Selfi Çekenler Gerçekten Kendini Beğenmiş Mi?

Fotoğrafların faydalı mı yoksa bir sorunun işaretleri mi olduğuna dair araştırmalar
Sosyal medyanın özçekim çağında geldiği yer konusunda belki de ümitsizliğe kapılıyorsunuzdur. Herkes, tarîhî yerlerden kumsal partilerine kadar herşeyin önünde öz portre pozları veriyor gibi görünüyor. Sosyal psikoloji araştırmacıları, bu akımın neden çok yaygın hale geldiğini anlamaya çalışıyorlar. Yeni bir çalışmada, kimin selfi göndermesinin en muhtemel olduğu ve bunun nedeni üzerine bize bazı bakış açıları sağlaması için iyi belirlenmiş sosyal psikoloji kuramı kullanılıyor.
Florida Üniversitesi’nden Eunice Kim ile meslektaşlarının Eylül 2016 tarihinde yazdığı bir teze göre, her gün 93 milyon özçekim gönderiliyor fakat özçekim gönderimi tahminini hesaba katan az miktarda çalışma bulunuyor. Kendine hayranlığın, özçekim gönderimi ile en sık ilişkilendirilen kişilik özelliği olduğunu gözlemliyorlar, fakat bunun bir kehanet olması gerekmiyor. Kendine yüksek oranda hayran olan herkes düzenli bir şekilde özçekim göndermiyor.
Florida Üniversitesi araştırmacıları, tek başına kişilik üzerine odaklanmak yerine, yaptıkları çalışmayı, düşünceleri davranışlara bağlayan, Massachusetts sosyal psikoloğu Icek Aizen’in “Planlanmış Davranış Kuramı”na (TPB) dayandırdılar. TPB, insanların inandıkları ile gerçekte yaptıkları arasında bulunan, bir miktar bulanık olan bağlantı üzerinde berraklık sağlamak amacıyla, geçmiş 30 yıl boyunca Aizen ve diğerleri tarafından yürütülen geniş bir çalışma hacmine dayanıyor. Evinizdeki kağıdı geri dönüştürmenin önemli olduğuna inanabilirsiniz, fakat iş, kağıdı pizzadan ayırmaya geldiğinde, her zaman bu düşünceye göre davranmazsınız.
TPB’ye göre düşünceler, davranışı tahmin etmek için gereken sadece bir etmendir. Davranışın, diğerlerinin katıldığı bir şey olduğuna inanmanız lazım (öznel bir örnek), ve ardından bu davranışı sahneleme beceriniz bulunduğuna inanmanız gerekir (algılanan davranış kontrolü). Bu üç bileşen, sırayla, niyetinizin davraşınız ile tutarlı bir yönde olacağını haber verir. Sadece bu niyete sahip olduğunuz zaman aslında davranışı uygulayacaksınızdır.
Özçekimler konusunda, sonunda özçekimlerini gönderen insanların, özçekim göndermenin değeri olduğu, çünkü bunun eğlenceli olduğu ve öz imajınızı yükseltebileceği düşüncesine katılması gerekir. Ardından, akranlarının da katıldığı için bu davranışı sosyal olarak kural teşkil eden bir davranış olarak görmeleri gerekir. Özçekim göndermenin eğlenceli olacağını düşünebilirsiniz, fakat bunu yapmak için “çok yaşlı” olduğunuzu veya arkadaşlarınızın sizin kendini beğenmiş olduğunuzu düşüneceğini algılarsanız, bunu yapmayacaksınızdır veya bunu sadece çok yakın arkadaşlarınıza veya aile üyelerinize göndereceksinizdir. Sonraki etmen olan algılanan davranışsal kontrol, öz gönderime katılmanın ne kadar kolay veya zor olacağını düşünmenizle ilgilidir. Eğer Instagram’ın nasıl çalıştığını hiç anlamadıysanız veya bir ne kadar iyi bir özçekim pozu verebileceğiniz konusunda emin değilseniz, akıma hiç katılmayacaksınızdır.
Şimdi özçekim gönderiminin, muhtemelen ilk düşündüğünüz, dördüncü belirleyicisine gelelim; kendine hayranlık kişilik özelliğine. Kim ve eşyazarlarının belirttiği üzere:
“Kendine hayranlığın çok önemli bir bileşeni, muazzamlıktır ve şişirilmiş bir öz değer düşüncesi gerektirir… Kendine hayranlık duyanlar, aşırı derecede olumlu öz görüşleri beyan etmek ve sürdürmek için, takdir aramak veya kendi özsaygıları hakkında hayal kurmak gibi, bir dizi öz-düzenleyici stratejiye girişirler.”
Kendi kimliklerini, diğerleri üzerinde oluşturduklarını düşündükleri izlenimlerin etrafında oluştururlar. Özçekimler, insanların bunları kendi çemberlerinde kendi kendini destekleyen içerikle beraber sunmaları için harika bir fırsat sunar. TPB modeline göre daha sonra, kendine hayranlık duyan insanların, düşünce ile davranış arasındaki bağlantıda son bağ olacak olan özçekim gönderme niyetine sahip olmaları özellikle muhtemel olmalıdır. TPB, genelde kişiliği hesaba katmaz, fakat özçekimler konusunda, kendine hayranlık çok önemli bir belirleyicidir ve bu olmadan model işe yaramayacaktır.
Araştırma takımı, özçekim kullanımı için bu modeli test etmek amacıyla, 85 denekten (bunların sadece ikisi erkekti) Instagram hesaplarının altı haftalık bir dönem boyunca erişilebilir olmasına izin vermelerini istedi ve böylece özçekim miktarı sayılabilecekti. Araştırmacılar, kişilerin söylediklerine güvenmek yerine (çoğu çalışma böyle yapmıştı), katılımcıların tam olarak kaç özçekim gönderdiğine karar verebiliyordu.
Sonuçlara göre: TPB ile kendine hayranlıktan özçekim kullanımını tahmin eden istatistiksel modelin gösterdiğine göre, tahmin edildiği gibi, tüm dört etmen de özçekim gönderim niyeti üzerinde önemli etkilere sahipti. Sırasıyla, niyetler özçekim miktarlarını tahmin etti. Kendine hayranlığın, özçekim davranışının bir tahmin edicisi olduğu gösterilmesine rağmen, bu kendi başına yeterli değildi. İnsanların ayrıca, özçekim gönderimini normal, eğlenceli ve yapılması kolay şeklinde görmeleri gerekiyor. Instagram bütün bunları mümkün yapıyor.
Bu çalışmadan, özçekim gönderenlerin tümünün kendini beğenmişler olduğu sonucuna varabilirsiniz. Ancak tahmin edici modelde, bu çalışmada ölçülenlerin bile ötesinde, diğer etkiler için bir hayli yer bırakılmıştı. Özçekim gönderme hikayesinin bir kısmı, kendine hayranlık ile ilgili, fakat büyük bir pay da, özçekim gönderiminin eğlenceli, uğraşmaya değer ve sizi geniş bir kültüre bağlar şekilde görüldüğü sosyal ölçütlerle bağlantılı.
Gerçekte, yazarlar özçekim gönderiminin faydalara sahip olabileceğine inanıyorlar. Kendine yüksek derecede hayran insanlar için, evet, bu belirli bir kimlik oluşturma yöntemi. Fakat bu çok mu kötü? Kendine hayranlık eğilimleri olan insanlar, diğerlerinin hoşnutlukla bakacaklarına inandığı bir öz imaj oluşturmaya ihtiyaç duyuyor. Özçekim gönderimi, bunu yapmak için uygun bir yol sağladığından, iyileştirici etkilere sahip olabilir. Süreçte kimse zarar görmüyor, kimse tüm bu özçekimlere bakmaya zorlanmıyor ve belki de zamanla, birey kendi öz imajını ifade etmek için diğer yollara ilerleyebilecek kadar onaylanmış hissedebilir. Sonuçta, bu çalışmadaki katılımcılar, kimlikleri şekillenme aşamalarında olan, üniversite çağındaki bireylerdi. Bu bağlamda, özçekimleri göndermek, diğer ifade ile kimlik testi şekillerinden farklı değil.
Kim ve grubu ayrıca, özçekimlerin sosyal olarak yapıcı sebepler için kullanılabileceğine inanıyorlar. Buz Kovası Meydan Okuması, özçekimleri ALS farkındalığını artırma yolu olarak kullanmıştı. O zaman bu hareketi eleştirenlerin sayısı çok azdı ve uzun vadede, araştırmaya sermaye sağlamak üzerinde yararlı etkilere sahip olduğu görüldü.
Özetlemek gerekirse, özçekim kültürü çokça eleştiriliyor ve bunun sadece kendine hayranlığı daha fazla beslediğine dair örtülü bir varsayım bulunuyor. Ancak tek başına kişilik, özçekim kullanımını mahmuzlamak için yeterli değil ve kimliklerimizi sosyal olarak inşa edilmiş olan bir evrende oluşturduğumuz fikri, pek çok tatmin yöntemini anlamada kullanışlı bir şey olabilir.
Physchology Today

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir