Selfie’ler Yüz Özelliklerini Bozarak Estetik Ameliyata Yol Açabiliyor

0
453
Fotoğraf: Amy Humphries/Unsplash

Teksas Üniversitesi Southwestern Tıp Merkezinde (UT Southwestern) çalışan bilim insanlarının yeni araştırmalarında gösterdiği üzere cep telefonuyla çekilen “selfie’ler”, yüz özelliklerini bozuyor. Araştırmacılar bu durumun, estetik ameliyat talebinde artış yaşanmasına sebep olabileceğini aktarıyor. Plastic & Reconstructive Surgery bülteninin Nisan sayısında sunulan bulgular, sosyal medyanın beklenmedik sonuçlarından birini ve estetik cerrahların bu konuyu hastalarıyla konuşması gerektiğini vurguluyor.

Çalışmanın baş yazarı ve UT Southwestern’da plastik cerrahi yardımcı profesörü olan Dr. Bardia Amirlak, “Gençler selfie’leri tek rehberleri olarak görürse, sosyal medya dünyası dışında var olmayan sorunları düzeltmek için estetik cerrahlara gidebilirler” diyor.

Dr. Amirlak, hastaların hedeflerini estetik cerrahlara aktarırken akıllı telefon kamerasıyla çekilen fotoğrafları kullandıklarını ve bu durumun giderek arttığını açıklıyor. Özçekim fotoğraflarındaki artışla, özellikle yaşı küçük hastalar arasında görülen burun estetiği taleplerindeki artış arasında belgelenmiş bir bağlantı bulunduğunu ifade ediyor Amirlak. Fakat kameralar (özellikle de fotoğraflar yakın mesafeden çekildiği zaman) görüntüleri bozabildiğinden, özçekimler bir insanın gerçek görünümünü yansıtmayabilir.

Selfie’lerin görünüşü nasıl değiştirebildiğini araştırmak isteyen Dr. Amirlak ve meslektaşları, 23 kadın ve yedi erkekten oluşan 30 gönüllüyle çalışma yürütmüş. Bilim insanları her kişinin üç fotoğrafını çekmiş. Bükülmüş veya düz bir kolla çekilen özçekimleri canlandırmak üzere; fotoğraflardan biri 30 santimetre, diğeri de 45 santimetre uzaklıktan akıllı telefon kamerasıyla çekilmiş. Üçüncü fotoğraf ise genelde plastik cerrahi kliniklerinde kullanılan dijital bir tek lensli yansıtma (SLR) kamerasıyla 13 santimetre uzaktan çekilmiş. Üç fotoğrafın hepsi, standart ışıklandırma koşullarında tek oturuşta çekilmiş.

İncelenen özçekimlerde önemli bozulmalar olduğu görülmüş. Burun, standart klinik fotoğrafla karşılaştırıldığında 30 cm’lik selfie’lerde ortalama %6,4, 45 cm’lik fotoğraflarda ise ortalama %4,3 daha uzun çıkmış. 30 cm’lik selfie’lerde, çene uzunluğunun da %12 azaldığı ve burundan çeneye olan uzunluk oranında %17’lik önemli bir artış meydana geldiği görülmüş. Selfie’ler ayrıca burun tabanının, yüz genişliğine oranla daha geniş görünmesine de sebep olmuş. Katılımcıların bu farklılıklardan haberdar olması, yan yana karşılaştırıldıklarında fotoğraflara verdikleri puanları etkilemiş.

UT Southwestern’da çalışan ve Peter O’Donnell Jr. Beyin Enstitüsünün üyesi olan yardımcı psikiyatri profesörü Dr. Carrie McAdams, bozulan görüntülerin selfie çeken kişilerin kendilerini değerlendirme şeklinde kalıcı bir etki bırakabileceğini belirtiyor.

“Ergenler ve genç yetişkinlerde, sabit bir öz kimlik düşüncesinin gelişmesi bekleniyor. Bu nörogelişilsel süreç, kişinin kendisini başkaları ile kıyaslamasıyla ilişkili. Maalesef selfie’ler, kişi bu kıyaslamaları gerçekleştirirken onun fiziksel görünümüne vurgu yapıyor. Bu durum ise öz saygının azalması, ruh halinin kötüleşmesi ve kişinin vücudundan duyduğu memnuniyetsizliğin artmasıyla ilişkilendiriliyor” diyor McAdams. “Toplumumuzda özçekimler, sosyal medya ve COVID-19 kaynaklı izolasyonun da aralarında bulunduğu pek çok değişim, bu yaş grubunda depresyon, anksiyete, bağımlılık ve yeme bozuklukları da dahil olmak üzere zihinsel sağlık sorunlarının artmasına yol açtı.”

Görüntüler sadece bir cep telefonu markasıyla çekildiğinden, Dr. Amirlak gelecekte yapılacak araştırmalarda bu olgunun farklı telefonlarda ne kadar yaygın olduğunun incelenmesi gerektiğini söylüyor.

Yazarlar şöyle bitiriyor: “Selfie fotoğrafçılığı giderek ün kazanırken, bu fotoğrafların yüz özelliklerini nasıl bozduğunu ve hastaların iletişim kurarken bunları nasıl kullandığını anlamak büyük önem taşıyor.”

 

 

 

 

Kaynak: UT Southwestern Tıp Merkezi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here