Topyekun İklim Felâketinden Kaçınmak İçin Hâlâ Son Bir Şansımız Var

Şansımız vardı. Hem de fazlasıyla. Fakat insanlığın şansları boşa harcamak gibi bir huyu var; iklim değişikliği hakkında bildiğimiz onca şeye rağmen. Bize bağlı olan her şeyin bu soruna işaret etmesine rağmen.

Aslında, şartlar hâlâ bizim lehimize olabilir. Yapılan yeni bir çalışmaya göre; küresel ortalama sıcaklık artışının tepe noktası, yüzde 64 ihtimalle 1.5°C’nin altında tutulabilir. Söz konusu nokta, hiç geçmek istemediğimiz çok önemli bir eşik olma özelliğini taşıyor.

1.5°C’lik bu sıcaklık artışı, ilk defa 2015 yılındaki BM Paris iklim anlaşmasında önerildiği zaman, iyimser bir amaç olarak belirlenmişti; uğraşmaya değer, ideal bir hedefti bu.

Bilim insanları ve kanaat önderlerinin söylediğine göre eğer bu hedefe ulaşamazsak; o halde sıcaklıkların, endüstri öncesinin 2°C üzerine çıkmasını önlemeye odaklanmamız gerekiyordu.

Bu hedefler, sadece birkaç yıl içerisinde önemli oranda değişti.

Daha yakın zamanda yapılan bilimsel değerlendirmeler, 1.5°C’lik küresel bir sıcaklık artışında bile, çevre üzerinde daha önce farkında olmadığımız felâketvari etkilerin meydana geleceğini öne sürüyor.

Diğer bir ifadeyle, ne yapıp edip bu iyimser hedefimize ulaşmamız gerekiyor. Fakat bunu hâlâ yapabilir miyiz?

Leeds Üniversitesi’nde çalışan iklim bilimci Chris Smith’e göre, evet; fakat karbon kirliliğine hemen müdahale etmeye başlarsak.

Smith şöyle açıklıyor: “Yaptığımız araştırmada bulduğumuza göre, küresel ekonomideki fosil yakıt altyapısının mevcut miktarıyla, Paris Anlaşması’nca ortaya atılan 1.5°C’lik sıcaklık artışı sınırını henüz aşmıyoruz”

“O modelin ortaya koyduğu senaryoyu gerçekleştirmek hâlâ mümkün.”

Bu yeni çalışmada Smith ve meslektaşları, birkaç tane varsayımsal iklim senaryosunu modellemişler. Bunlar arasında, yoğun karbon içeren bütün altyapılar (bütün fosil yakıt enerji santralleri, fabrikalar ve hatta araba ve uçaklar da dahil) derhal aşamalı şekilde kullanımdan kaldırılmasıyla birlikte neler olabileceğini hesaplamak da yer alıyormuş.

Elbette, arabanızı bir daha hiç kullanmamak (veya yanmış kömürden elde edilen elektriği kullanmamak) muhtemel olmayan, imkansız bir hayal. Fakat dünya, bu gibi acil değişimleri benimsemeyi başarabilirse; hipoteze göre en kötü etkiler hafifletilebilir.

Eğer 2018 yılının sonunda (veya başka bir ifadeyle, hemen) böyle bir değişim gerçekleşmiş olsaydı; araştırmacıların yaptığı sanal canlandırmalar, kaçınmaya çalıştığımız 1.5°C’lik sıcaklık artışının gerçekleşmeme ihtimali 3’e 2’ydi.

The Guardian gazetesine konuşan Smith, “Jeofiziksel bir yönden, bu iyi bir haber” diyor ve bunu yapmanın muazzam bir fedakârlık gerektirdiğini de kabul ediyor.

“Temel olarak artık, fosil yakıt yayan hiçbir şey inşa edemeyeceğimizi söylüyoruz.”

Dünyanın, fosil yakıtlara olan bütün bağımlılığından bu denli çabuk vazgeçebileceğini ummak gerçekçi olmasa da; çalışma, bu değişimleri gerçekleştirirken meydana gelen ufak bir gecikmenin dahi, 1.5°C hedefine ulaşma kabiliyetimiz yönünden ağır sonuçlar getireceğini öne sürüyor.

Araştırmacılar tezlerinde şöyle yazıyorlar: “Hafifletme işini 2030’a kadar geciktirmek; fosil yakıttan ayrılma oranı hızlanmış olsa dahi, o 1.5°C’ye ulaşma ihtimalini önemli oranda azaltır.”

Kısacası herşey; haftalar, aylar ve yıllar içinde gerçekleştireceğimiz eylemlere bağlı. Onlarca yıllık zamanımız yok.

Bu araştırmanın önerdiği köklü ve hızlı toplumsal değişimleri gerçekleştirmeye yaklaşamazsak dahi, bunun getireceği feci sonuçları kavramamız ve gezegeni kurtarma konusunda mümkün olduğu kadar hızlı bir şekilde harekete geçmemiz gerekiyor.

Çalışmaya katılmayan ve Edinburgh Üniversitesi’nde çalışan karbon yönetimi araştırmacısı Dave Reay, şöyle söylüyor: “Bu ister yeni bir gaz kuyusu açmak olsun, ister eski bir termik santrali açık tutmak ve hatta dizel bir araba almak olsun; bugün yaptığımız seçimler, büyük oranda iklimin yarınki güzergâhlarını belirleyecek”

“Bu yeni çalışma, bize gürültülü ve açık bir mesaj veriyor: Ya şimdi harekete geçin, ya da daha güvenli bir gelecek için elimizdeki son şansın tükenip gitmesini izleyin.”

Bulgular, Nature Communications bülteninde sunuldu.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir