Tavuk Boyutunda Yeni Bir Dinozor Türü Keşfedildi

0
1854

2020 yılı, muhtemelen herkesin unutmak istediği yıllardan biri olacak. Fakat yıl içerisinde dünyanın dört bir tarafından gelen üzücü haberlere rağmen, 2020 yılında özellikle bir alanda muazzam bir gelişmenin kaydedildiğini rahatlıkla dile getirebiliriz. Elbette bu şekilde bir giriş yapınca herkes ilaç ya da sağlık sektörüyle ilgili bir gelişmeden söz edeceğimizi düşünebilir. Fakat bu yazımızda, zaten yeteri kadar karşılaştığınız koronavirüs haberlerinin aksine; sizleri paleozooloji alanında yapılan çalışmalar sonucunda keşfedilen yeni bir dinozor türü ile tanıştıracağız.

Bahsettiğimiz üzere 2020 yılı, paleozooloji alanında muazzam gelişmelerin kaydedildiği bir seneydi; Spinosaurus’un gerçek ilkin sucul dinozor olarak adlandırılması, Ajnabia odysseus adlı kıtalar arası seyahat edebilen yeni bir dinozor türünün keşfi, bebek Tyrannosaurus keşfi gibi daha saymakla bitiremeyeceğimiz pek çok gelişme yaşandı. 2020 yılının sonlarına yaklaşırken ise yine yepyeni bir dinozorun keşfi bilim dünyasında yankı uyandırdı.

Portsmouth Üniversitesinde çalışan Profesör David Martill liderliğindeki ekip, 110 milyon yıl öncesinde yaşadığı düşünülen tavuk boyutlarında yeni bir dinozor türü keşfetti. Ubirajara jubatus adı verilen bu yeni dinozor türü, günümüz kuşlarında sıkça karşılaşmış olduğumuz cinsel seçilimin dinozorlar dünyasındaki en iyi örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir. Çünkü karşı cinsi çekmek veya düşmanları korkutmak için kullanıldığı düşünülen gösterişli tüyler barındırıyordu. Uzun bir kürk yele ve omuzlarından çıkıntı yapan sert şeritler dahil olmak üzere, ayrıntılı tüylere sahipti.

Araştırmacılar bu örneği iki taş levhadan çıkarmış ve X-ışınları kullanarak, çıplak göz ile görülemeyen gizli iskelet elementleri ile yumuşak dokular keşfetmişler. Yapılan incelemelerin gösterdiği üzere hayvan, sırtından aşağı doğru uzanan uzun, kalın bir yele de dahil olmak üzere neredeyse bozulmadan korunmuş durumdaydı. Tüm bunlara ek olarak, artık Theropoda bireylerinin son keşiflerinde sıklıkla ortaya çıkan tüyler de kollardan ellere kadar uzanmakta ve tıpkı bir kıl misali filamentler ile uzuvlarını kaplamaktaydı.

Omuzlarından çıkan şeritler oldukça ilginç ve pul, kürk ya da tüy olmadığı oldukça açık. Ayrıca bunlar çok büyük ihtimalle hayvana özgü olmalı çünkü daha önce hiç bir dinozorda izlerine rastlanmamış. Her birinin ortasında küçük, keskin bir sırt diyebileceğimiz yapılar yer alıyor. Günümüze kadar keşfedilen birçok dinozor türünün kemikli tepeleri, dikenleri ve fırfırları olduğunu biliyoruz. Bu özellikler, büyük ihtimalle sergilenmek için kullanıldı ancak bunları günümüz kuşlarında çok sık görmüyoruz. Günümüz kuşlarının tepe kısımları, kemik yapılar yerine tüylerden meydana geliyor.

Peki günümüz kuşları, evrimsel süreç içerisinde böylesine gösterişli yapıları neden kemik yerine tüylerden oluşturmaya evrimleşti?

Kemik dokusunun büyümesi ve bakımı için çok fazla enerji gerekir. Ayrıca bu dokular, diğer yapılara göre (filamentler, fibriller vb.) oldukça ağırdır, yerden yükselmek adına dezavantajlıdır ve kırılırsa ciddi yaralanmalara sebebiyet verebilir. Keratin-saç, tüy ve pulları oluşturan malzemeler, yeni keşfedilen tavuk boyutundaki bu dinozorumuz için çok daha iyi bir alternatif. Çünkü keratin, vücut için daha az maliyetli olmasının yanısıra hafif ve esnek de. Ayrıca hasar görürse, düzenli olarak değiştirilebilme imkânı sağlıyor. Bu durum ise keşfedilen yeni türün sahip olduğu yapının, bu tür bir bileşikten meydana gelme olasılığına yönelik düşünceleri artırıyor.

Peki bu özellik tam olarak ne işe yarıyordu?

Araştırmacılar, bir kirpinin kendini tehdit altında hissettiğinde kıllarını kaldırma mekanizmasına benzer şekilde; yeni keşfedilen dinozorun da yelesini kaldırdığını düşünüyor ve bu yelenin, tıpkı kirpide olduğu gibi bu keratin yapıların yukarı kalkmasına olanak sağlayan kaslar ile kontrol edildiğini öne sürüyorlar.

Ayrıca çok muhtemelen, omuzlarının her iki tarafında da yer alan bu keratin yapılar dişi bireyi çekmek, erkekler ile rekabet etmek veya düşmanları korkutmak için kullanılmıştı. Fakat araştırmacılar, numunenin erkek ya da dişi olduğuna yönelik kesin bir yargıda bulunamıyorlar ama günümüz kuşlarına bakıldığında, numunenin genç bir erkek olmasının çok muhtemel olduğunu düşünüyorlar. Üstelik genç bireyde böylesine bir farklılaşmanın izlerine rastlanması, ergin bireyin çok daha farklı görünebileceğinin bir işareti de olabilir. Çünkü günümüz kuşları, cinsel seçilimin en güzel örneklerini bünyelerinde barındırıyor ve dişi ile erkek birey arasında, özellikle tüylerin renklenmesi ve şekil açısından muazzam farklılıklar görülebiliyor.

Günümüz kuşlarının dinozorlardan gelen canlı grupları olduğunu düşündüğümüzde, bu tür yapıların cinsel seçilimin ilkin izleri olabileceği düşünülüyor. Keşfedilen bu yeni dinozor türü; gerek aynı tür dinozorların, gerekse farklı türlerin birbirleri arasındaki iletişiminde bir devrimi temsil ediyor ve etkilerini günümüz kuşlarında halen görebiliyoruz. Ubirajara jubatus‘un sahip olduğu uzun boyun, kuyruk, güçlü arka bacaklar ve küçük ön ayaklar düşünüldüğünde; en küçük dinozorlardan biri olan ve hızlı bir koşucu olarak bilinen Avrupa’daki Jura dönemi dinozoru Compsognathus ile yakından ilişkili olduğu akla geliyor.

 

 

 

 

Hazırlayan: Akın Karahasan.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here