Araştırmacılar, Küf Zehirlerinin İç Mekanlarda Kolaylıkla Uçuşabildiğini Buldular

İnsanları hasta yapan şey bu olabilir.

Bazı insanların küf sporlarına karşı olan hassaslıkları sanki yeterince sorun değilmiş gibi, yapılan yeni bir araştırmada evinizin nemli köşelerinde çimlenen küflerin ürettiği toksinlerin de havayla nakledilebildiği bulundu.

Keşif, “sağlıksız bina sendromu” şeklinde bahsedilen ve bir kişi bir odada veya binada ne kadar uzun süre kalırsa şiddetinin o kadar arttığı görülen geniş bir belirti birikimini açıklamaya yardımcı olabilir.

Fransa’daki araştırmacılardan oluşan bir takım, birkaç mantar türü (çoğunlukla küf olarak bildiğimiz) tarafından yayılan parçacıkların, misotoksin adı verilen kimyasallar içerebileceğini ve bu toksinlerin de havada gezebildiğini buldular.

Astımı ve diğer alerjileri bulunan insanlar için küf parçacıkları bir kâbus olabilir. Bunlar, akciğerlerde ve sinüslerde iltihap yapabilir ve hapşırmak ile göz kaşıntılarından, hava yollarının sınırlanmasına ve astım ataklarına kadar her şeye sebep olabilirler.

Bunlar genellikle vücudun bağışıklık sisteminin, sporlarda ve iplikçiklerde bulunan bileşenlere veya mikrobiyal uçucu organik bileşenler adı verilen atık ürünlere karşı hassas hale gelmesi yüzünden oluyor, özel olarak misotoksinlere değil.

Misotoksinler meyve veya tahılların üzerinde yetişen mantarlardan sızdığı için, genellikle gıda bozulmasıyla ilişkilendirdiğimiz maddelerdir. Kimse mantarların bunları niçin ürettiğinden emin değil, fakat yeteri kadar yüksek yoğunluklarda tüketildikleri zaman ölümcül olabilirler.

Bunların sindirildikten sonra vücuttaki etkileri üzerinde geniş şekilde çalışmalar yapıldıysa da, misotoksinleri solumanın etkisi veya bunların çoğumuz için muhtemel bir sağlık endişesi olarak düşünülecek bir şey olup olmadıkları hakkında daha az şey biliniyor.

Fransa’daki Toulouse Ulusal Veterinerlik Okulu’ndan araştırmacı Jean-Denis Bailly şöyle söylüyor: “solunan misotoksinlerin zehirliliği üzerinde neredeyse hiç veri yok.”

Mevcut olan az miktardaki veri içerisinde, çoğu araştırma tarımda bulunan mantar türleri üzerine odaklanmış. Bu rakamlar, tarımsal misotoksinler için bir metre küp başına 30 nanogram olan ve zehirsel etki bağlantısı bulunmayan yoğunluk (CoNTC) olarak adlandırılan şeye eklenmiş halde.

Buna dayalı olarak, havayla hareket eden misotoksinlerin çoğumuz için sağlık sorunlarına yol açacak kadar yüksek yoğunluklara ulaşması konusunda düşük miktarda delil bulunuyor.

Fakat içmekan ortamları farklı olabilir ve misotoksinler sadece, içmekanlarda çok zaman geçirenlerimizi hasta etmede bir rol oynuyor olabilir.

Bu yeni araştırmada Penicillium brevicompactum, Aspergillus versicolor, ve Stachybotrys chartarum gibi mantarlara bakıldı. Bunlar genelde, bunların sporlarının ve iplikçik adı verilen kök benzeri iplik parçalarının havada dolaşabildiği, banyoların veya yetersiz havalandırılan yatak odalarının nemli köşelerinde yetişirken bulunuyor.

Çalışmada, farklı küfler bulaştırılmış olan bir parça duvarkağıdının etrafındaki hava hareketleri kontrol edildi.

Ardından araştırmacılar duvarkağıdından gelen havayı çözümlediler.

Her bir mantar türü, farklı hava hızlarında parçacık dökmüştü. Bunun sebebi büyük ihtimalle bunların kendine özgü yapıları ve spor dizilimleriydi.

“Havada dolaşan toksinlerin çoğu, büyük ihtimalle mantar sporlarında bulunuyor fakat ayrıca bu toksik yükün bir kısmının çok küçük parçacıklarda bulunduğunu da gösterdik; yani kolayca solunabilen toz veya küçük duvarkağıdı parçalarında bulunuyorlardı,” diyor Bailly.

Sporlardan daha küçük olan parçacıklar üzerinde solunabilen misotoksin seviyelerinin bulunması ve bu parçacıkların, çoğu içmekan ortamında bulunan düşük rüzgar hızlarında havada gezer hale gelebilmesi, zehirlilik sınırlarını değerlendirirken hesaba katılması gereken etmenler.

“İçmekanlarda misotoksinlerin bulunması, hava kalitesinin önemli bir ölçütü olarak göz önünde bulundurulmalı,” diyor Bailly.

Araştırmada, hangi tür yoğunlukların genel olarak evlerimizde veya bürolarımızda bulunduğu veya bunların tarımsal sınırlar ile nasıl karşılaştırılacağı konusunda herhangi bir karara varılmadı.

Kuzey Amerika ve Avrupa’daki binaların yüzde 40’a kadarının, mantar büyümesinin görünür işaretlerini sergilediği tahmin ediliyor.

Binalarımızı enerji bakımından daha verimli yapmak için kapattıkça, bu durumun küf büyümesi ve toksin taşıyabilen parçacıkların dolaşımı üzerinde nasıl bir etkiye sahip olduğunu göz önüne almak isteyebiliriz.

Bu araştırma Applied and Environmental Microbiology bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir