Bu Durum, Obsesif Kompülsif Bozukluğa Sahip İnsanların Neden Dürtüleriyle Başa Çıkamadıklarını Açıklayabilir

Güvenli olup olmadığını hiç bilmemek.

Yeni bir araştırmanın öne sürdüğüne göre, obsesif kompülsif bozukluğa (OKB) sahip insanlar, hangi tür uyarıcıların gerçekte güvenli olduğunu öğrenme yetersizliği yüzünden, tekrarlı dürtüleriyle başa çıkmakta zorlanıyorlar.

OKB, insanların, tekrarlı şekilde belirli görevleri gerçekleştirmeye veya belirli düşünceleri düşünmeye mecbur gibi hissettikleri bir bozukluktur. Bu inatçı rutinler, ‘ritüel’ olarak adlandırılır, ve bilim insanları, bu davranışların devam ettiğini, çünkü OKB’li insanların, durumların ne zaman endişe verici olmadığını öğrenmekte zorlandıklarını düşünüyor.

İngiltere’deki Cambridge Üniversitesi’nden sinirbilimci Annemieke Apergis-Schoute şöyle söylüyor: “Bizim yaptığımız çalışma, OKB’li insanların neyin güvenli olduğunu öğrenirken, beyinlerinde bir şeylerin yanlış gittiğini öne sürüyor ve bu durum, güncel koşullar altında tehditleri algılayış şekillerini etkiliyor.”

Apergis-Schoute ve takımı, OKB hastalarının beyin faaliyetini ve anksiyete tepkilerini, bu duruma sahip olmayan insanlardan alınan ölçümlerle karşılaştırdıkları bir öğrenme deneyi yürüttüler.

OKB’nin, ABD’deki yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 1’ini etkilediği tahmin ediliyor. Bu bozukluk, insanları tekrar tekrar ellerini yıkamaya, veya kapıların kilitli ve cihazların kapanmış olduğunu kontrol etmek gibi şeyler yapmaya zorluyor.

İngiltere’deki Hertfordshire Ortaklık Üniversitesi NHS Vakıf Tröstü’nden takım üyesi olan Naomi Fineberg, New Scientist dergisinde şöyle konuşuyor: “Bu kişiler genelde çok tuhaf değildir.”

“Takıntılar, çoğu insanın mantıklı fakat abartılı olarak anlayacağı türden şeylerdir; örneğin, tuvalete gittikten sonra ellerinizi yıkama ihtiyacı gibi.”

Bu ritüeller tek başlarına zararlı olmayabilse de, genelde anksiyete ile bağdaştırılan davetsiz ve istenmeyen hislerden kaynaklanır, ve günlük etkinlikleri gerçekleştirmede hatırı sayılır bir etkiye sahip olabilirler.

OKB’yi tedavi etmenin yollarından biri de, maruz kalma terapisi olarak adlandırılır. Bu tedavide, bu duruma sahip insanlar, tepkilerini kontrol etmek amacıyla anksiyetelerinin kaynağıyla yüzleştirilirler (kirli bir nesneye dokunmak gibi).

Fakat maruz kalma terapisi herkeste işe yaramaz, ve anksiyete tepkilerini kontrol etmeyi öğrenen insanlarda bile bu durumun geçerliliği sınırlı olabilir.

Araştırmacılar, maruz kalma terapisinin OKB’yi tedavi etmede neden sadece sınırlı başarıya sahip olabileceğini bulmak amacıyla, bir öğrenme deneyi için 78 insan topladı; gönüllülerin 43 tanesi OKB sahibiydi ve 35 tanesi bir kontrol grubu şeklinde görev yaptı.

Katılımcılardan her birine, iki surattan biri gösterilirken (kırmızı veya yeşil bir surat) onların beyin faaliyetlerini ölçen bir işlevsel manyetik yankı görüntüleme (fMRI) tarayıcısına uzanmaları söylendi.

İlk deneyde, katılımcılar kendilerine yeşil surat gösterildiği zaman hafif bir elektrik şoku alacaktı, fakat kırmızıyı görürlerken şok uygulanmayacaktı.

Katılımcıların ürettiği ufak miktardaki teri ölçen algılayıcılar, grubun, anksiyeteyi kırmızı surat ile değil, yeşil surat ile ilişkilendirmeyi öğrendiğini gösterdi (onunla beraber gelen elektrik şoklarının bir sonucu olarak).

Fakat araştırmacılar daha sonra yeşil ve kırmızı suratları birbiriyle değiştirdiler, bu yüzden artık kırmızı surat bir elektrik şoku ile beraber geliyordu.

Kontrol grubu, yeni ilişkilendirmeleri başarıyla öğrenirken (yeşil, artık güvenli, kırmızı ise kötü), OKB’li katılımcılar, yeşil suratın artık bir tehdit oluşturmadığını kayda geçirmekte daha az başarılıydılar.

Katılımcıların, kendilerine artık güvenli olan yeşil surat gösterildiği zamanki beyin faaliyetlerinin ölçümleri, OKB hastalarının, ventromedyal prefrontal kortekste daha az faaliyet bulunduğunu gösterdi. Bu bölge, beyindeki güvenlik sinyallerini işlemek ve algılanan tehlikelere dair karar vermek ile ilişkilendiriliyor.

Araştırmacılara göre, bu durum, OKB’li insanların neden kendi ritüellerinin üstesinden gelmekte zorlandıklarını açıklayabilir, çünkü onların beyinleri, maruz kalma tedavisi gibi tedavilerin onlara doğrudan karşı atak yapmaya kalkıştığı zaman bile, olumsuz ilişkilendirmeleri unutmayı önemli oranda daha zor buluyor olabilir.

Apergis-Schoute, bir basın bülteninde şöyle aktarıyor: “Bu durum, bu bozukluğu ele almak amacıyla gelecekte tedaviler geliştirdiğimiz zaman göz önünde bulundurulmalı.”

“Mevcut maruz kalma terapileri, hastanın dürtülerinin kontrolünü ele geçirmesine yardımcı olabilir, fakat bizim yaptığımız çalışma, dürtülerinin gereksiz olduğunu asla öğrenemeyebileceklerini ve stresli zamanlara dönebileceklerini öne sürüyor.”

Araştırmacıların, vardıkları kararları çok küçük bir katılımcı örneğinden çıkardıklarını belirtmekte fayda var, bu yüzden, bulguları doğrulamak için OKB tarafından etkilenen daha fazla hastayı kapsayan daha geniş çalışmaların yapılması gerekecek.

Fakat eğer sonuçlar tekrarlanabilirse, maruz kalma terapisinin sahip olduğu kısıtlamaların bazılarını açıklamaya yardımcı olabilir ve gelecekte tedavinin verimini artırabilir.

Fineberg, New Scientist dergisinden Clare Wilson’a şöyle açıklıyor: “Beyinlerinin, o şeyin güvenli olduğunu söylemesi gereken kısımları işlemiyor. Artık onlara, [maruz kalma terapisinin] bu yüzden çok uzun zaman aldığını ve ondan vazgeçmememiz gerektiğini söyleyebiliriz.”

Bulgular, PNAS bülteninde bildirildi.

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir