Sönük Tat Alıcıları Size Daha Çok Kilo Aldırabilir

Tatlıya düşkünlüğü unutun.

Tat, midenizin kapıcısıdır ve bilim insanları, tatma yeteneği azalmış olan insanların daha şekerli meşrubatlar seçtiklerini buldular.

Sonuçlar, bazı yetişkinlerin sabah çayları veya kahvelerinde neden daha fazla şeker istediğini ve bu yüzden fazla kilolu olmalarının daha muhtemel olduğunu açıklayabilir.

Cornell Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı Robin Dando şöyle söylüyor: “İnsanların tatlılığa karşı ne kadar hassaslık kaybederlerse, yiyeceklerinde o kadar fazla şeker istediklerini bulduk.”

Bilim insanları ve hekimler, tat ve obezlik arasında bir bağlantı bulunduğundan uzun zamandır şüpheleniyordu.

Zayıf insanların, yiyeceklerdeki yağ tadına karşı daha hassas oldukları bildirilmişti ve ayrıca farklı tatları tespit etme yeteneğimiz olduğunu bulmaya devam ediyoruz.

Tat hakkında artan bilgilerimize rağmen araştırmacılar, tat yeteneğinin düşük olmasının şeker ve diğer tatlı yiyeceklerin alımını değiştirip değiştirmediği konusunda hâlâ emin değildi.

Yeni çalışma, bu yaygın varsayımı ilk defa test ediyor.

Fakat tatları tam olarak nasıl sönük alıyorsunuz?

Yapılan bir çift kör çalışmasında, 51 gönüllü, tat alıcılarını geçici olarak engellediği bilinen bir otun (Gymnema sylvestre) düşük, orta ve yüksek yoğunlukları katılmış bir bitki çayı içti.

Kontrol grubuna da bitki çayı verildi fakat içine hiç Gymnema sylvestre katılmadı fakat tadının diğerleri gibi olması sağlandı.

Katılımcılara, çay çözeltisi ile ağızlarını 60 saniye boyunca çalkalamaları ve ardından bunu tükürmeleri söylendi. Bu durum, dillerindeki algılayıcıları 40 ve 60 dakika arasındaki sürelerde sönükleştirdi; yiyecekleri bütün gün boyunca mahvetmemek için ve çalışma için yeterince uzun bir süre.

Bitki çaylarıyla çalkaladıktan sonra katılımcılara iki tane ilave çözelti ile birlikte, tatlandırılmamış bir içecek verildi: ayrı aromaya sahip ve ‘daha tatlı’ olarak etiketlendirilmiş bir çözelti (litre başına 250,0 gram sukroz içeren) ve ‘daha az tatlı’ olarak etiketlendirilmiş bir çözelti (litre başına 0,0 gram sukroz içeren).

Ardından, devamlı şekilde yudumlamaları ve mükemmel tatlılık seviyelerine ulaşana kadar çözeltilerin her birinden istedikleri kadar fazla veya az miktarda ekleyerek, meşrubatlarını ayarlamaları istendi.

Serbest seçim sağlandığı zaman, ilginç bir şey oldu.

Katılımcılar farkında olmadan, içeceklerinde yaklaşık yüzde sekiz ila oniki sukroz tercih ettiler; bu miktar, hafif bir meşrubat veya gazlı içecek ile aynı. Bu bir tesadüf mü? Araştırmacılar öyle olmadığını düşünüyor.

Dando şöyle söylüyor: “Diğer insanlar, fazla kilolu insanların algılanan tat yoğunluklarında bir düşüş olabileceğini öne sürmüştü. Bu yüzden fazla kilolu veya obez bir insanın azalmış bir tat duyusu varsa, bizim araştırmamız bu kişilerin tatmin edici bir ödül seviyesine ulaşmak için daha yoğun bir uyarıcı aramaya başlayabileceğini gösteriyor.”

Gönüllüler, tercih ettikleri tada ulaşmak amacıyla, yarım litre hafif meşrubat için el kararıyla bir çay kaşığı fazladan şeker istediler.

Çalışmada bulunan sınırlardan birisi de, Gymnema sylvestre‘nin sadece ekşi, acı ve tuzlu tatlar en az şekilde etkilendiği zaman tatlı tadı devre dışı bırakmasıydı.

Fakat araştırmacılar bu yeni çalışmanın, obezliğe nasıl müdahale edileceği göz önüne alınırken, tat algısını test etmenin önemini vurguladığını düşünüyor.

“Tatma sistemi (yani, sahip olduğumuz tat alma sistemi), obezliğin gelişimini anlama konusunda önemli bir bağlantı görevi görebilir. Bunu akılda tutarak, tatma işlevsizliği bir etmen olarak hesaba katılmalıdır” diyor Dando.

Çalışma Appetite bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir