Bu Kuşlar Ormanları Bilerek Yakıyor

0
15047
(Dick Eussen)

Avustralya’nın yaban hayatı çıldırmış.

Avustralya’da, son yıllarda havalar oldukça sıcak geçiyor. Sıcaklık rekorlarını alt üst eden şiddetli sıcaklık dalgaları, yıkıcı ve kontrol edilemeyen yangınlar çıkarabilir. Fakat bu yetmezmiş gibi yetkililer, antik bir soydan gelen, uçan kundakçılarla uğraşmak zorundalar. Bunlara küçük ejderha bile denebilir.

Avustralya yerlilerinin geleneksel ekoloji bilgisinin de dahil edildiği bir çalışmada, ‘yırtıcı ateş şahinleri’ olarak adlandırılan kuşların pek bilinmeyen bir davranışı anlatılıyor. Bu kuşlar, yanan çubukları pençeleriyle ve gagalarıyla kullanıp, yangınları kasıtlı olarak yayıyorlar.

Bu uçan kundakçıların, en az üç türe yayıldıkları biliniyor; bu türler ise kara çaylak (Milvus migrans), ıslıkçı çaylak (Haliastur sphenurus) ve kahverengi doğan (Falco berigora). Kuşların bu baş belası davranışını yalnızca yerli halk biliyor.

Uluslararası bilim insanlarından oluşan araştırma takımı, makalede şöyle açıklıyor: “Kırsal alanlarda çıkan yangınlarla uğraşan yerli orman bekçileri ve diğer insanlar, kontrollü yangınların yangın emniyet şeritlerinin dışına sıçramasına sebep olan yırtıcı kuşların oluşturduğu tehlikeleri hesaba katıyorlar. Ancak, kuşların yangınları yayması konusunda resmî yönden şüpheci davranılması, peyzaj yönetimi ile peyzaj yeniden yapılandırması bakımından; etkili şekilde planlama yapılmasını engelliyor.”

Kuş kundakçıların, tabiata yangın bombaları bırakması şaşırtıcı ve hatta şok edici görünebilir. Fakat araştırmacılar, bu yıkıcı olgunun aslında binlerce yıldır görüldüğünü vurguluyorlar.

Takımın Penn State Üniversitesi’nde çalışan üyesi, coğrafyacı Mark Bonta, National Geographic dergisine şöyle söylüyor: “Yeni bir şey keşfetmiyoruz. Üzerinde çalıştığımız verilerin çoğu, yerli halktan insanlarla ortak işbirliğine dayanıyor… Onlar bu durumu muhtemelen 40.000 veya daha fazla yıldır biliyorlarmış.”

Takıma göre yüzlerce yırtıcı ateş şahini, yangın cepheleri boyunca toplanıyor ve daha sonra faal yangınlara gidip, için için yanan dal parçaları topluyorlar ve bunları bir kilometreye kadar uzakta bulunan, henüz yangın görmemiş bölgelere taşıyorlar.

Araştırmacılar şöyle yazıyor: “Avcı kuşlara atfedilen bu kasıt, alevleri yanmamış yerlere yaymak (örneğin bir derenin, yolun veya itfaiyecilerin oluşturduğu yapay bir engelin uzak kısmına) ve bu sayede ateş ile duman aracılığıyla avları saklandıkları yerden çıkarmak.”

Araştırma takımının yaptığı görüşmelerde belgelenen ve bazı araştırmacıların ilk elden gözlemlediği bu davranış ile avlar, bir alev duvarıyla yırtıcı kuşlara doğru yönlendiriliyor ve kuşlar, kaçan veya yanan kara hayvanlarını avlıyorlar.

Çalışmaya ilham veren şey ise yerli doktor ve eylemci Phillip Waipuldanya Roberts’in, 1964 tarihli özgeçmişinde geçen bir paragraf olmuş.

Kendisi şöyle yazmış: “Bir şahinin, içten içe yanan bir dal parçasını pençeleriyle yerden aldığını ve onu, bir mil ötede kuru otlardan oluşan bir bölgeye bıraktığını görmüştüm.”

Elbette, her hukuk öğrencisinin bildiği üzere; suçlar sadece fiziksel değil, zihinsel bir etmeni de gerektirir.

Bu durumda kuşlar gerçekten ne yaptıklarını biliyorlar mı, yoksa (yanan) çer çöpü yanlışlıkla mı yakalıyorlar?

Araştırmacılar, birinci durumun geçerli olduğunu düşünüyorlar ve birden çok görgü şahidi hesaba katıldığında, akıllara bu davranışın şans eseri olmadığının geldiğini söylüyorlar.

Takımın bir diğer üyesi, Avustralyalı etnobiyolog ve kuşbilimci Bob Gosford, 2016 yılında The Washington Post gazetesine şöyle aktarmış: “Bu sebepsiz yapılan bir şey değil. Bir amaç var. Şöyle diyorlar; tamam, burada birkaç yüz taneyiz, hepimiz bir şey yiyebiliriz.”

Eğer hipotez doğruysa; bu durum, doğada nihayet yıkıcı orman yangınlarını yayabilen yeni bir güç bulunduğunu onayladığımız anlamına geliyor. Üstelik, yerli insanlar bunu başından beri biliyormuş.

“Kuşlar yangınları baştan başlatmıyorlar. Ancak bu, onlar için en uygun fırsat” diyor Bonta, The Washington Post gazetesine.

“Ateşin sadece insanlara özgü olduğu düşünülürdü.”

Bulgular, Journal of Ethnobiology bülteninde sunuldu.

 

 

 

 

Yazar: Peter Dockrill/ScienceAlert. Çeviren: Ozan Zaloğlu.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here