir olduğunu düşünüyor.

Sağlığa yönelik tehlikelerin belirlenmesi

2015 yılında New York Times gazetesinde yayınlanan bir makalede, New York şehrindeki manikür pedikür salonlarında çalışanlara düşük ücretler ödendiği ve insanların olumsuz koşullarda çalıştığı vurgulanmıştı. Ancak makalede, salonlarda çalışanların günlük olarak maruz kaldığı kimyasallardan bahsedilmemişti.

Çeşitli araştırma grupları, standart ölçüm yöntemleri ve beyana dayalı sağlık anketleri kullanarak, manikür pedikür salonu ortamında maruz kalınan VOC’ları tanımlamaya ve bunların miktarını belirlemeye çalışmıştı.

Bu grupların yaptığı araştırmalarda, manikür pedikür salonunda çalışan kişilerin; genel olarak çoğu ev, iş veya şehir ortamında karşılaşılması beklenen VOC seviyelerinden daha yüksek seviyelere maruz kaldığı gösterilmişti. Sonuç olarak bu çalışanlar, iş ile alakalı sağlık semptomlarını sıklıkla yaşıyorlar.

Bizim yaptığımız çalışmada, aralarında benzen ve formaldehit gibi kanserojenlerin de yer aldığı 10 VOC ölçüldü. Düzenli şekilde gözlemlediğimiz altı salonda bulunan VOC seviyelerinin, koku ve soluma tehlikesine yönelik genel eşikleri aştığını bulduk.

Bazı vakalarda ise bu durum, 20 yıllık bir maruz kalma döneminde önemli bir kanser tehlikesi oluşturuyor.

Yirmi çalışan, bireysel sağlıklarına yönelik soruları cevapladı. Bu kişilerin yüzde 70’i, işleriyle alakalı kısa vadeli bir tür sağlık semptomu yaşadıklarını belirtirken; yüzde 40’ı ise birden fazla alakalı semptom yaşadığını belirtti.

Gönüllü teknisyelerin katılmasını sağlamak amacıyla, salon sahipleriyle yakın biçimde çalıştık. Salon sahiplerinin desteğini almak çok yardımcı oldu çünkü bu sayede salon çalışanları, sağlık ve çalışma koşullarını misilleme korkusu olmadan doğru bir şekilde bildirdiler.

Bir petrol rafinerisinde çalışmak gibi

Birçok insan, kozmetik ürün sektörünü nispeten güvenli bir iş şeklinde görüyor fakat öyle değil. Benzen, tolüen, etilbenzen ve ksilenler gibi aromatik hidrokarbonlara maruz kalmanın (ki bunlardan topluca BTEX şeklinde bahsedilir), daha önce petrol rafinerisinde çalışanlar ve araba garajı teknisyenleri üzerinde yapılan çalışmalarda bildirilen şeylere benzediğini bulduk.

2018 yılında İran’da yapılan bir çalışmada da Tahran’daki güzellik salonlarında benzer yoğunluklarda benzen, etilbenzen ve ksilen olduğu bulunmuş.

O yıl ABD’nın Michigan eyaletinde yürütülen bir diğer çalışmada, milyarda 100 parçadan fazla tolüen yoğunluğunun olduğu bulunmuş. Bu miktar, dış şehir mekanlarında bildirilen seviyelerden yaklaşık 30 kat daha yüksek.

İş yerinde gerçekleşen bu tür maruziyetlere yönelik yasal düzenlemeler, bilime ayak uydurmuş durumda değil. ABD’deki iş sağlığı ve güvenliği maruziyetine yönelik sınırlar, yaklaşık 50 yıldır güncellenmemiş.

ABD’de İş Sağlığı ve Güvenliği Dairesi (veya OSHA), izin verilen maruziyet sınırlarının pek çoğunun “tarihinin geçtiğini ve çalışan sağlığının korunmasını temin etmede yetersiz kaldığını” kabul ediyor.

OSHA, yalnızca işletmeler için rehberlik ve tavsiye sunarak, çalışanların koruma yükünü etkili bir şekilde özel sektöre aktarıyor. Bu durum özellikle, salonların yüzde 90’ından fazlasının 5’ten az kişi çalıştıran ufak işletmeler olduğu ve güvenlik personeli görevlendirmediği manikür salonu endüstrisinde sorun yaratıyor.

Kozmetik ürünlerine yönelik düzenlemelerin ve uyarı gereksinimlerinin yetersiz olması, hangi ürünlerin gerçekten güvenli olduğunu bilmeyi zorlaştırıyor. Kaliforniya Çevre Koruma Dairesi’nin 2012 yılında yaptığı bir çalışmada, “tolüen içermez” biçiminde etiketlenen 12 tırnak bakım ürününün 10 tanesinin yüzde 17’ye kadar tolüen içerdiği bulunmuş.

Etiketinde, sözde “zehirli üçlü” bileşenleri (dibütil ftalat veya DBP, tolüen ve formaldehit) içermediği yazan ürünler, aslında hiç böyle bir iddiası olmayan ürünlere göre daha yüksek yoğunluklarda DBP içeriyor. (DBP, endokrin bozucu bir bileşen)

İşyerinde zehirli maddelere maruz kalındığı zaman uygulanacak seçenekler. (OSHA)

Sorunun çözülmesi

Dükkan sahipleri sık sık manikür salonlarında çalışıyor ve bu yüzden, işyerlerinin içerisindeki hava kalitesinin artırılmasını genelde destekliyorlar. Bizim görüştüklerimiz genelde bu sorunu bir parça anlıyorlar ve çözmek istiyorlardı ancak bunu nasıl yapacaklarını her zaman bilmiyorlardı.

ABD Çevre Koruma Dairesi, ABD Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Kurumu ile OSHA, sağlıklı manikür salonlarına yönelik rehber yayınlıyor. Ancak bizim çalışmamızda yer alan dükkan sahipleri, bunları hiç duymamış. Bunun sebebi, bu rehberlerin yalnızca İngilizce dilinde yayınlanması olabilir; çünkü manikür salonlarında çalışanların pek çoğu, kısıtlı İngilizce becerisine sahip Asyalı veya Latin göçmenler.

Halk düzeyindeki çeşitli toplum örgütleri, salonların hava kalitesini iyileştirmeye yönelik hem Vietnamca hem de Çince rehberler yayınlıyor. Bu rehberlerde, işyerinde kimyasal maddelere maruz kalma miktarını azaltmada en önemli yöntemler olan havalandırma ve kişisel koruyucu malzeme kullanımı öneriliyor.

Sürekli şekilde havalandırma yapmak, nitril eldivenler giymek ve düzgün kömürlü yüz maskeleri kullanmak gibi ufak değişiklikler, çalışanların maruz kaldıkları kimyasal madde seviyesini önemli ölçüde azaltabilir.

En son yaptığımız çalışmanın sonuçları, salonlara aktif karbonlu büyük taşlar yerleştirmenin, havadaki VOC’ları etkili bir şekilde ortadan kaldırabildiğini akla getiriyor. Şu an bu kimyasal emici maddeleri, salon duvarlarına asılabilecek sanat eserlerine yerleştirmeye yönelik deneyler yapıyoruz.

Bir diğer öncelik ise, bu bilgileri daha fazla insana ulaştırmak ve kozmetoloji ruhsat programlarında daha fazla güvenlik eğitimi verilmesini savunmak. Eğitim ve öğretim, etnik azınlık gruplar için bilhassa önemli.

Zehirli ve tehlikeli bileşenlere maruz kalmanın düzenlenmesi gibi OSHA tarafından uygulanan pek çok işyeri standardı, manikür salonlarına da uygulanıyor. Ancak kozmetik üreticilerinin, piyasa çıkmadan önce ürün ve bileşenleri için resmi onay alması veya ürün bilgisini bu devlet kurumuna ibraz etmesi gerekmiyor.

Bu durumun aksine, Kaliforniya eyaletinin 2018 yılında çıkardığı bir yasa; üreticilerin, 1 Temmuz 2020 tarihinden sonra üretilen ve eyalet içerisinde satılan tüm profesyonel kozmetik ürünlere içerik bilgileri koymasını zorunlu kılıyor.

Bu sağduyu reformuna yönelik seferberliğe, büyük oranda Kaliforniya Sağlıklı Manikür Salonu Ortak Girişimi gibi müdafaa grupları önderlik etmişti. Bu gibi faydalı adımlar, pek önem gösterilmeyen ancak yaptığı işte, sağlık açısından her gün ciddi tehlikelere maruz kalan çalışanların durumunu iyileştirebilir.

 

 

 

 

The Conversation

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir