Bilime Dayalı Bu Harika Yöntem İle Hayatınızı Düzene Sokun

Nesneleri değil, anıyı saklayın.

Eğer artık ihtiyacınız olmayan nesnelere sürekli yapışıyorsanız, yeni bir araştırmanın evi düzene koymaya başlamak için bir önerisi var: ayrılamadığınız şeylerin fotoğrafını çekmek.

Araştırmacılar insanların eğer ilk önce anıyı saklamak için bir şey yaparlarsa, duygusal değere sahip olan gereksiz nesneleri elden çıkarmaya daha istekli olduklarını buldular; yani o şey her ne ise, bir fotoğrafını çekmek gibi.

Bu fikrin ardında biraz sağduyu bulunuyor, fakat bu fikir aynı zamanda Penn State Üniversitesi’ndeki 797 öğrenciyi hedef alan bir hayır kurumu bağışı kampanyasına dayalı yeni bulgular ile de desteklendi.

Bağış kampanyasının, ikâmetgah salonları ile ayrılan iki farklı reklam kampanyası vardı: birisi öğrencileri ihtiyaç duymadıkları eşyaların fotoğraflarını çekmeleri ve ardından onları bağışlamaları için teşvik ederken, diğeri sadece bağışlanacak eşyaları toplamayı teklif etmişti.

Reklamın, bağışlanan eşyaların ilk olarak anılarını muhafaza etmeyi önerdiği salonlardan, toplamda 613 eşya verilmişti. Diğer kampanyanın kullanıldığı salonlarda ise 533 eşya toplanmıştı.

Araştırmacılardan biri olan Ohio State Üniversitesi’nden Rebecca Reczek şöyle söylüyor: “İnsanların aslında vazgeçmek istemediği şey, nesneyle ilişkili olan anılar.”

“Anıyı ve bu anıyla ilişkili kimliği saklama yöntemi önerirsek, insanların bu mülklerden vazgeçmeye daha istekli olduklarını bulduk.”

Araştırmaya ilham veren şey, araştırmacılardan birinin sahip olduğu bir basketbol şortuydu; şort, ortaokuldaki önemli bir galibiyeti hatırlatıyordu. Şortun fotoğrafını çektikten sonra, başka birine vermesi daha kolay olmuştu.

Daha sonra toplamda 783 katılımcıyı kapsayan beş adet ilave deney yapıldı ve çevrimiçi anketler kullanılarak, işe yaramayan eski eşyalarımızı, ona daha çok ihtiyacı olabilen insanlara verme konusunda niçin istekli veya isteksiz olabileceğimize daha yakından bakıldı.

Deneylerde, insanlardan eşyaları neden bağışlayabileceklerini düşündüklerine veya düşünmediklerine ve fotoğraf çekmenin ne tür farklılıklar oluşturabileceğine dair geri bildirim vermeleri istendi.

Araştırmacılar, biriktirdiğimiz eşyaların kimlik duygularıyla da sarınıp sarmalanmış halde olduğunu ve bu yüzden örneğin bebek giysilerinin yeni annelere ve babalara güçlü bir kimlik duygusu verebildiğini buldular.

Dahası, eşyaları başkasına devretmekten bizi alıkoyan şeyin, bağışlamaktan rahatsız olmaktan veya eşyaların durumundan ziyade, aşırı duygusallık olduğu görülüyor. Duygusal değeri bulunmayan eşyaların fotoğrafını çekmek, bunların bağışlanma ihtimallerini herhangi bir şekilde değiştirmemişti.

Araştırmacılar fotoğraf hilesinin, eşyaları biriktirip saklama alışkanlığı olan insanlara düzene girme yöntemi sağlamanın yanında, hayır kurumlarına ve kâr amacı gütmeyen kurumlara da gelen bağış miktarını artırmalarında yardımcı olabileceğini umuyorlar; ancak bunun etkisinde bir sınır olabileceğinden kuşkulanıyorlar.

Örneğin bir gelinlik gibi duygusal olarak gerçekten önemli olan bir şeyi bağışlamak, ne kadar fazla miktarda fotoğrafını çekerseniz çekin zor olabilir.

Ayrıca, bunun işe yarayabileceğini bilmenin ve gerçekte bunu atlatmanın arasında da bir fark var, bu yüzden eğer yapmanız gereken bazı temizlikler varsa, telefonunuzun kamerasını çalıştırın ve bunu yapın.

Reczek şöyle söylüyor: “Bu mülklerin sadece bir fotoğrafını çekerek aynı anıları canlı tutabilmemiz çok şaşırtıcı bir şey değil, fakat doğal bir davranış da değil. Bu, yapmak için kendimizi eğitmemiz gereken bir şey.”

Araştırma Journal of Marketing bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir