Anonymous, NASA’nın Uzaydaki Yaşamın Kanıtını İlan Etmek Üzere Olduğunu Söylüyor

Sıradışı iddialar sıradışı kanıtlar gerektirir…

Bilgisayar korsanı ağı Anonymous bugün manşetlere çıktı ve bu sefer NASA’nın uzaylı yaşamanını kanıtını ilan etmenin eşiğinde olduğunu iddia ediyor.

Bu epey cesur bir ifade, fakat siz fazla heyecanlanmadan önce biz bilimi kontrol ettik ve dürüst olalım, Anonymous kendi kuramını destekleyecek yeni bir delile sahip değil gibi görünüyor.

Aslında, kendilerinin son video duyurusu Kepler Uzay Teleskobu’nun en son yaptığı Güneş Sistemi’miz dışındaki 219 yeni gezegen adayı keşfi ile birlikte, NASA’nın Uzay Görevi Yönetim Kurulu Müdürü Thomas Zurbuchen’ın Nisan ayında ABD hükümet oturumunda yaptığı yorumların etrafında yoğunlaşıyor.

Zurbuchen, 26 Nisan tarihinde ‘Yaşam Arayışındaki Gelişmeler’ üzerine yapılan son kongre oturumunda şöyle söylemişti: “Özellikle uzaylı yaşamının kanıtını arayan farklı faaliyetlerin ve görevlerin hepsini hesaba kattığımızda, tarihteki en derin ve eşi görülmemiş keşiflerden birini yapmanın eşiğindeyiz.”

Kendisi ayrıca geçtiğimiz hafta Kepler duyurusu hakkında epey heyecanlıydı ve “Kepler verileri çoğu yıldızın en az bir gezegene ev sahipliği yaptığını gösteriyor… Yalnız mıyız?” demişti.

Anonymous, son Kepler keşfini (ve eski astronotlar ile uzaylı meraklılarının birkaç diğer açıklamasıyla birlikte) “yukarıdaki göklerde bir şeyler olduğunun” kanıtı şeklinde almanın yanısıra, Zurbuchen’in coşkulu ifadesini de o oturumdan almıştı.

Açıklamalarını aşağıdan kontrol edebilirsiniz:

Peki neler oluyor? Gerçekten uzaylı yaşamanın kanıtlarını bulmanın eşiğinde miyiz?

Şey, hayır. Anonymous’un burada tesadüf eseri dünya dışı varlığın kesin delilini bulmadığını söylemek gerekiyor, üzgünüz çocuklar.

Zurbuchen’in Nisan ayındaki toplantıda verdiği demeç, bağlam dışına alındığı zaman kulağa epey baştan çıkarıcı gelse de, kendisi (ve bilimsel camiadaki diğerleri) aslında dünya dışı yaşam arayışı becerimizde gerçekleştirdiğimiz ilerlemer hakkında heyecanlanıyor; herhangi özel bir kanıt hakkında değil.

Yeni başlayanlar için söylemek gerekirse, 2009’da fırlatılan Kepler Uzay Teleskobu var ve kendisi gökyüzü parçalarını tarayarak, yıldızların önünde dönen ötegezegenlerin kanıtı olarak uzak yıldızlarda gerçekleşen hafif karartıları arıyor.

Şimdiye kadar Güneş Sistemi’miz dışında 4.000’den fazla gezegen adayı keşfetti ve bunlar arasında, yıldızlarının yaşam barındırabilir bölgelerinde konumlanmış, boyut olarak Dünya’ya benzeyen 30 gezegen de var; bu durum, bunların suyun donacağı kadar uzakta olmadıkları ve her şeyin kızaracağı kadar yakında bulunmadıkları anlamına geliyor.

Özellikle NASA bu yılın başlarında “kardeş güneş sistemi” keşfettini duyurmuştu; TRAPPIST-1 olarak bilinen bu yıldız sisteminin etrafında dönen, muhtemel olarak Dünya benzeri yedi adet gezegen var ve nispeten yakın olan 39 ışık yılı uzaklığında.

Zurbuchen, Nisan ayındaki oturumda şöyle demişti: “TRAPPIST-1 sistemi sadece 39 ışık yılı uzaklığında ve bunun keşfedilmesi, güneş sistemimizin ufak köşesinde gezegen yapan bir sürü madde olduğunu söylüyor. Bu durum, Dünya benzeri gezegenleri bulmanın, daha önce düşündüğümüzden daha yakın olabileceğini gösteriyor. Bu gezegen sistemi üzerinde gelecekte yapılacak olan çalışmalar, yaşam için uygun şartları ortaya çıkarabilir.”

O zamandan beri diğer araştırma takımları TRAPPIST-1 gezegenlerinin yaşam barındırabilir olduğu varsayımına karşı çıkmışlardı fakat, bizimkine çok benzeyen bir güneş sisteminin çok uzak bir yerde bulunması, bunlardan daha pek çoğunun bulunduğunu ve bu durumun da kendi başına heyecan verici olduğunu öne sürüyor.

Üstelik uzaylı arayışına yardımcı olmak için çok daha iyi araçlar gelmek üzere.

NASA gelecek yıl James Webb Uzay Teleskobunu fırlatacak (çok daha hassas bir gezegen avcısı) ve bu teleskop bir ötegezegenin atmosferindeki su, metan, oksijen ve ozonun parmak izlerini tespit edebilecek; bu sayede eğer oradalarsa, yaşam barındırma işaretlerini koklayıp tespit etmekte bize yardımcı olacak.

NASA, Güneş Sistemimiz dışındaki gezegenler üzerinde yaşam işaretleri aramaya ek olarak, söz konusu komşu gezegenlerimiz olduğunda da önemli ilerlemeler kaydetti; bunlar arasında, Satürn’ün uydusu Enceladus’un donmuş okyanuslarında yaşamın gerekli yapı taşı olan hidrojenin keşfi ve Jüpiter’in sulak uydusu Europa’nın, kendimizinkilere çok benzer kimyasal bileşime sahip okyanusları bulunduğunun kanıtı da var.

Bu yüzden Anonymous bir yönde haklı; NASA, uzayda yaşamın kanıtını bulma araçlarına sahip olmaya hiç olmadığı kadar yakın… fakat maalesef bu, kanıtın zaten mevcut olduğu ve hatta bunu yaşam süremiz içinde bulacağımız anlamına gelmiyor.

Ancak eğer sizi biraz iyi hissettirecekse, fizikçi Stephen Hawking artık “yalnız olmadığımıza hiç olmadığı kadar daha fazla ikna olmuş” durumda. Her ne kadar Neil deGrasse Tyson geçenlerde Reddit’te yaptığı bir soru cevap oturumunda uzaydaki yaşamı gelecek 50 yıl içinde bulacağımızı düşünmediğimizi söylese de.

Zurbuchen’in 26 Nisan Kongre toplantısındaki ifadesinin tamamını aşağıdan kontrol edebilirsiniz (yaklaşık 39ncu dakikada başlıyor).

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

1 Yorum

  1. Murat dedi ki:

    NASA, Mars yüzeyinde duran bir cismi yorumsuz bir fotoğrafla yayımlamış. Yalnız bu cisim bildiğimiz “Marsta ki yüz” gibi taş veya kaya parçasına benzer bir yapıya pek benzemiyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir