Yaşlanmanın Sırrını İlk Kim Çözecek

birthday-cake

2014 te, Kaliforniya Palo Alto Enstitüsü kurucusu Joon Yun, $1 milyon değerindeki Palo Alto Longevity ödülünün amacını duyurdu: Yaşlanmanın sırrını çözmek.

Ödülün ilk yarısı, vücudun stres sonrası kendini dengeleme kapasitesini iyileştirmeyi ve yenilemeyi başaran ilk takıma verilecek. Yun şöyle söylüyor, “Orta yaşlara gelene kadar, homeostatik kapasite vücudun her noktasında o kadar etkili ki, onu kaybetmeye başlayana kadar varlığını fark etmiyoruz.

Sorun şu ki, kimse bu kapasitenin nasıl ölçülebileceğini bilmiyor. Bu yüzden, kalp atışı düzenlerinin değişmesi gibi alternatif ölçütler kullanılacak. Ödülün ilk yarısı, yaşlanmış bir hayvanın kalp atışını, gençken sahip olduğu kalp atışı ritmine ulaştırmayı başaran takıma verilecek. Ödülün diğer yarısını ise, bir memelinin yaşam süresini % 50 arttırabilen ilk takım alacak.

Dünyanın dört bir yanından; Stanford ve Nebraska Medikal Üniversitesi gibi okullardan araştırma grupları, Volt Health gibi özel sektörlerden toplamda 30 takım başvurmuş. 30 Aralık 2019 a kadar zamanları var.

Özel Araştırmacılar

Biyoteknoloji alanında, iyi finanse edilmiş, çok başarılı kadroya sahip ve büyük bir gizlilikle işlerini yürüten çok büyük isimler, yaşlanmayı önlemek amacıyla yapılan bu girişimlere çoktan katıldılar bile.

Calico

Calico, yaşlanmayla bağlantılı olan hastalıklar için tedavi geliştirmesi amacı ile Google tarafından finanse ediliyor. Büyük ilaç şirketlerinin eski yöneticilerinden ve genomik ve yaşlanma alanlarındaki birinci sınıf uzmanlardan oluşan çok güçlü bir ekibe sahip. Araştırmalar için $1.5 milyarlık bir fon sağlanıyor. Bu değer, Ulusal Yaşlanma Enstitüsünün(NAI), 2016 da yapılacak araştırmalar için tahsis ettiği değerden fazla.

CytoGen

2015 in sonlarına doğru, Peter Thiel’in kurduğu, hümanist, hayır ve yardım işlerini temel alan yatırımlar yapan Breakout Labs, CytoGen’i radikal bilim yapan şirketlerden biri olarak listesine ekledi. CytoGen’in amacı, tescillenmiş ilaçların bulunduğu bir platformu kullanarak, hücre metabolizmasını hedef alan ilaçları bulup, sağlıklı yaşam süresini uzatmak.

Human Longevity Inc.

Genetikçi J. Craig Venter, uzun yaşam sürmeyi temel hedef alarak 2013 te Human Longevity Inc şirketini kurdu. Ekim ayında, bireylerinin genom diziliminin analiz edildiği, “Health Nucleus” tesislerini açtı. Buradan elde edilecek bütün genom bilgileriyle oluşturulacak veritabanı, yaşlılığın sebep olduğu hastalıkların araştırılmasında büyük bir kaynak olacak.

Ömür Uzatma Hakkındaki Etik Problemler

USC Gould Hukuk Üniversitesinden Alexander Capron, her ne kadar ömür uzatma işlemleri çok cezbedici gözükse de, çok pahalı ya da ulaşılması çok güç olduğunda, hâlihazırda bulunan sağlık hizmetlerine erişimdeki eşitsizliğin daha da kötüye gideceğini düşünüyor.  Amerika’daki ortalama ömür uzunluğu, zaten sosyo-ekonomik duruma bağlı; New York ve çevresi gibi daha zengin ve varlıklı eyaletlerde yaşayan insanlar daha uzun yaşarken, güneye doğru kırsal alanlardaki insanlar, yetersizliklerden dolayı daha kısa bir ortalama yaşam süresine sahip oluyorlar.

Vücuda Ne Gerek Var?!

Martine Rothblatt; biyoteknoloji şirketi United Therapeutics’in CEOsu, Sirius Radyo’nun kurucusu, mucit, avukat ve tıp etiğiyle ilgilenen çok yönlü bir kadın; ama her şeyden önce, bir hayalperest. Özel olarak da, teknolojiyle insan hayatını sonsuz bir şekilde uzatmanın ve transhümanizmin destekçisi.

Rothblatt, Matt Giles’e şunları söylüyor,

Dijital aygıtlar bu şekilde yaygınlaşmaya devam ettikçe, sahip olduğumuz bütün kişisel özelliklerin, hatıraların, duyguların, inançların, düşünce ve davranışların, kısacası hayatımız hakkındaki her şeyin bir ‘cloud’da toplanacağına ve saklanacağına inanıyorum. Vücudumuzdan bağımsız, kendimizin hayali bir taklidini oluşturuyoruz. Ben buna ‘akıl klasörümüz'(mindfile) diyorum. Aynı zamanda, ses tanıma ve yapay zeka kullanan, her zamankinden çok daha iyi dijital yardımcılar geliştiriyoruz. Hatta Siri gibi, farklı kişiliklere bile sahipler. Ben bu yazılıma(software),  ‘akıllı yazılım’(mindware) diyorum. Ve bu ‘akıl klasörü’ ile ‘akıllı yazılımın’ birleşimin, her insanın bilincinin bir kopyasını yaratabileceğini, yani bir ‘akıl klonu’(mindclone) oluşturabileceğini düşünüyorum. Şirketimdeki projelerden biri, Alzheimer hastaları için zihinsel verileri ulaşılabilir kılma üzerinde birtakım çalışmalar yapıyor. Hastalığa yeni yakalanan bir bireyin, yeteri kadar kişilik özellikleri ve hatırayı dijital olarak depolayacak kadar zamanı var. Bu veriler, kamera ve ses tanıma ile birleştirildiğinde, hasta artık kendi beynini kullanamasa bile, bu teknoloji sayesinde arkadaşları ve ailesiyle iletişim kurabilecek.” 

Bu durum doğal olarak, birtakım sorular ortaya çıkarıyor: Böyle bir teknolojinin, kişinin gerçekten bir parçasıymış gibi temsil edebilmesi için ne kadar iyi olması gerek? Ve kişinin vücudu hastalığa ya da ölüme yenik düştüğünde, bu sanal yardımcının yasal hakları olabilir mi?

İnsanlar her zaman değişik ve esrarengiz olandan korkarlar. Yalnız, bu tuhaf sanal-bilinç çılgınlığının yolu, aile ve arkadaşlara duyulan sevgiyle kesişince, insanlar sanal-bilinci masum ve zararsız olarak görmeye başlayacaklar. Büyükannesi, kardeşi ya da arkadaşı ölümcül bir hastalığa yakalanmış insanların destekleyeceği , ‘akıl klonlarının’ yasal olarak, kendilerinin bir temsilcisi ve devamı olarak sayılmasını savunan bir toplumsal hareketin, 2030’ a kadar gerçekleşeceğine inanıyorum.

Ve en sonunda, ‘nesnelerin interneti’ ( the Internet of Things) sayesinde, akıl klonlarının seyahat edebilmesi, çok daha özgür bir şekilde birçok yerde aynı anda bulunabilmesi ve hatta ölüme meydan okuması bile mümkün olabilir.

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir