Yeni Keşfedilen Bu Gezegenler Yok Olmak Üzere

0
482
Bir sanatçının TOI-2337b, TOI-4329b ile TOI-2669b'ye benzeyen bir gezegen sisteminin neye benzeyeceğine yönelik tasviri. Bu sistemlerde Jüpiter benzeri bir ötegezegen, evrimleşmiş ve ömrünün sonuna yaklaşan bir yıldızın etrafında dönüyor. Canlandırma: Karen Teramura/Hawaii Üniversitesi Gökbilim Enstitüsü

Yeni keşfedilen üç gezegen, yıldızların tehlikeli derecede yakınında dönerek ömürlerinin sonuna yaklaşıyor.

Bugüne kadar Güneş sisteminin dışında yer alan binlerce gezegen arasında ilk defa NASA TESS (Geçiş Yapan Ötegezegen Gözlem Uydusu) Görevi ile tespit edilen bu üç gezegen, küçük dev veya dev yıldızların etrafında görülen en kısa dönemli yörüngelerden bazılarına sahip. Gezegenlerden biri olan TOI-2337b, 1 milyon yıldan kısa bir sürede ana yıldızı tarafından yutulacak; yani günümüzde bilinen diğer tüm gezegenlerden daha erken.

Amerikan Ulusal Doğa Tarihi Müzesi ve Flatiron Enstitüsünde doktora sonrası araştırma görevlisi olan baş yazar Samuel Grunblatt, “Bu keşifler, ötegezegen çalışmalarındaki yeni bir sınırın; gezegen sistemlerinin zamanla nasıl evrimleştiğinin anlaşılması bakımından çok önemli” diye açıklıyor. Doktorasını Hawaii Üniversitesi Gökbilim Enstitüsünde (UH IfA) tamamlayan Grunblatt şöyle ekliyor: “Bu gözlemler, yaşamlarının sonuna yaklaşan gezegenlere ana yıldızları onları yutmadan önce yeni pencereler açıyor.”

Grunblatt gezegenlerin (TOI-2337b, TOI-4329b ve TOI-2669b) keşfediliş ve onaylanışını Amerikan Gökbilim Derneği’nin iki hafta önceki basın toplantısında duyuyurken, çalışma da The Astronomical Journal bülteninde yayımlanmak üzere kabul edildi.

Araştırmacılar, gezegenlerin Jüpiter’den 0,5 ila 1,7 kat daha ağır olduğunu ve boyutlarının da Jüpiter’e göre biraz daha küçük olmakla beraber en az 1,6 kat daha büyük olduğunu tahmin ediyor. Gezegenler, plastik köpük benzeri yoğunluktan sudan üç kat daha yoğun olmaya kadar da geniş bir yoğunluk aralığı içeriyor. Bu durum, gezegenlerin geniş bir köken çeşitliliği barındırdığını akla getiriyor.

Bu üç gezegenin, buzdağının sadece görünen kısmı olduğu düşünülüyor. UH IfA’da lisansüstü öğrencisi ve çalışmanın eş yazarı olan Nick Saunders, “TESS ile beraber bu evrimleşmiş geçiş yapan gezegen sistemlerinden onlarca ila yüzlercesini bulmayı umuyoruz” diyor. “Yapılacak keşifler, gezegenlerin birbiriyle nasıl etkileşim kurduğuna, şiştiğine ve Güneş’imizin de içinde bulunduğu yıldızların etrafında nasıl hareket ettiğine yönelik yeni detaylar sağlayacak.”

Gezegenler ilk olarak 2018 ve 2019 arasında NASA’nın TESS Görevi’yle elde edilen tam çerçeveli görüntü verilerinde keşfedilmiş. Grunblatt ve çalışmaya katkıda bulunan bilim insanları, TESS’ten alınan verilerde aday gezegenleri belirledikten sonra Hawaii’nin Maunakea dağında yer alan W. M. Keck Gözlemevi’nin Yüksek Çözünürlüklü Echelle Tayfölçeri’ni (HIRES) kullanarak bu üç gezegenin mevcudiyetini doğrulamış.

 

 

 

 

Kaynak: W. M. Keck Gözlemevi. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here