Ağız Şapırtısı Bazı İnsanlara Neden Rahatsız Edici Geliyor?

0
4058
Glayan/iStock

İnsanların bir şey çiğnerken, ağızlarını şapırdatırken, bir yere hafifçe vururken veya mırıldanırken çıkardığı sesler, bazı insanları öfkelendirebiliyor. Bilim insanları, aslında bu ilginç durumdan sorumlu nörolojik bir sinir şebekesi keşfetmişler.

Mizofoni adı verilen bu durum, etrafımızdaki kişilerin çıkardığı bir takım tekrarlı gürültüleri duyduğumuzda ortaya çıkan anlamsız duyguları tarif ediyor. Bu duruma sahip insanlar bir klavye tıkırtısından, bir cips paketinin hışırtısından veya dudakların şapırdamasından rahatsızlık ve hatta öfke duyuyorlar.

Mizofoni 2000 yılından beri nörolojik bir durum şeklinde kabul edilse de, sebeplerine ve görülme sıklığına yönelik kısıtlı miktarda araştırma yapılmış. Tanısal ve İstatistiksel Zihinsel Bozukluk Rehberi‘nde (DSM-5) hiçbir resmi ölçüt bulunmuyor ve bu durumu yaşayan kişiler de çoğu zaman ciddiye alınmıyorlar.

Fakat 2014 yılında Journal of Clinical Psychology bülteninde yayımlanan bir çalışmada, nüfusun yüzde 20’si kadar büyük bir kısmının bu durumdan muzdarip olabileceği öne sürülmüş. 2015 yılında Australasian Psychiatry bülteninde yayımlanan başka bir çalışmada ise bu durumun obsesif kompülsif bozukluk ve anksiyete ile bağlantılı olduğu, muhtemelen başlı başına bir bozukluk şeklinde düşünülebileceği iddia edilmiş.

2017 yılında ise İngiltere’deki Newcastle Üniversitesi’nde çalışan bilim insanlarının önderlik ettiği bir araştırma takımı; beynin frontal lobunda, mizofonili kişilerde seslerin tetiklediği duygusal tepkilerden sorumlu olabilecek değişimlere yönelik bulgulara ulaşmış.

Bu durumu yaşayan 20 kişinin oluşturduğu bir test grubuna, kaynayan bir su ısıtıcısı gibi nötr ve tekrarlı sesler; bebek ağlaması gibi rahatsız edici sesler ve nefes alma sesleri ile gürültülü çiğneme gibi ‘tetikleyici’ sesler dinletilmiş.

Deneklerin verdiği nörolojik ve fizyolojik tepkiler, mizofonileri olmadığını düşünen 22 kişilik bir gönüllü kontrol grubunun tepkileriyle karşılaştırılmış.

Her iki grup da, nötr veya rahatsız edici seslere fazla tepki vermemiş. Fakat iş ‘tetikleyici’ seslere geldiğinde, test grubundaki kişilerin nabızları ve cilt iletkenlikleri önemli oranda artış göstermiş.

Yapılan beyin taramaları da deneklerin nörolojisinde belirgin bir farklılık oluştuğunu ortaya çıkarmış. Araştırmacılara göre tetikleyici gürültüler, mizofonili kişilerde beynin çeşitli bölgelerindeki faaliyet artışlarıyla bağlantılı. Bu bölgeler arasında frontal (ön) lob ve ön insülar korteks de (AIC) yer alıyor.

AIC, beynin ön lob ile yan (parietal) lobunu temporal lobdan ayıran kıvrımın derinlerinde gömülü. Bu bölüm, duygusal deneyimin yönetilmesi de dahil olmak üzere bir grup aracılık işinden sorumlu. Ayrıca dış dünyadan gelen sinyallerin, vücudun içerisindeki bilgiyle birleştirilmesinde de rol oynuyor.

Tetikleyici sesler, mizofonisi bulunmayan kişilerin AIC’sinde de bir tepki meydana getirmiş olsa da; frontal lob gibi bölgelerin faaliyetinde belirgin bir artış görülmemesi, beynin bu iki kısmı arasında daha yüksek seviyeli bir kontrole işaret ediyor.

Mizofonili kişilerin sadece AIC ve frontal lob faaliyetlerinde değil; ayrıca alt orta (ventromedial) prefrontal korteks (vmPFC), hipokampüs ve amigdala faaliyetlerinde de artış görülmüş. vmPFC’nin yapısından elde edilen ölçümler ise, sinirlerin mesaj taşımasına yardım eden miyelin kılıfların bu kişilerde daha kalın olduğunu göstermiş.

Bulgular hep birlikte değerlendirildiği zaman mizofonili kişilerin beyinlerinin, belli seslerle ilişkili mesajların yayılışını kontrol etmekte zorlandığı akla geliyor.

Hepimiz rahatsızlık hissedebilsek de, mizofonili kişiler rahatsız edici bir ses karşısında çileden çıkıyor çünkü bu ses, beynin ‘kaç ya da savaş’ tepkileriyle ilişkili farklı bölgelerine yayılıyor.

Araştırma takımının lideri Sukhbinder Kumar, 2017 yılında yaptıkları keşfin etkisini şöyle tarif ediyor: “Bulgular, mizofonili pek çok insana güzel bir haber gibi gelecektir çünkü ilk defa beyin yapısında ve bu durumdan muzdarip kişilerdeki işlevde bir farklılık olduğunu gösterdik.”

Ancak maalesef keşif, mizofonili insanlara kolay bir çözüm sunmuyor. Fakat geri kalanlarımızın bu duyguları paylaşmasına ve çiğnerken ağızlarımızı kapatmayı düşünmesine yardımcı olabilir.

Araştırma Current Biology bülteninde yayımlandı.

 

 

 

 

Yazar: Mike McRae/ScienceAlert. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here