Psikologlar, Tüm Alçakgönüllü İnsanların Paylaşıyor Olabileceği Önemli Bir Kişilik Özelliğini Belirledi

DAVID NIELD

Psikologlar, gerçekten mütevazı olan insanların paylaşıyor olabileceği önemli bir özellik belirlemiş ve bu özelliğe, ‘hipo egoik gayri yetkililik’ adını vermişler.

Yani bu durum şu anlama geliyor; olumlu niteliklerinizin ve hayatta elde ettiğiniz başarıların, size diğer insanlara göre özel bir muamele hakkı vermediğine inanıyorsunuz.

Bu durum, güçlerinizi ve başarılarınızı önemsiz gibi göstermeye eğilimli olmaktan biraz farklı; ki bunu genelde mütevazı olmakla bağdaştırıyor olabilirsiniz. Ancak bu olgu, alçakgönüllü olmanın özüne dair yeni fikirler sunuyor.

Araştırmacılar (Duke Üniversitesi’nde çalışan psikologlar Chloe Banker ve Mark Leary), mütevazılığın “bir dizi çekici psikolojik ve kişilerarası getiriler” ile olan bağlantıları sebebiyle “özel bir ilgi alanı” olduğunu belirtiyorlar. Tıpkı aşırı egonun, çeşitli kişisel ve sosyal sorunlara yol açabildiği gibi (etrafımızdaki dünyaya bir bakın).

Mütevazılığın gevşek tarifi ve üstünkörü anlaşılmış olması, bunun temelini oluşturan şeyler konusunda bilimsel bir fikir birliğine ulaşmanın zor olması anlamına geliyor; mütevazılık tam olarak nedir? Onu ele alırken nasıl ölçersiniz? Ayrıca, bütün mütevazı insanları tanımlayan bir şey var mıdır?

Bu çalışmada araştırmacılar, toplamda 419 kişiden, gurur duydukları kişisel özellikleri ile başarılarını tanımlamalarını ve daha sonra bunları, diğer insanların hayatlarında başardıkları şeylerle karşılaştırmalarını istemiş.

Katılımcılara ayrıca; hayatlarında yaptıkları şeylere ve nasıl bir insan olduklarına dayalı olarak, diğer insanların kendilerine nasıl davranması gerektiğini düşündükleri sorulmuş ve buna göre bir puan vermeleri istenmiş.

Son olarak gönüllüler, içlerinde mütevazılık, özsaygı, narsizm (kendini beğenme), bireysel çıkarcılık ve psikolojik hak görmenin yer aldığı belirli sosyal özellikler yönünden ölçüme tabi tutulmuşlar.

Araştırmada bulunanlara göre, mütevazılık yönünden yüksek puan elde eden insanlar, kazandıkları başarıların ve çekici kişilik özelliklerinin ne kadar önemli olduğunu düşünmeleri bakımından diğer herkesle aynıymış.

Aradaki farklılık, hak ettikleri özel muamale hakkında düşünme biçimlerinde yatıyormuş; yani ne yapmış olurlarsa olsunlar, herhangi bir şeyi hak etmemiş gibi düşünüyorlar.

Leary, PsyPost‘tan Eric Dolan’a şöyle söylüyor: “Mütevazılık üzerinde çalışma yapmış olan herkes, alçakgönüllü insanların muhtemelen kendilerini ortalama bir insandan daha doğru gördüklerine katılır; bu yüzden, iyi oldukları şey ne ise onda iyi olduklarını biliyorlar”

“Alçakgönüllü insanları tanımlayan esas özellik, benim görüşüme göre; ‘hipo egoik gayri yetkililik’tir; yani, başarıları veya olumlu nitelikleri sebebiyle kendilerine özel biri gibi davranılmasını hak ettiklerini düşünmüyorlar.”

Diğer bir ifadeyle; sırf elinizde yedi tane dünya rekorunun olması, diğer insanlardan farklı muamele görmeniz gerektiği anlamına gelmiyor (bu başarılar her ne kadar özel olsa da). İşte bu, mütevazılığın özü olabilir.

Bahsedilmesi gereken bazı uyarılar da bulunuyor: Bütün katılımcılar, Amazon’un Mekanik Türk programından bulunmuş; yani, bu sonuçların daha geniş ve daha çeşitli insan gruplarında da aynı olup olmadığını, bekleyip görmemiz gerekecek.

Araştırmacılar ayrıca, eğer gerçekten böyleyse; niçin hipo egoik gayri yetkililiğin, mütevazılık ile ilişkili davranışlara yol açtığını merak ediyorlar. Bunların hepsi, gelecekte yapılacak araştırmalarla keşfedilebilecek olan yeni alanlar.

Daha ileri araştırmaların yapılması, toplumun mütevazılığa neden değer verdiği sorusuna da cevap verebilir.

“Alçakgönüllü insanlar; kendi özel başarılarının veya niteliklerinin kendilerine dayanmadığını, kendilerinin de herkes gibi bir sürü noksanlıkları, zayıflıkları, sorunları ve başarısızlıkları olduğunu kabul ediyorlar” diyor Leary, PsyPost‘a.

“Bu yüzden, diğer insanlara göre fazladan ilgi, önem, lütuf veya özel muamele istemiyorlar.”

Araştırma, Personality and Social Psychology Bulletin bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir