Birileri Bir Yığın Kelepir İçin 15000 Dolar Ödedi (Doğrusu Baya Kelepir!)

Muhtemelen yaşamınızı özel bir mantara borçlusunuzdur. Ve biri bunun için sadece 15000 dolar ödedi. Bu parayı ödeyenler en azından, bu özel mantar için sadece 15000 dolar harcadıklarını düşündüler. Aslında bu orijinal bir mantar olmayabilir.

1928’lere gittiğimizde, İskoç bakteriyolog Alexander Fleming belli bir çeşit mantarın doğal bir antibiyotik gibi davrandığını keşfetti. Bu antibiyotik penisilindi (ya da en azından iki bilim insanının bu ilacı nasıl tıbbi olarak stabilize edileceğini ve bunu nasıl seri üretebileceklerini kavradıkları anda penisilin olacaktı). Fleming, 1929 yılında bulgularını yayınladı ve bilim dünyasının dikkatini bu yeni “küf salgısına” çekmeyi başardı. Ancak, penisilinin gerçek anlamda bir ilaç olarak uygulanması 1940’lara kadar gerçekleşemedi. Penisilin, II. Dünya Savaşı sonunda ve Fleming’in penisilin konusunda ümidini kestiği bir dönemde, büyük ölçekte üretilmeye başladı.

Fleming, gözlük camları arasında korunmuş olan orijinal mantar örneklerini sakladı ve kendisiyle görüşen yüksek mevkideki insanlara vermeye başladı. Fleming, küf örneklerinin Oprahı gibiydi. Bir küf edinin! Bir küf edinin! HERKES KÜF EDİNSİN! Fleming bu küflerden Prens Philip’e o kadar çok verdi ki , kraliyet artık bundan şikayetçi olmaya başlamıştı. Ve evet, Fleming küf parçalarını dağıtan çılgın bir yaşlı adam gibiydi. Ancak, ona göre, bu yeşilimsi lekeler, milyonlarca canın kurtulmasını sağlamaktaydı. Penisilin, ilk modern antibiyotikti ve bunu kullanarak doktorlar hızlıca bakteriyel enfeksiyonları tedavi edebiliyordu.

Penisilin o kadar değerliydi ki fizyologlar hastalarının idrarlarındaki bu penisilini bile boşa harcamak niyetinde değildiler. Ve kurtardığı hayatlar göz önüne alınırsa, muhtemelen anne babanızın (ve büyük anne ve büyük babalarınızın) sizi dünyaya getirmek için uzun süre hayatta kalmalarını sağladı. Bu yüzden bu durum mantarları çok küçümsemesek çok iyi olabilir.

Fleming, bunlardan o kadar çok yaptı ki kaçının orijinal kaçının da orjinalden türetilmiş örnek olduğu anlaşılmıyordu. Mantarlar tıpkı Thesus’un gemisi gibidir. Her kereste ve çiviyi değiştirirseniz, yine de aynı gemide olduğunuzu düşünür müsünüz? Ve orijinal numuneden aldığınız parçaları yenisiyle değiştirmek için yeni mantar örnekleri üretmeye devam ederseniz, aynı orijinal mantar olmaya devam eder mi? Görünüşe göre 14.617 doları ayırabilecek birileri bunu yapmayı düşünüyor. Alıcının ismi açıklanmadı, ancak İngiliz müzayede evi Bonhams, Fleming’in yeğeninin koleksiyonundan bir parça sattı.

Etik olsun olmasın, bu oldukça şaşırtıcı bir tarihi parçadır. İnsanların çok tutkun oldukları şey, bu rastlantı sonucu keşfedilenlerden biridir. Bir adam kirli laboratuvar tezgahının üzerine bakteri dolu bazı petri kaplarını bırakır ve geri döndüğünde kapların bazılarında bakterileri öldüren mantar geliştiğini tespit eder. Çoğu kez, bakterilerin ölmesi tam anlamıyla bir fiyaskoydu ancak Fleming’e göre büyümenin olmaması aslında bir başarıydı. Böylece Fleming birşeyi keşfetmiş oluyordu: Lizozim enzimi.

Lizozim, bakteriyel hücre duvarını parçalar ve burnunuzda doğal olarak özellikle mukusta bulunur. Vücudunuzda solunum yoluyla bulaşabilen bakteri istilasına karşı kendini savunma biçiminin bir kısmı, mukusunuzu antibakteriyel hale getirmektir. Ve hastalandığınızda, sık sık burun akıntısı gerçekleşmektedir. Bunun nedeni, vücudunuzun daha fazla mukus üreterek enfeksiyona karşı savaşmaya çalışmasıdır. Fleming, bir hastanın mukusunda büyüyen bakterilerin belalı olduğunu fark etti. Bakteriler tutunma noktası oluşturmadan önce lizozimler onları öldürüyordu.

Bu yüzden, Fleming’in birçok kez küfü bozduğunu söyleyebildiniz.


Çeviren: Yusuf Sürmeli

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

1 Yorum

  1. Murat dedi ki:

    Evet, gerçekten birçok insan mantar sayesinde yaşıyor olsa da, zamanında onun dünyaya kazandırdığı insanları, şu anda mantarın yerini alan arızalı beyinlerin dünyayı yönetmesi nedeniyle kaybetmeye başladı, tuhaf bir çelişki!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir