Şişede Satılan Suyun Çeşme Suyundan Ne Farkı Var?

Saf ve buz gibi su içme hissi gibisi yoktur. Bazılarımız suyumuzu musluktan bedava alırız. Geri kalanımız ona para öder; bu miktar aşağı yukarı yılda 100 milyar dolardır.

Fiyat etiketi o kadar fahiş olunca, şişe su almanın buna değeceğini sanabilirsiniz. Ancak çoğu durumda yanılırdınız.

Amerikalıların büyük çoğunluğu için, musluktan doldurulan bir bardak ile şişeden doldurulan bir bardak, bunların sağlık ve besin kalitesi bakımından neredeyse aynıdır. Bazı durumlarda kamu kaynaklı çeşme suyu, genelde daha sık test edildiği için aslında daha güvenli olabilir.

Ancak istisnalar da vardır; özel sondaj kuyularının yakınında yaşayan insanlar, suları kamusal kaynaklardan gelenlerle aynı titiz testlerden yararlanmazlar ve bazı kamusal kaynaklar, geçenlerde Michigan, Flint’te görüldüğü gibi düzgün şekilde korunmuyorlar.

Fakat şişe suya para dökmeyi bırakmak için pek çok sebep var. İçme suyunuz hakkında bilmediğiniz bütün şeyleri keşfetmek için okumaya devam edin.

Şişe suyun satılmasına dair ilk belgelenmiş olay, Jackson’un Kaplıcası adı verilen bir şirketin 1760’lı yıllarda Boston’da mineralli suyu ‘iyileştirici’ amaçlar için şişeleyip sattığı zaman gerçekleşmişti. Saratoga Springs ve Albany şehirlerindeki şirketlerin de suyu şişeledikleri ve sattıkları anlaşılıyordu.

Boston dolayları, 1841.

Küresel çapta insanlar her sene aşağı yukarı %10 daha fazla şişe su içiyorlar fakat Amerikalılar, diğer ülkelerdeki insanlardan daha fazla paketlenmiş H2O tüketmeye devam ediyor.

Amerikalılar bugün, 48.5 milyar litre veya kişi başı 148 litre olmak üzere, süt veya biradan daha fazla şişe su içiyor. Geçen sene Amerikalılar ilk defa gazlı içecekten daha fazla şişe su içtiler.

Meşrubat Pazarlama’nın başkanı ve CEO’su Michael C. Bellas, geçenlerde yaptığı bir açıklamada şöyle diyor: “Şişe su, meşrubat piyasasını etkin biçimde yeniden şekillendirdi.”

Bunlar ucuz değil. Ortalamada 3.8 litre başına 1.22 ABD doları fiyat ile, musluktan içmek için harcayacak olduğumuzdan 300 kat daha fazlasını şişe suya harcıyoruz. Fakat bazı analizcilerin belirttiği üzere, bu rakam çok daha yüksek olabilir, çünkü çoğu satış tek şişe şeklinde oluyor.

Gazlı içecek şirketleri, şişe suyun ne kadar kazançlı olabildiğinin farkında; Coca-Cola’dan PepsiCo’ya kadar şirketler şişe suya yatırım yapıyor. Pepsi geçenlerde kendi seçkin su markası ‘LIFEWTR’yi tanıtmak için 30 saniyelik bir Super Bowl maçı reklamı satın aldı.

Pepsi’nin LIFEWTR’si

Fakat araştırmalar, çoğu Amerikalı için şişedeki şeyin sizin için musluğunuzdaki şeyden daha iyi olmadığını öne sürüyor.

Aslında, geçenlerde yayınlanan bir raporda, bütün şişe suların neredeyse yarısının musluktan elde edildiği bulunmuştu. 2007 yılında Pepsi (Aquafina) ve Nestle (Pure Life) bu durumu daha doğru şekilde yansıtmak amacıyla etiketlerini değiştirmek zorunda kalmışlardı.

Musluk suyu ayrıca genelde kalite ve kirlilik bakımından şişe suya göre daha sık test edilir. ABD Çevre Koruma Dairesi (EPA), bu testleri yürütmekten sorumludur.

Yine de musluğunuzdaki suyun kalitesi, yaşadığınız yere dayalı olarak büyük oranda değişiklik gösterebilir. EPA kanununa göre, 1 Temmuz itibariyle yıllık içme suyu kalite raporu veya Tüketici Güven Raporu almalısınız. Bu rapor, suyunuzun nereden geldiğini ve içinde ne olduğunu detaylandırır.

Ancak, eğer içme suyunu özel bir sondaj kuyusundan elde eden (çoğunlukla kırsal) ABD’deki 15 milyon evden birinde yaşıyorsanız, EPA suyunuzun kalitesine göz kulak olmuyor.

Daire, internet sitesinde şöyle belirtiyor: “Sularının güvenliğini sağlamak, ev sahibinin sorumluluğudur.”

Araştırmalar, bu kuyulardan gelen çoğu suyun içmek için güvenli olmadığını öne sürüyor. 2011 tarihli bir raporda, jeologların test ettiği özel kuyuların yüzde 13’ünün, ulusal ilke sınırlarını aşan bir miktarda en az bir element (arsenik veya uranyum gibi) içerdiği bulunmuştu.

Şişe suların son zamanlarda yeniden canlanması, çeşme suyunun saflığı hakkındaki endişelerin artması sebebiyle olabilir. Geçenlerde yapılan bir kamuoyu yoklamasında, Amerikalıların yüzde 63’ünün, içme suyundaki kirlilik hakkında ‘büyük miktarda’ endişeli olduğu bulunmuştu; bu miktar, 2001’den beri en yüksek yüzde.

Ayrıca söz konusu tat olduğunda, çoğumuz muhtemelen arada fark olduğunu söyleyemez. Geçenlerde Boston Üniversitesi’ndeki öğrenciler tarafından yapılan kör tat testi incelemesinde, tat test edenlerin sadece üçte birinin musluk suyunu doğru şekilde tanımladığı bulunmuştu.

Şişe su üretmek ayrıca geniş ölçülü ve kaynak bakımından ağır bir işlemdir. Environmental Research Letters bülteninde yayınlanan bir çalışmada, 2007 yılında ABD’de tüketilen şişe su miktarının üretimi için kabaca 32-54 milyon varil petrol gittiği bulunmuştu.

Ayrıca bir şişe suyu üretmek için gereken su, onu doldurmak için gereken sudan daha fazla. Uluslararası Şişe Su Birliği’nin geçenlerde yaptığı bir çalışmada, Kuzey Amerika şirketlerinin bir litre şişe şey yapmak için 1.39 litre su kullandığı bulunmuştu.

Bu yüzden gelecek sefer bir kasa şişe su almak istediğinizde iki kez düşünün. Yerel musluk suyunuzun temiz olduğunu iki kez kontrol etmek için, bölgenizin güven raporuna bakın. Eğer onu bulamazsanız, yerel temsilcinizle iletişim kurun.

 

 

 
Business Insider

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

1 Yorum

  1. Murat dedi ki:

    Aslında evler de kullanılan musluk suyu, gerekli kontroller yapılıp, dağıtım ve kaynağının bulunduğu yerler bakımlı olursa insan için gerekli mineralleri de barındırır. Çünkü damacana sularının çoğu arıtılmış şehir şebeke sularıdır ve evde arıtılan sularda da mineral eksikliği olabilir. Şehir şebeke suyunun steril hale getirilmesi kullanılan klor’un yerine biraz daha pahalı olan ozon kullanılırsa, hem suyun kalitesi, hem de daha iyi bir sterilizasyon sağlanmış olur. Su insanlar için yaşamsal önemdedir, eğer dikkatli kullanamazsak, PopSci’nin bi’kaç sayı öncesinde ki çizgi roman durumundan daha kötü bir konuma gelebiliriz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir