Mars’ta Eskiden Göl Olduğu Onaylandı. Peki Perseverance Yaşamın İzlerini Bulabilecek mi?

0
Perseverance uzay aracının 2020 yılında iniş yaptığı Jezero Krateri'ni göl halindeyken gösteren bir canlandırma. Görüntü: NASA/JPL-Caltech

Mars’ta önceden yaşam var olduysa, Perseverance uzay aracının Jezero kraterinin temelindeki göl tortularını onaylaması, izlerin kraterde bulunabileceğine yönelik umutları pekiştiriyor.

Los Angeles – California Üniversitesi (UCLA) ile Oslo Üniversitesinde çalışan bir araştırma takımının öncülüğünde yürütülen ve iki gün önce Science Advances bilim bülteninde yayımlanan yeni araştırmada, kraterin bir noktada suyla dolu olduğu ve krater zemininde tortu katmanları biriktiği gösteriliyor. Gölün daha sonrasında çekilmesiyle birlikte, gölü besleyen nehrin taşıdığı tortular devasa bir delta meydana getirmiş. Gölün zamanla dağılmasıyla da kraterdeki tortular aşınmış ve bugün yüzeyde görülebilen jeolojik özellikler oluşturmuş.

Radarın gösterdiği üzere bu tortulaşma ve aşınma dönemlerinin çok uzun zamanlardaki değişimlerle meydana gelmesi, Jezero kraterinin jeolojik tarihi hakkında uzaydan elde edilen Mars görüntülerine dayalı yapılan çıkarımların isabetli olduğunu doğruluyor.

UCLA’da çalışan Dünya, gezegen ve uzay bilimleri profesörü ile makalenin birinci yazarı David Paige, “Yörüngeden bir grup farklı tortu görebiliyoruz fakat gördüklerimizin orijinal halleri olup olmadığını veya uzun bir jeolojik hikayenin sonunu görüp görmediğimizi kesin söyleyemiyoruz” diyor. “Bu şeylerin nasıl oluştuğunu söylemek için yüzeyin altını görmemiz gerekiyor.”

Hemen hemen bir araba boyutunda olan ve yedi bilimsel cihaz taşıyan araştırma aracı, 50 km genişliğindeki bu krateri 2021 yılından beri inceliyor ve jeolojisi ile atmosferi üzerinde çalışma yürütüp örnekler topluyor. Perseverance‘ın topladığı kaya ve toprak örnekleri, gelecekte yapılacak bir sefer ile Dünya’ya getirilip geçmişteki yaşamın kanıtları için incelemeye tabi tutulacak.

Perseverance, 2022’nin Mayıs ve Aralık ayları arasında kraterin zemininden deltaya kadar yolculuk yaptı. 3 milyar yıllık bu devasa genişlikteki tortular, yörüngeden Dünya’daki nehir deltalarını andırıyor.

Uzay aracı deltaya giderken, üzerinde bulunan Mars’ın Yüzeyaltı için Radar Görüntüleyici Deneyi veya RIMFAX adını taşıyan cihaz, 10 santimetrelik aralıklarda aşağı doğru radar dalgaları ateşledi ve yüzeyin yaklaşık 20 metre altındaki derinliklerden yansıyan dalgaları ölçtü. Bu radarla beraber bilim insanları, tortuların temeline kadar görüntü elde edip, gömülü krater zemininin üst yüzeyini ortaya çıkarabiliyor.

Yerin içinden geçen radarla yıllardır yürütülen araştırmalar ve RIMFAX ile Dünya’da yapılan testler, bilim insanlarına radar yansımalarından yüzey altındaki katmanların yapı ve bileşimlerini nasıl okuyacaklarını öğretmiş. Bunun sonucunda elde edilen yüzeyaltı görüntüler, bir otoyol yarması şeklinde yorumlanabilecek kaya katmanlarını gösteriyor.

RIMFAX’ın baş araştırmacı yardımcısı Paige, “Bazı jeologlar radarın yüzeyin altını görebilme kabiliyetini bir çeşit hile yapmaya benzetiyor” diyor.

RIMFAX’ın yaptığı görüntülemeler, iki aşınma dönemi arasında sıkışmış iki ayrı tortu birikintisini ortaya çıkarmış. UCLA ve Oslo Üniversitesinde çalışan araştırmacılar, deltanın altındaki krater zemininin tekdüze bir düzlükte olmadığını ve bu durumun, göl tortuları birikmeden önce bir aşınma döneminin meydana gelmiş olabileceğini akla getirdiğini aktarıyor. Radar görüntüleri, tortuların düzenli ve yatay olduğunu gösteriyor; tıpkı Dünya’daki göllerde biriken tortular gibi. Göl tortularının mevcudiyetinden önceki çalışmalarda da şüphelenilse de, doğrulanmaları sadece bu çalışmayla mümkün olmuş.

Göl seviyesindeki dalgalanmaların nehrin bir zamanlar gölün uzak kısımlarına kadar uzanan geniş bir delta çökeltisi meydana getirmesiyle, ikinci bir çökelme dönemi meydana gelmiş. Fakat bu delta çökeltisi aşınıp, artık nehrin ağzına yakın bir yere çekilmiş durumda.

“Kaya kayıtlarında muhafaza olduğunu gördüğümüz bu değişimlere, Mars ortamındaki büyük ölçekli değişimler yön veriyor” diyor Paige. “Bu kadar ufak bir coğrafi bölgede böylesine fazla bir değişim bulgusu görebiliyor olmamız çok iyi. Böylelikle bulgularımızı kraterin tamamına kadar genişletme fırsatı elde ediyoruz.”

 

Yazar: Holly Ober/Los Angeles – California Üniversitesi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

1 Yorum

  1. gezegen bitmiş olsa da eğer yaşamın orada da olduğu ve bildiğimiz DNA-RNA bazlı yaşamdan farklı olduğu ortaya konursa; hayat hakkında bilgilerimiz ve uzayda yaşam araştırmaları bambaşka bir boyuta taşınabilir

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz