Yaşlanmayı Durdurmak Matematiksel Olarak İmkansız

Üzgünüz.

Bilimin sonsuza kadar genç görünmenizi sağlayacak bir yol bulacağını düşünüyorsanız, sizin için bazı kötü haberlerimiz var. Böyle bir şey olmayacak.

Matematiksel olarak konuşursak, bizler gibi çok hücreli canlılar hücresel bir rekabet ile sürekli mücadele etmek zorunda ve bu rekabette sadece bir taraf kazanıyor. Bunun sonunda, yaşama gücümüz her zaman kaybeden taraf oluyor.

Arizona Üniversitesi’nde, bu moral bozucu sonuç sebebiyle suçlayabileceğimiz bir çift araştırmacı var. Kendileri, işe yaramayan hücrelerin temizlenmesiyle ilgili olan bir hipotez üzerinde hesaplama yapmış ve ulaştıkları sonucun mantıksal olarak imkânsız olduğunu bulmuşlar.

Evrimsel biyolog Joanna Masel, “Yaşlanmak matematiksel olarak kaçınılmaz; yani, cidden kaçınılmaz” diyor.

“Mantıksal olarak, kuramsal olarak, matematiksel olarak hiçbir çıkış yolu yok.”

Yaşlanmak (ve kendisiyle birlikte gelen biyolojik değişimlerin tümü), üç aşağı beş yukarı hücrelerin yavaşlaması ve işlevlerini kaybetmesinin bir sonucu.

Örneğin biz yaşlandıkça saçların sürekli olarak beyazlaması, pigment üreten melanositlerin kendi kök hücrelerinin yavaşça kaybolmasının ve buna ikmal yapmayı başaramamalarının bir sonucu.

Ayrıca kırışıklıklar da, fibroblast adı verilen hücrelerin bir zamanlar olduğu kadar iyi şekilde kolajen proteini üretemediklerinin işareti.

Peki ya daha aktif olan hücreleri teşvik edip, kendi miskin kardeşleri pahasına bulundukları yerde kalmalarını sağlayabilseydik? Elbette o yaşlı hücrelerin icabına baksaydık, biraz daha uzun süre pigment ve kolajen üretebilirdik.

Araştırmacılar, DNA’yı onararak veya kromozomların telomer isimli kısalan uçlarını uzatarak, biyokimyanın kaçınılmaz çöküşünü geri çevirmeye ümit bağlamışlardı.

Bunlar teoride iyi olsa da, ortada dikkat edilmesi gereken bir şey var.

Yaşlanmanın bir diğer özelliği, bir miktar hücrenin sanki hiç sonu gelmeyecekmiş gibi çoğalmaya başlayarak, kansere çok benzer şekillerde, kontrolsüz biçimde üremesi.

Araştırmacalara göre bu durum, her halükarda lanetlendiğimiz anlamına geliyor.

Baş araştırmacı Paul Nelson şöyle söylüyor: “Eğer yetersiz işleve sahip ve tembel olan bu hücrelerden kurtulursanız, bu durum kanser hücrelerinin üremesine olanak sağlayacaktır.”

“Ayrıca bu kanser hücrelerinden kurtulursanız veya onları yavaşlatırsanız, o zaman tembel hücreler birikecektir.”

Yaşlanma şeklimiz bilinmez bir gizem barındırıyor. Eğer çoğalma biyolojisi nesiller boyunca devam edecek kadar iyiyse, kendi hücrelerimiz neden sadece birkaç on yıl sonra yavaşlıyor?

Bu konudaki basit bir cevaba göre evrim, birkaç çocuk yaptıktan sonra bize kederden başka bir şey vermeyen genleri ayıklama konusunda yeterince güçlü değil.

Fakak bu yaşlanma modeli, mevcut hipoteze yeni bir öğe ekliyor; eğer evrim sonsuz gençliği seçseydi bile, kendi vücutlarımızın içindeki rekabet bizi kaçınılmaz bir ölüme götürürdü.

Diğer bir ifadeyle çok hücreli canlılar, işbirliği yapan hücre kümelerinin toplu sonucu olduğundan, mantıksal olarak bunu iki şekilde de başaramayız; eğer cildinizi bebek gibi pürüzsüz tutmak amacıyla ‘daha genç’ olan hücrelere yol açarsanız, kanseri istiyor olursunuz.

“Bu yüzden, bu tembel hücrelerin birikmesine izin vermek ile kanser hücrelerinin üremesine izin vermek arasında mahsur kalmış durumdasınız ve birini yaparsanız diğerini yapamazsınız” diyor Nelson.

Bunların hiçbiri, gençliğin bazı özelliklerini daha uzun süre tutmak veya kanseri birkaç yıl daha savmak konusunda hiçbir ilerleme kaydedilemeyeceği anlamına gelmiyor.

Yalnızca, bir sorunu çözmenin diğerini daha fazla zorlaştırdığı, bu yüzden sonunda bu sorunlardan birinin (kanser veya ihtiyarlığın) arayı kapatacağı anlamına geliyor.

“İki sorunu da çözmenin niçin imkânsız olduğunu gösteren matematiksel bir modelimiz var” diyor Masel.

Bu türden bir seçim söz konusu olduğunda, birkaç fazladan kırışıklık veya göz bozulması belki de o kadar kötü değildir.

Bu araştırma PNAS bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

2 Yorum

  1. doctor who dedi ki:

    İmkansız diye bir şey yoktur.

  2. doctor who dedi ki:

    Şuan sahip olduğumuz teknolojide bir zamanlar imkansız değil miydi?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir