Araştırmalar, daha iyi uyumaktan daha sağlıklı kalplere, beyinlere, bağırsaklara ve bağışıklık sistemlerine kadar meyve ve sebze dolu beslenme şekilleri ile önemli hastalıkların riskinin azalması arasında güçlü bağlantılar göstermeye devam ediyor.
Şimdiyse bilim insanlarının yaptığı yeni bir analiz, veganlık ve vejetaryenliğin bazı kanserlerin görülme tehlikesini azalttığına yönelik giderek artan bulgulara yenilerini ekliyor.
ABD’deki Loma Linda Üniversitesinde çalışan epidemiyoloji uzmanı ve makalenin baş yazarı Gary Fraser, “Bunlar mide ve lenf kanseri gibi kanserlerle ilgili nispeten benzersiz ve muhtemelen en sağlam bulgular” diyor.
Fraser ve meslektaşları, Yedinci Gün Adventistleri mezhebinden olup ABD ve Kanada’da yaşayan 79.468 kişinin 2002 ile 2007 yılları arasındaki tıbbi bilgilerini karşılaştırmışlar. Başlangıçta kansersiz olan bireylerin bir bölümü, 2015’e kadar toplanan izleme raporlarına göre hastalığın çeşitli türlerine yakalanmış.
Fraser şöyle açıklıyor: “Vejetaryen olmayan bu Adventist kişilerin pek çoğu yine de sağlığına büyük özen gösteren kişilerdi, dolayısıyla bir şey bulmuş olmamız bazı bakımlardan harika.”
İnanılaz olan şey, incelenen dönem boyunca vejetaryenlerde mide kanserinin gelişme ihtimali yüzde 45 daha düşükken, lenf kanserinin ortaya çıkma olasılığı da yüzde 25 daha düşükmüş. Tüm kanserlerdeki genel risk azalması ise yüzde 12 olmuş.
“Bu veriler, bütün kanserlerde ve grup olarak orta sıklıktaki kanserlerde vejetaryenlerin daha düşük bir risk taşıdığını gösteriyor” yazıyor araştırma takımı makalesinde.

En belirgin etkilerin sindirim sisteminde görülmesinin de mantıklı olduğunu belirtiyor araştırmacılar.
“Bu organlar sindirim sırasında gıdalar ve onların yıkım ürünleri ile bağırsak bakterilerinin faaliyetleriyle ortaya çıkan metabolitlerle doğrudan temas halinde” yazıyor Fraser ve meslektaşları.
“İşlenmiş etler bu bölgelerin her ikisinde de ve ayrıca mide kanseri bakımından risk etmeni olarak kabul ediliyor. Daha yüksek meyve tüketimi (özellikle narenciye), ızgara veya barbekü balık ve etler ile sebzeler muhtemelen koruma sağlıyor.”
Fakat Fraser beslenmenin, idrar yolu veya sinir sistemini etkileyenler de dahil diğer kanser tiplerine karşı koruma sağlıyor gibi görünmediğini belirtiyor.
Fraser şöyle açıklıyor: “Akciğer, yumurtalık ve pankreas gibi diğer bazı kanserlere de işaret ediyor olabilir. Bu çalışmanın bulguları, vejetaryenlerde düşük tehlike bulunduğunu gösterse de daha fazlasını söylemek için gereken standarda pek ulaşmış değil.”
Çalışma uzun bir zaman dönemini kapsayan büyük bir araştırma olsa da sebeplerin aksine sadece gidişatlar için kanıt sağlayabilir. Bu yüzden hayvansal ürünlerden kaçınmayı tercih edenlerin, sağlıklarını da olumlu şekilde etkileyen başka seçimler yapması daha muhtemel olabilir; örneğin, kanser konusunda daha iyi sonuçlarla ilişkilendirilen daha fazla egzersiz yapmak gibi.
Yedinci-gün adventistlerine odaklanılması, bu sınırlamanın bir şekilde hesaba katılmasına yardımcı oluyor çünkü dini takipçiler, sağlıklı olmaya güçlü bir vurgu yapma eğitilimi taşıyor.
Herhangi bir beslenme şeklinde fazla ileri gitmenin sağlık sorunlarına yol açabileceğini unutmamakta da fayda var. Vejetaryen beslenme biçimleri doğru uygulanmazsa besin eksikliklerine yol açabilir. Vejetaryen beslenmek, varlık düzeyi düşük alanlarda yaşayanlarımız ve muhtemelen etrafı tatlılarla çevrili olan ya da sağlıksız seçenek bataklığına çekilenlerimiz için daha zor olabilir.
Dahası vejetaryenlik, besin yönünden ulaşması gereken sağlık durumları bulunanlar için son derece zor olabilir. Bu sebeplerle araştırmacılar katı biçimde vegan olmak yerine beslenmenize daha fazla sebze dahil etmenin, tüm bu çalışmalardan çıkarılacak en önemli fikir olduğunun sık sık altını çiziyor.
Araştırma American Journal of Clinical Nutrition bülteninde yayımlandı.
Yazar: Tessa Koumoundouros/ScienceAlert. Çeviren: Ozan Zaloğlu.