Üç Ebeveynli İlk Bebek Doğdu

New Scientist’te bugün yayımlanan bir rapora göre, bundan beş ay önce, 5 Nisan’da doğan Ürdünlü bir çiftin oğlu, yeni bir tüp bebek (in vitro fertilizasyon) yöntemi olan iki kadın ve bir erkekten DNA materyali ile dünyaya gelen ilk bebek oldu.

New Scientist’e göre, bu teknik ABD’de daha onaylanmadığından, doğum ABD’li doktorların desteğiyle Meksika’da gerçekleşti. Bu üstün başarı, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) yakın zamanda yeşil ışık yakmasına ve yöntemin ABD’de onay almasına yardımcı olabilir.

Çift, yöntemin uygulanmasına bebeğin annesinin Leigh sendromu taşıyıcısı olduğunu öğrendikten sonra karar vermiş. Çiftin ilk iki çocuğu bu ölümcül hastalığa yakalanarak ilki altı yaşında diğeri ise yalnızca sekiz aylıkken hayatını kaybetmiş. Annenin mitokondrisinde hastalığa neden olan mutasyon bulunmuş ve üç ebeveyn tekniği ile kadının mitokondrisinin kullanımından kaçınılmış.

“Pronuclear” transfer denilen bu teknik genel anlamda aynı erkekten alınan sperm ile biri anneden biri donörden alınan iki yumurtanın döllenmesini içeriyor. Daha sonra, yumurtalar bölünmeye başlamadan hemen önce çekirdek (hastalığı taşıyan mitokondriyal DNA haricindeki bütün genetik materyal) yumurtalardan çıkarılıyor ve annenin yumurtasından alından çekirdek donörün yumurtasına yerleştiriliyor. Ancak dini nedenlerden ötürü bu vakada, çift “spindle nuclear transfer” denilen farklı bir yöntem tercih etmişler. Bunda, çekirdek değişimi aynı şekilde meydana gelse de yalnızca donörün yumurtası dölleniyor. New Scientist raporuna göre, bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi ve mitokondrisinde %1’den az mutasyon taşıyor.

90’lı yıllarda, bilim insanları üç ebeveynli bebekler denilen farklı bir teknik ile deneyler yapmışlar. Donorün miktokondriyal DNAsı ve sperm bir kadının yumurtasına enjekte edilmiş. Ancak bu teknik, muhtemelen iki farklı mitokondriyal donöre sahip olduğundan genetik hastalıklara neden olmuş ve yasaklanmış.

Bu yeni tekniğin onaylanmasının önünde halen bir takım engeller var. Geçen sene haberini yaptığımız üzere, birçok grup bunun tasarlanmış bebeklerin önünü açabileceğinden endişeleniyor. (Örneğin ebeveynlerin, çocuklarının saç ya da göz renklerini kesin olarak seçebilmeleri.) Ancak araştırmacılar, CRISPR-Ca9 gibi gen düzenleme teknolojilerine benzer olarak yöntemin, bu vakada olduğu gibi yalnızca tedavi amaçlı olacağını vurguluyorlar.

Yöntemin kendisinin güvenirliği ise başka bir kaygı konusu, ancak Haziran ayında Nature’da yayımlanan bir inceleme tekniğin güvenli olduğunu ve %100 garanti edemese de, ölümcül hastalıklara neden olan mitokondriyal mutasyonların taşıyıcıdan çocuğuna aktarılma şansını önemli ölçüde azalttığını kabul etmiş.

İlerleyen süreçte, doktorlar ve araştırmacılar mitokondriyal mutasyon oranın şimdi olduğu gibi düşük seyrettiğinden emin olmak için bebeği takip edecekler ve FDA, bu tekniğin ABD’de kullanım onayı hakkında karar verirken bu vakayı dikkate alacak.


Çeviren: Beril Güzel Cangören

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir