Tamamen Yeni Bir Diyabet Türü Var ve Tip 2 Zannediliyor

Tip 3c diyabet, şaşırtıcı derecede yaygın olabilir.

Andrew McGovern, Klinik araştırmacı, Surrey Üniversitesi

Çoğu insan tip 1 ve tip 2 diyabete aşinadır.

Ancak son zamanlarda yeni bir diyabet tipi belirlendi: tip 3c diyabet.

Tip 1 diyabette vücudun bağışıklık sistemi, pankreasın insülin üreten hücrelerini yok ediyor. Bu hastalık genelde çocuklukta veya yetişkinliğin ilk zamanlarında başlıyor ve neredeyse her zaman insülin tedavisi gerektiriyor.

Tip 2 diyabet, pankreas vücudun insülin talebine yetişemediği zaman meydana geliyor. Genelde fazla kilolu veya obez olmakla ilişkilendiriliyor ve orta veya ileri yaşta başlıyor, ancak başlangıç yaşı azalıyor.

Tip 3c diyabet, pankreasın iltihaplanması (pankreatitis), pankreas tümörleri veya pankreas ameliyatı sebebiyle pankreasın zarar görmesi yüzünden oluşuyor.

Bu türden pankreas hasarı, organın insülin üretme becerisini zayıflatmanın yanında, besin sindirimi için gereken proteinlerin (sindirim enzimlerinin) ve diğer hormonların da üretimini zayıflatıyor.

Ancak bizim son çalışmamız, çoğu tip 3c diyabet vakasının tip 2 diyabet zannedilerek yanlış tanılandığını ortaya çıkardı. Örneğimizdeki insanların (2 milyondan fazla insanın) sadece yüzde 3’ü doğru şekilde tip 3c diyabetli olarak belirlenmişti.

Uzman merkezlerinde yapılan ufak çalışmalarda, tip 3c diyabeti olan çoğu insanın insüline ihtiyaç duyduğu ve diğer diyabet tiplerinden farklı olarak, sindirim enzimlerini besinle alarak fayda sağlayabilecekleri bulundu. Bunlar, öğünler veya atıştırmalar ile birlikte tablet şeklinde alınıyor.

Araştırmacılar ve uzman doktorlar geçenlerde tip 3c diyabetin önceden düşünüldüğünden çok daha yaygın olabileceğinden ve pek çok vakanın düzgün şekilde belirlenemiyor olmasından endişelenmişlerdi.

Bu sebeple, tip 3c diyabetin ne kadar yaygın olduğunu bulmak amacıyla ilk geniş ölçekli nüfus çalışmasını gerçekleştirdik.

Ayrıca, bu diyabet tipine sahip hastaların kan şekerleri kontrol edilince ne kadar sağlıklı olduklarını inceledik. Bunu yapmak için, İngiltere’deki 2 milyondan fazla insanın sağlık kayıtlarını çözümledik.

Kullanılan kayıtlar, Royal College Genel Pratisyen Araştırması ve Gözetim Veritabanı’ndan (RCGP RSC) alındı. Temel olarak grip gözetimi için kullanılan bu veritabanı, İngiltere çapında pratisyen uygulamalarının bir örneği ile tüm yaşlardan insanların isimsiz sağlık hizmeti kayıtlarını içeriyor.

İçinde pankreas iltihabı, pankreas kanseri ve tümörleri ve pankreas ameliyatının da bulunduğu, pankreasa zarar veren durumlardan sonra meydana gelen diyabet vakalarını aradık. Bu diyabet vakalarının tip 3c diyabet vakaları olması muhtemeldi.

Diyabet geliştiren ve pankreas hastalığına sahip insanların oranı belirgin değil ancak bu durum tüm vakalarda gerçekleşiyor ve ayrıca diyabetin başlangıcından önce uzun bir gecikme süresi olabilir.

Bizi şaşırtan şey, yetişkinlerde tip 3c diyabetin tip 1 diyabetten daha yaygın olduğunu bulmak oldu. Yetişkinlerde yeni diyabet vakalarının yüzde 1’inin tip 1 diyabet, yüzde 1.6’sının ise tip 3c diyabet olduğunu bulduk.

Tip 3c diyabetli insanların kan şekerinin yetersiz şekilde kontrol edilmesi, tip 2 diyabetli insanlara göre iki kat daha muhtemeldi. Ayrıca bu kişilerin insüline ihtiyaç duyması, pankreas hastalıklarının çeşidine bağlı olarak beş ila on kata kadar daha muhtemeldi.

Tip 3c diyabetin, pankreastaki hasarın başlangıcından uzun süre sonra başlayabileceğini bulduk. Pek çok vakada bu süre on yıldan fazlaydı.

Bu uzun gecikme süresi, genelde iki olayın bağlantılı olduğunun düşünülmemesinin ve tip 3c teşhisinin gözden kaçmasının sebeplerinden olabilir.

Diyabetin tipini doğru şekilde belirlemek, doğru tedavinin seçimine yardımcı olduğu için önemlidir.

Gliklazid gibi tip 2 diyabet için kullanılan çeşitli ilaçlar, tip 3c diyabette o kadar etkili olmayabilir. Bu yüzden yanlış teşhis yapılması, hastayı yüksek kan şekeri seviyelerine maruz bırakırken, etkili olmayan tedavilerin denenmesiyle zaman ve para israfına yol açabilir.

Bizim bulgularımız, şaşırtıcı şekilde yaygın olan bu diyabet tipinin acilen daha fazla tanınması ve teşhis edilmesi gerektiğini vurguluyor.

 

 

 

 

The Conversation

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir