An view from an MH-65 Dolphin helicopter shows flooding and devastation in Baton Rouge, La., Aug. 15, 2016, where service members have rescued residents and provided relief. Coast Guard photo by Petty Officer 1st Class Melissa Leake

Trump’ın NASA’nın İklim Çalışmaları İçin Mali Kaynakları Kesme Planı Korkunç

Yukardaki fotoğraf Baton Rouge’daki selin helikopterden çekilen resmi.

Geçtiğimiz günlerde The Guardian, kampanya danışmanının “politik açıdan uygun çevresel gözlem” diye nitelendirdiği NASA’nın Earth Science Division adlı kampanyasının, ABD’nin yeni başkan Donald Trump tarafından mali kaynakların kesileceğini bildirdi.

NASA, iklim değişikliğini başka kuruluşlara bırakarak bunun yerine Soğuk Savaş dönemindeki evreni keşfetmek için yapılan uzay yarışlarına odaklanabilir. Fakat NASA’nın bir uzay ajansı olarak eşsiz mevki, NOAA (ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi) gibi diğer kuruluşların nadiren yapabildiği bir şekilde gezegenimizi gözlemleyebiliyor. Aslında, NOAA ve NASA, son zamanlarda uzaya fırlatılan GOES-R uydusu ya da DSCOVR adlı iklim gözlemevi gibi, elektrik ağlarını devre dışı bırakan uzay iklimini gözlemleyen projelerde genellikle birlikte çalışıyorlar.

Kimse NASA’nın esas görevinin keşif olduğunu inkar etmiyor. Kuruluşun amacı zaten tanınmayan yeni dünyaları keşfetmek. Fakat güneş sistemimizdeki diğer gezegen ve uyduları gerçekten keşfetmek istiyorsak eğer, önce kendi gezegenimizde ne olduğunu bilmemiz gerekmiyor mu?

Dünyamız uzaydan ayrı bir yer değil. Rüzgar ve okyanus akıntılarını yönlendiren, bitkilerin büyümesini ve mevsimlerin değişmesini sağlayan Güneş’imizden gelen ışık, iklimimizin en büyük etmeni. Ay, Dünya’nın etrafındaki gelgitin günlük akışını kontrol ediyor. Asteroid etkileri, Ay’ın sadece yüzeyine şekil vermekle kalmayıp hayatımıza da biçim veriyor. Atmosferimiz, yaşamımız ve uzayın geniş hava boşluğu arasındaki tek duvar. O kırılgan, ince hava ve rüzgar örtüsünü anlamak, Dünya’nın yüzeyiyle buluşan atmosferin sadece en alt seviyesini incelemekle başarılabilecek bir şey değil. Her şeyi görmek istiyorsak bilinmeyenle buluşan atmosferin en dış yüzeyinde de ne olduğunu gözlemlemeliyiz.

NASA’nın uydu donanmalarıyla birlikte Dünya’nın yüzeyinde gözlemledikleri şeyler şunlar: Amerika Birleşik Devletleri’nin batı kısmının bir ucundan bir ucuna uzanan ve güneybatısında gittikçe artan, kontrol edilemeyen büyük yangınlar. Ayrıca, kasırgaların da fotoğraflarını çekerek, NOAA’nın, Atlantik’in izini sürerken bu devasa fırtınaları gözlemlemesine yardım ediyorlar. Deniz yüzeyinin ısısını ve küresel ısıyı da gözlemliyorlar. ABD’deki çiftçiler ve topluluklar için önemli bilgi kaynakları olan tatlı su ve yeraltı su tabakalarını inceliyorlar. Dünya genelindeki deniz buzullarını, küçülen buzul tabakalarını ve yağış miktarını gözlemliyorlar. Ozon deliğini inceleyip heyelanların izini sürüyorlar.

NASA’nın bu tür incelemelere katılımı olmazsa, diğer kuruluşların da elde etmek için çabaladığı bilgi birikiminde büyük bir boşluk olacak. NASA’nın 2017’de yer bilimleri için toplam bütçesinden ayırdığı miktar neredeyse 19 milyon dolarda 2 milyon dolar. NOAA’nın toplam bütçesi ise sadece 5,8 milyon dolar.

Daha önemlisi, NASA’nın Earth Science Division kampanyası tarafsız bir kampanya. Amaçlarını internet sitelerinde açıkça şöyle belirtiyorlar: “Temel maksadımız gezegenimizi anlamayı geliştirmek, veri ve bilgi birikimimizi herkes için ücretsiz sağlayarak bilimimizi objektif bir şekilde sunmak. Böylece, herkes bilgiye dayalı kararlar verebilir. İnanıyoruz ki, ortaklık ve işbirliği sayesinde tüm dünya genelindeki insanlar için daha iyi ve sağlam temelli etki sağlıyoruz. Dünya üzerindeki kullanıcıların elindeki uydu bilgisi, insanların ve toplumların, hatta milletlerin, başarmak istediklerine ulaşmalarını sağlayacak akıllı kararlar vermelerini sağlayabilir.”

İklim değişikliği, politik imaları olan bir olay olabilir fakat bunun etkilerini gözlemlemek bir hazır bulunma meselesidir, politika değil. Amerikan ordusu, iklim değişikliğinin sebep olabileceği milli güvenlik tehditlerine odaklanmış durumda. Deniz seviyesinin yükselerek deniz üslerini sel basması ve azalan yiyecek ve su kaynaklarının silahlı çatışmaya sebep olması ihtimalini göz önünde bulundurarak hazırlanıyorlar. Ordunun hazırlık seviyesinin şu anki yönetimin emri altında artmasına rağmen, iklim değişikliği için yapılan planlar 2003’te Cumhuriyetçi George W. Bush’un başkanlığında başlatılmıştı.

Her ne kadar ordu bu kaçınılmaz değişiklik için hazırlık yapıp kendini istikrarsız bir gelecek için hazır hale getirse de, Trump’ı seçen ABD’liler çoktan gelecekle yüzleşiyorlar. Alaska’daki donmuş tabakalar çözüldüğü ve deniz seviyesi yükseldiği için köylerin yerleri değişiyor. Florida’daki adaları ve Doğu yakasındaki şehirleri güneşli günlerde sel basıyor. Louisiana’daki on binlerce insanı şehri boşaltmak zorunda bırakan korkunç seller, iklim değişikliği sebebiyle 20-30 yıl öncesine göre %40 daha olası.

Bunlar gibi tehlikeli alanlarda yaşayan insanlar için çevresel gözleme politik açıdan uygun değil. Bu, insanları kurtarmak için bir yol.

İklimimiz değişiyor. Biz gözlemlesek de gözlemlemesek de değişmeye devam edecek. İnsanlar iklim değişikliğinin toplum üzerindeki etkisine değinmede hemfikir olmayabilir fakat, en azından bu tehlikeleri gördüğümüzü kabul edemez miyiz?


Çeviren: Ayten Deniz Yılmaz

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir