Zaman dünyamızı nasıl şekillendirir, zihinlerimiz zamanı nasıl şekillendirir ?

Eğer kuyrukta beklediyseniz bu yazıyı okumalısınız

Elisa Felicitas Arias

Direktör, Ulusal Ağırlık ve Ölçüm Merkezi, Zaman Bölümü

“Zamanla ilişkim oldukça zayıf”, bu dünyanın resmi zaman standardından sorumlu bir kişiden duyduğunuz bir itiraf değil, ancak Elisa Felicitas Arias kişisel dakiklik konusunda biraz rahat bir tavrı olduğunu belirtiyor. “Hayatımda hiç uçak kaçırmadım, ya da benzer bir gecikme yaşamadım” diye açıklıyor sözlerini, “ama evimdeki herhangi iki farklı saat aynı zamanı göstermez” diye de ekliyor.

Elisa Felicitas Arias.
Adam Cruft

Bu saatler ve dakikalarla ilgili rahatlığı onun iş hayatına yansımıyor. Paris’in hemen dış kısımlarında bulunan Ulusal Ağırlık ve Ölçüm Merkezi’nin Zaman Bölümü yöneticisi olarak Arias, hükümetlerin, askeri birimlerin ve bilimsel çalışma gruplarının her türlü saat kontrollü cihazlarda esas aldıkları, son derece doğru bilgi kaynakları olan küresel yer bildirim uydularından meteorolojik uyarı sistemlerine gelen 24 saatlik standart Eş Güdümlü Evrensel Zamanı (UTC) idare ediyor.

Arias ve ekibi dünya üzerindeki 75 farklı atomik saatten gelen veriyi kullanarak, raporlanmış olan saniyenin milyarda biri düzeyindeki uyumsuzlukları düzeltebilmek için analiz, karşılaştırma ve ağırlıklandırma yöntemleri ile bir çeşit geçmişe yönelik ortalama formüle ediyorlar. Geçmişe bu bakış Merkez’e üye 58 ülkenin daha düzgün bir geleceğe yönelmesine olanak sağlıyor. Arias’ın aylık raporlarını kullanan bir ülke saatlerini daha iyi bir UTC seviyesine ulaşmak için ayarlayabilir ve böylece standardın gelişmesine katkıda bulunabilir.

Bu rehber hizmet olmadığı takdirde, Internet, havayolu endüstrisi ve dünya üzerindeki askeri birimler işlevlerini yerine getiremez olurlar. Arias gene de “mükemmel zaman” yok diyor. “İnsanlar UTC’nin zaman için uluslararası referans noktası olduğunu söylüyorlar, oysa gerçekte UTC sadece bir kağıt parçası.”

Ama oldukça önemli bir kağıt parçası. Tüm objektif zaman ölçü birimleri gibi sadece sosyal bir yapılanma olsa da, bu aylık yayın dünya ekonomisinin düzgün çalışması için hayati öneme sahip. Arias’ın da dediği gibi, sivil bireyler için gündelik hayatımızı sürdürmek açısından zamanı bu kadar dakik izlemeye ihtiyaç yok. “Hayattaki pek çok şey aslında hiç te sandığımız kadar acil değil.” diyor kendisi de.

Matías Duarte

Başkan Yardımcısı, Google, Malzeme Tasarımı

İster bir videonun yüklenmesini beklemek olsun, isterse bir uygulamayı indirmek için beklemek olsun, çevrimiçi beklemek te gerçek hayattaki beklemeler kadar kaçınılmaz ve can sıkıcı. Google firmasında Malzeme Tasarımı bölümü Başkan Yardımcısı olan Matías Duarte, yaklaşık yedi yıldır bu bekleme sürelerini en iyi şekilde ve farketmeden geçirebilmemiz için daha iyi yöntemler geliştiriyor.

Matías Duarte.
Adam Cruft

Şili’li olan Dutarte 1994 yılında video oyunları için animatör olarak çalışmaya başlamış. Bu deneyim ona abartı ve düzenlemelerle insanların zaman algısı üzerinde nasıl oynanabileceğini öğretmiş. Yaygın bir akıllı telefon olan “SideKick”i tasarladıktan ve “Palm”ın çok övgü alan mobil işletim sistemi olan “WebOS”un kullanıcı arayüzünü yaptıktan sonra, 2010 yılında Google’da Android tasarımına liderlik etmek üzere işe başlamış. Birkaç yıl sonra ise tüm platformlarda ve ürünlerde kullanıcı deneyimini tekleştirmek olarak tarif edilen daha da kapsamlı bir iş üstlenmiş.

“Yeni teknolojilerden, algılama anlayışından ve bilişsel bilimlerden yararlanma olanağımız vardı” diyor. Dutarte ve ekibi işin ya da yüklemenin ilerleyişini gösteren durum çubuklarında pek çok ince düzenlemeler, hatta dokunmatik ekranlarda kullanıcıların tıklamalarına daha iyi yanıt verildiği hissi veren küçük animasyonlar yaptılar. Bugünlerde “dinamik yer tutucu” denilen, içerik tam olarak yüklenmeden önce konuşlandırılan şeyler geliştiriyorlar. Bir iki saniyelik kısa bekleme sürelerinde titreşen kartlar gösteriyorlar, örneğin Google uygulamanızı açtığınızda ya da Facebook’ta. Şekilleri ve boyutları size gelecek içerik hakkında bir ipucu veriyor, aynı zamanda da sabırsız izleyicinin dikkatini dağıtıyorlar.

Tüm bunlar süregelen bir işin ilerleyişini gösteriyor. Dutarte bir konudan çok emin olduğunu belirtiyor : Çevrimiçi bekleme sürelerinde kendimizi daha iyi hissetmek için sadece daha hızlı ağlara ve işlemcilere güvenemeyiz. Herhangi bir şeyi objektif olarak daha hızlı yapmak ve onun daha hızlı görünmesini sağlamak iki farklı şey. “Asıl kısıt insan algısı” diye belirtiyor.

 

Alexandra Horowitz

Profesör, Barnard Koleji, Köpeklerde Kavrayış Araştırmacısı

Köpek Olmak kitabının yazarı ve Barnard Koleji’nin Köpeklerde Kavrayış Laboratuarı kurucusu olan Alexandra Horowitz, biz insanlar zamanın geçişini izlemek için gözlerimize güveniriz. Köpeklerin ise daha farklı bir yaklaşımı var diyor.

Alexandra Horowitz.
Adam Cruft

Gelişmiş köpek burnunda 300 milyondan fazla koku alıcı hücre bulunuyor ( insanlarda bu sayı 5 milyon), böylece köpekler bizim farketmediğimiz kokuları ve hormonları algılamakla kalmıyorlar, onların göreceli yoğunluklarını da fark ediyorlar. Bu da insanın en iyi dostuna zamanı koklayabilmek özelliğini kazandırıyor.

Horowitz “kokunun temel özelliklerinden birisi zamanla değişmesidir” diyor. “Yolda yürürken sürekli koku molekülleri salgılarız, sanki arkamızda küçük bir koku bulutu bırakırız”. Bu moleküller dağılırlar, böylece zamanı da kokunun bir boyutu olarak düşünebilirsiniz diyor. Köpekler için geçmiş zaman bir ayak izinin hafiflemiş kokusu, gelecek zaman ise sert bir esintide olabilir. Köpekler için koku sadece kim ve ne sorusuna değil, ne zaman sorusuna da cevap verir.

Horowitz 15 yıldır köpek davranışlarını inceliyor, özellikle de oyun davranışları ile köpek türünün zihnini anlamaya çalışıyor.Bu çalışma kaçınılmaz şekilde kendi dünyamızı koku alıcılar perspektifinden anlamaya dönüşmüş. Bir insan icadı olarak zaman gerçekten de bize mahsus diyor. İnsan olmayanların zamanı aynı şekilde hissetmesini ve deneyimlemesini beklemek aptalca görünüyor diye belirtiyor. Horowitz’in üzerinde çalıştığı bir sonraki koku muamması ne dersiniz? Köpeklerin kendi kokularından kendi kendilerini tanıyıp tanıyamadıklarını belirlemeye çalışıyor.

Sylvie Droit-Volet

Psikoloji Profesörü, Clermont Auvergne Üniversitesi, Clermont-Ferrand, Fransa

Sylvie Droit-Volet kariyerine fransız otomobil üreticisi Renault için ergonomi ve insan hatası alanlarında çalışmalar yaparak başladı. Günümüzde nöropsikologlar insan hatalarının başka bir türü olan zaman dilimlerinin yanlış değerlendirilmesi üzerinde çalışıyorlar.

Sylvie Droit-Volet.
Adam Cruft

Droit-Volet son otuz yıldır diğer konuların yanısıra zihnimizin zamanı nasıl kurguladığı ve algımızın zamanı nasıl bu kadar farklı şekillendirebildiği üzerinde çalışıyor. “İçsel saatlerimiz çok kaprisli olabiliyor” diyor.

Algılanmış zamanı ve cildin iletkenliği, kalp ritmi gibi fizyolojik tepkileri ölçen görsel laboratuar deneylerini kullanarak bunun sorumlusunun duygular, özellikle de kuvvetli duygular olduğunu düşünüyor. Kızgınlık, nefret ve korku vücudumuzun nasıl reaksiyon göstereceğini belirliyor diyor, böylece içsel saatlerimizin hızlanmasına neden oluyor. Daha hızlı bir içsel saat, belirli bir zaman zarfında daha fazla sinyal kaydediyor, böylece de geçen zamanın uzunluğu ile ilgili algımızı değiştiriyor. “Söz konusu olayın süresini algılarken sanki dıştaki saat te yavaşlamış gibi düşünüyoruz” diyor.

Sadece kendi kendimize zaman algımızı çarpıtmıyoruz. Başkaları da duyguları ve hareketleri yansıtmadaki insani eğilimden faydalanarak algımızı etkileyebiliyorlar. Bir çalışmada deneklere genç ve yaşlı yüzler göstermiş. Grup sürekli olarak yaşlı yüzlerin gösterildiği süreyi yanlış tahmin etmiş, ama genç yüzlerin gösterildiği süreyi doğru algılamış. Droit-Volet ne düşünüyor acaba? Yaşlı insanların daha yavaş hareket etmesini içselleştiriyoruz, içsel saatlerimiz yavaşlıyor ve bizim zamanın daha hızlı geçtiğini zannetmemize neden oluyor. Bazıları bunun vücutlarımızın vefasız ve güvenilmez olduğuna delalet ettiğini düşünerek zamanı doğru tutamadığımızı düşünebilirler, ama Droit-Volet’nin farklı bir bakış açısı var. “Zaman çoğuldur” diyor. “Gündelik hayatımızın ritmine uygun birden fazla içsel saatimiz bulunuyor.”

Richard Larson

MIT, Veri, Sistemler ve Toplum Profesörü

Richard Larson onu değiştiren kuyruğu hala hatırlıyor. 1985 yılında, Sears mağazasına uğrayıp 6 yaşındaki oğluna bir bisiklet almak istemiş. Bisikleti seçip, parasını ödedikten sonra ürün teslim alanına giderek makbuzunu bir görevliye teslim etmiş ve beklemeye başlamış. “Benden sonra 10, 20, 25 kişi daha geldi, makbuzlarını verdiler ve aldıkları lambaları, tost makinalarını, yorganları, v.s. teslim alıp çıkıp gittiler. Bense oturmaya devam ettim, çok öfkelenmiştim.” Görevli yarım saat sonra ona seslendiğinde yöneylem araştırmacı ve sistem mühendisi çoktan iki karar almış bile. Bisikleti iade etmiş ve bir daha bu mağazadan hiç alışveriş yapmamış.

Richard Larson.
Adam Cruft

Haftalar sonra Larson birdenbire ona sıkıntı veren şeyin beklemek değil, ondan sonra gelenlerin kendisinden önce çıkması ve kendisinin böyle bir gecikmeyi beklememesi olduğunu farketti. 1987’de yayınladığı, adalet ve bir insanın bekleme deneyimine ilişkin geri bildirimin önemini  vurgulayan makalesi “Sosyal Adalet ve Kuyruk Yöntemi Psikolojisi” buradan doğdu.

Bugün Larson kuyruklar üzerinde dünyanın en önde gelen uzmanlarından. Mühendislik eğitimi alan Larson kariyerine kuyruk problemlerini istatistiki olasılık ve akış dengeleyici denklemlerle çözerek başlamış. 45 yıldan beri New York polisine gelen 911 acil durum aramalarının bekleme sürelerinin azaltılmasından, bir kuyruğun uzunluğunun ve kuyruktakilerin ne kadar süre bekleyeceklerini belirleyen bir matematiksel model olan Kuyruk Arayüz Motoru geliştirmesine kadar uzanan bir alanda çalışmaları bulunuyor.

Son zamanlarda Larson insanların kuyruktaki algılarını şekillendirmek için müşteri bağlılığı ve müşteri bilgilerini kullanmaya odaklanmış. Onlarla çalışmasa da, Disneyland ve Disney World eğlence parklarında yapılan uygulamaların doğru olduğunu düşünüyor. Eğlence parklarında bekleme süreleri kasten olabilecek sürelerden uzun olarak ifade ediliyor, böylece bir aile 4 dakikalık bir biniş için bir saat sırada bekleyeceğini sanırken 40 dakika bekleyip sırası gelince son derece mutlu oluyor. “İnsanların beklentilerini aşabileceğiniz eşiklere göre yönetebilirseniz bu oluyor” diyor.

Bryan Gardiner

 

 

 

 

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir