Rogue One, Ölüm Yıldızı’nın hem kutuplarını hem de ekvatorsal hendeğini bizlere sunuyor.

‘Rouge One’ Ölüm Yıldızı’nı Nasıl Diriltti

Filmin görsel efekt uzmanları en önemli karakterlerin nasıl yaratıldığını açıklıyor.

Rogue One, Ölüm Yıldızı’nın hem kutuplarını hem de ekvatorsal hendeğini bizlere sunuyor.

Rogue One John Knoll olmadan var olmazdı. 10 yıldan fazla bir zaman önce, Knoll’un—o zamanlar Star Wars serisinin görsel efekt yöneticisi —basit bir fikri vardı: İsyancılar, Görevimiz Tehlike tarzında, Ölüm Yıldızı’nın planlarını çalsa nasıl olurdu?

2012 yılına gelindiğinde Knoll, serideki tüm filmler için görsel efektleri yapan Industrial Light and Magic’in yaratımdan sorumlu yöneticisi pozisyonuna terfi etmişti ve bu Star Wars topuna ait özgün bir türev olan hikâyeyi kurguladı.

Rogue One’da Ölüm Yıldızının kendisi de en az Jyn Erso ya da Cassian Andor kadar bir karakter. Savaş gemisinin var olması, bu hantal ve göz korkutucu varlığın hikâyedeki yeri, Ölüm Yıldızı’na adanmış bunca ekran zamanı gerçekçi görünmesini gerektirdi. Ve burada da ufak bir problem var – orijinal Ölüm Yıldızı modeli yıllardır kayıp.

Elbette ILM çeşitli bilgisayar programları ile bir Ölüm Yıldızı üretebilirdi, fakat Knoll bunun hatalı bir strateji olduğunu biliyordu ve işe Ölüm Yıldızı’nı hayata geri getirmeyi araştırmaya başladı. “İnsanlar onu ekranda gördüklerinde, bildikleri ve sevdikleri Ölüm Yıldızı gibi görünmesine ihtiyacı var” diyor Knoll.

Eklenen bir diğer zorluk da bu Ölüm Yıldızı’nın mimari karmaşıklığıydı – ilk kez hem kutupları hem de ekvatorsal hendeği gösterilecekti.

“Gareth [Edwards, yönetmen] kameraları daha önce hiç koymadığımız farklı noktaları yerleştirdi ve bu bize Ölüm Yıldızı’nın tüm bu yeni bölgelerini görmemizi sağlayan fırsatlar açtı.” diyor takımı galaktik süper silahın yaratımında yoğun bir şekilde yer alan ILM dijital yöneticisi Russell Paul.

George Lucas Yeni Bir Umut’ta ilk kez Ölüm Yıldızı’nı vitrine çıkardığında, silahın 1 metrelik çapa sahip modelini kullandı ve küçük bir karede filme aldı. Filmin çekimleri tamamlandığında, setler toplandı ve çabucak unutulan kuzey Kaliforniya’da bir saklama deposuna nakledildi. “George filmi çekerken kimse bunun dünya çapında bir fenomen olacağını beklemiyordu,” diyor Knoll. Birkaç yıl sonra, malzemelerin hiç birine sahip çıkılmadı ve saklama deposu mezata çıkarıldı, sonunda da bu minyatür, gayri resmi dünyanın en büyük Star Wars müzesini işleten eski bir Amazon çalışanı olan Guz Lopez’e satıldı. “Kesinlikle gözden kaçan bir konuydu” diye itiraf ediyor Knoll.

Dördüncü ve sonraki bölümlerin yayınlandığı on yıllarda bilgisayarlar ve yazılımlar bu tür maketlerin kullanılmasına tam anlamıyla gerek duyulmayacak düzeyde ilerledi – “Donanımlar sadece beş yıl öncesine nazaran bile büyük aşamalar kaydetti,” diyor Paul – fakat Knoll, Rogue One’nın senaryosu geliştirilmeye başladığında, ILM’nin dijital modelleme atölyesinin yine de Ölüm Yıldızı’nın orijinal tel çerçeve (wireframe) temsiline ihtiyaç duyacağının farkına vardı.

“Er ya da geç Ölüm Yıldızı’nı uzayda tasvir etmemiz gerekecekti,” diyor Knoll çekimler başlamadan önceki düşünce sürecine dair. “Bu modelin benzerine ihtiyacımız olacaktı.”

Jyn Erso’nun görevi aracın geliştirilmesini durdurmak ki bu Ölüm Yıldızı’nın filmde bir karakter olması anlamına gelmekte, hatta ILM’deki insanların umduklarından da fazla şekilde. “Arka plan karakterini olacağını düşünmedik,” diyor Paul, “fakat karşılaştığımız düzeyde de onu göreceğimizi düşünmemiştik.”

ILM’nin endişelerinin düğümlendiği nokta popüler kültürün tartışmasız en tutucu hayran tabanının beklentilerini karşılamak. “İnsanlar bu Ölüm Yıldızı’nı gördüğünde dördüncü bölümden bildiğimiz ve hoşlandığımız gibi görünmeli,” diyor Knoll, “ve her ne kadar her panelin doğru yerde olması önemli olmasa da, bunu seven biri olarak, büyük ölçüde benzeşen inşanın mümkün olduğunu düşündüm.”

“Gareth filmlerini gerçekte nasıl göründüğünden ziyade nasıl hatırladığınız ile ilgili olan, belgesel vari bir tarz ile çekiyor. Konu Ölüm Yıldızı’na geldiğinde benzer görselleri tekrar yaratmak istedi ama bu sefer daha iyi bir icra ile” diye de devam ediyor.

Orijinal maket kayıp olduğundan Knoll 2013 yazında Ölüm Yıldızı’nı sıfırdan yeniden yaratmak için 3 boyutlu modelleme yazılımı olan Modo’yu kullandı. “Eğlenceli bir proje olacağının farkına vardım,” diyor. Onarılan orijinal negatiflerden ilgili kareleri çekti ve yakın zamanda ortaya çıkan grafik animasyon videosunu inceledi – Bu iki kaynak da Knoll’un yeniden yaratılan Ölüm Yıldızı’nın temelini oluşturdu.

Rogue One’da görüleceği şekli ile Ölüm Yıldızı’nın karmaşıklığını – binlerce panelden bağlantılarına kadar – daha da fazla tasvir etmek için Knoll kabaca orijinal modelin 30 kadar görüntüsünü topladı (arşivlerden ve internetten) ve Photoshop ile her görüntüyü tekrar çizdi. “Üst ve alt yarımkürelerin ve yakın çekimlerin fotoğraflarını istedim,” diyor. “Temelinde bulabildiğim her şey.” Bu çizimler konsept tasarımcısı ve ressam Ralph McQuarrie’nin orijinal modelin dış yüzeyi için yarattığı bahsi geçen bağlantıları da içermekteydi.

“Eğer atölyede üretilmesine kadar bekleseydim,” diyor Knoll, “asla yapmak istediğim detaylardaki kalıcılığı haklı gösteremezdim. Alacağım tepkiler olacaktı fakat panellerden pencere deliklerine kadar her şeyin tam isabetle inşa edilip gerçekçi bir gösterimin mümkün olduğunu düşündüm.”

Her ne kadar Knoll bunun “zaman alıcı ve yorucu bir süreç” olduğunu söylese de Ölüm Yıldızı’nın yeniden yaratılması ve yeniden sahneye çıkması ile ilgili konuşurken aldığı keyif kendini sesinde açıkça belli ediyor. “Tüm gün yapım toplantıları ile meşgulken akşamları boş olduğumda kütüphane ofisime gidip bu küçük projelerde çalışırdım.” Her bir çizimi bitirdiğinde çalışmalarını giriftçe organize edilmiş panel ve bağlantıların ana haritasının Ölüm Yıldızı’nın CG modeline yansıtıldığı Modo’ya transfer etti. Bu çalışma filmde görülenin temelini oluşturmakta. “Ölüm Yıldızı’nın artık ek ölçekte ve kapsamda çok daha fazla detayı var,” diyen Knoll, özellikle güney yarımkürede eni boyundan uzun olan ve her zaman ölçüleri eşit olmayan savaş gemisinin ölçülerini iyileştirmek için de zaman ayırmış.

“Ölüm Yıldızı’nın tüm görünüşlerini birleştirmek kolay bir iş değil,” diyor. “Orijinalinin kesikli yapısı parçalardan gölgeleri ve ışığı yansıtmak demekti. Biz bunu geometrik detaylarla ve yeterli varyasyonlarla sağladık ki şöyle bir baktığınızda bu yeni Ölüm Yıldızı 1 metrelik modelin bir parçası gibi görünüyor.”

Knoll, Paul ve onun 3 sanatçıdan oluşan ekibine ilettiği ve Ölüm Yıldızı’na “tam anlamıyla yeni bir gerçeklik seviyesi” sağlayacak tasarımlardaki bu detayları “oktavlar” olarak ifade ediyor. Çeşitli bilgisayar yazılım program alternatifleri arasında gidip gelerek—modelleme için Maya, doku paketleri için MARI, ve yaratım için Katana—Paul farklı Ölüm Yıldızı modelleri yarattı. Bunlardan biri Ölüm Yıldızı’nın yüzeyinde güneş ışığının yansıdığı varyasyondu. “Etkileşimli ışık ve gölgeler ile modelleme yapabildik ve Ölüm Yıldızı’nda ışığın hareketleri,” diyor “daha önce asla yapabildiğimiz bir şey değildi.”

Paul başlangıçta tüm farklı Ölüm Yıldızı modellerini yaratmak için 6 hafta ayırmıştı fakat 5 ay sonra, takımı hala geliştirme aşamasına devam ediyordu. “İhtiyacımız olan görünüşü yakalamak en zorlayıcı konulardan biriydi,” diye iddia ediyor.

Knoll “Ölüm Yıldızı ek ölçek ve kapsam ile artık çok daha fazla detaya sahip” diyor.

Fakat Rogue One’nın Ölüm Yıldızı’nı diğer versiyonlardan ayıran ve filmdeki diğer karakterler kadar ağırlığı olan bir şeye dönüştüren, göreceli olarak çalışması kolay olduğundan film yapımında ışık kullanımının geleceği olarak görülen devasa LED panellerin kullanımı.

Ölüm Yıldızı’nın gerçek hayatta varmış gibi hissedilmesi için, Gravity’de Sandra Bullock’un yüzünü aydınlatmak için kullanılan 20’ye 20 kutuları yapan lider LED ışıkları ve efektleri firması VER tarafından tedarik edilen 700’den fazla LED panelleri farklı şekillerde kullanıldı.

VER’de proje yöneticisi olan Jonny Hunt “Bir karakterin yaşam alanlarından dışarı bakıp bir gezen gördüğü” sahne var diyor. “Normalde bu sahne yeşil ekranda çekilip, gezegen de yapım sonrası süreçte eklenecekti fakat içeriği LED ekrana aktarabildiğimiz için sadece ışık etkisini sağlamadı ayrıca sahnenin daha da gerçekçi his vermesini sağladı.”

VER iki tip LED panel inşa etti — 15 metre yüksekliğindeki fikstür Ölüm Yıldızı’nın köprü sahnelerinde kullanıldı; diğeri 35 metre yüksekliğindeki gimbal sabitleyici düzenek ise Rouge One’ın uzay mekiğinin doğruluğunu kanıtlamak için kullanıldı. Bunlardan ilki hem ışık kaynağı hem de yeşil ekran yerine kullanıldı: Filmin fotoğraf yönetmeni Greig Frasier Gravity’i izlediğinden beri VER ile çalışmak istiyordu ve Birth of A Nation ve The Jungle Book gibi filmlerde çalışan firma da gelişen alternatif LED kullanımı alanında lider konuma yükselmişti.

Köprüde çekilen bir avuç dolusu sahne için kullanılan yaklaşık 900.000 LED sadece çekimi aydınlatmaya yardımcı olmakla kalmadı ayrıca hem setin parlak siyah zemininde istenilen ışığı yarattı hem de dijital içeriği (dışarıdaki yakın gezegenler ve interaktif haritalar gibi) görüntülemek için arka plan ışığı olarak kullanıldı. Frasier bu LED panellerinin parlaklığı sayesinde değişik yumuşak ışık teknikleri ile çalışabildi ve aktörlerin hareketleri ile ortaya çıkan yansımalar diğer bir gerçeklik katmanı ekledi. Hunt “Bunu yapım sonrası koyabilmek imkansız,” diyor.

X-wing’leri ve diğer uzay mekiğini ilgilendiren sahneleri çekmeye sıra geldiğinde, Hunt’un gördüğü en büyük gimbala güvendi Rogue One. Düzeneği inşa etmek için VER’in bir ay kadar zamanı vardı – diğer panel bir gün almıştı çünkü diyor Hunt “Rock n Roll ve konser turnelerinde çalışmaya alışkındık, dolayısıyla bu şeyleri hızlıca kurmaya alışmıştık” – ve özellikle bir ışık kaynağı olarak monte edildi. Bu gimbal esasında bir çatısı ve 5 milyondan fazla LED’i olan 180 derece kıvrımlı bir silindir. Yine de hiper hız içeren sahneler için hayati öneme sahip: “Hareketli ışıklar [genelde sahnelerin aydınlatma şekli] ile hiper hızda önden geriye hareket eden birinin hareketini sağlamak oldukça zor, oysaki LED düzeneğinde tümünü kapsayan bir medya klibi oynatırsanız, ışıklandırma tam da birinin gerçekten hiper hızda gidiyor olduğundaki gibi olacaktır.”

Hunt “ Dışarıda daha büyük yapılar da var, fakat Gravity’nin gimbali ile kıyaslandığında bu filminki 10 kat daha büyük.”

Rogue One’nın kritik ve ticari başarısından bağımsız, LED kullanımı ile birlikte Star Wars evreninin detaylarına sadık kalması Rogue One’ı çığır açan bir işe dönüştürebilir.


Çeviren: Evren Akgül

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir