Havayolları Sizi Daha Dar Alanlara Tıkıştırırken Kan Pıhtılaşmasını Nasıl Önlersiniz

KOLTUK MESAFESİ AZALDIKÇA POTANSİYEL ÖLÜM TEHLİKESİ ARTIYOR – AMA BU KESİNLİKLE ÖNLENEBİLİR

Geçen hafta Amerikan Havayolları, yeni uçaklara daha fazla koltuk sığdırabilmek için koltuk arası mesafeleri 31 inçten (yaklaşık 79 cm) 29 ve 30 inçe (yaklaşık 74 ve 76 cm) düşüreceğini açıkladı. Havayolları için 3-5 cm’nin pek bir önemi yok ama bu haberle yolcular, zaten dar olan koltuk arası mesafelerin daha da daralacağını öğrendi ve saatler boyu sıkıştırıldıkları o dar alanlarda yaşayabilecekleri olası sağlık sorunlarını hatırladı.

Doktorlar, uzun bir zamandan beri kan pıhtılaşmasının -sıklıkla bacaklarda meydana geliyor- uçuşlardaki en büyük sağlık riski olduğunu biliyor. Derin toplardamar pıhtılaşması ya da DTP olarak adlandırılan bu durumda pıhtılar, oluştukları yerlerde ağrı yapıp o bölgenin şişmesine sebep olurken yerlerinden kımıldamazlarsa genellikle zarara yol açmıyorlar.  Fakat kan dolaşımı ile birlikte akciğerlere doğru ilerlemeleri halinde tıkanıklığa sebep oluyorlar ki bu, akciğer ambolisi olarak bilinen durumdur. Bu durumda vücuttaki kan akışı ve oksijenleşme gerçekleşemiyor ve acilen müdahale edilmemesi durumunda kişi hayatını kaybedebiliyor.

Peki eğer koltuk araları daralmaya devam ederse DTP ve akciğer ambolisi riskimiz artar mı? Bir kalp-damar cerrahı ve New York’taki Mount Sinai Health System’da aort cerrahisi başkanı olan Allen Stewart, kan pıhtılaşması ve DTP riskinin, koltuk mesafesi bu kadar azken (veya daha da azalırsa) ve biz bu sorunu görmezden gelmeye devam edersek artacağını söylüyor. Yine de “uçaklarda kan pıhtılaşması” neredeyse herkes için “tamamen önlenebilir bir durum” diyor. Pıhtıların nasıl oluştuğunu ve bunların nasıl engellenebileceğini bilmek, riski azaltır ve hatta yok edebilir. Bunun nasıl olacağı çok basit, aslında söylemesi belki de yapmaktan daha basit: Ayağa kalkmalı ve şöyle bir yürümelisiniz.

Kan pıhtılaşmasının, insanlar uçaktayken meydana gelmesinin daha muhtemel olmasının çeşitli sebepleri var. Öncelikle yüksek irtifalarda düşen oksijen, kan pıhtılaşmasının daha hızlı olmasına sebep olur. Bununla birlikte uçaktaki insanların, zamanlarının çoğunu aynı pozisyonda sıkışarak geçirmeleri, kan dolaşım hızlarının yavaşlamasıyla sonuçlanır. Dört saatten fazla bir uçuş sizi daha ciddi tehlikeye sokar.  Tabi bir de bu risklere sizin eklediğiniz diğer risk faktörleri var diyor Stewart: Eğer aşırı kiloluysanız, kırk yaşın üzerindeyseniz, menopoz sonrası dönemdeyseniz, doğum kontrol hapı kullanıyorsanız, susuz kalmışsanız veya kanserseniz, zaten kan pıhtılaşmasına daha duyarlısınız demektir.

Tüm bunlara rağmen bu durum inanılmaz derecede yaygın bir durum değil. DTP, ABD’de sadece 1000 kişiden 1’inde görülüyor, hem de bu vakaların hepsi uçakta gerçekleşmiş değil. Fakat Stewart, havada şimdiye kadar meydana gelmiş olan durumların neredeyse hepsinin, eğer yolcular ihtiyatlı bir şekilde egzersiz yapmış olsaydı engellenebileceğine vurgu yapıyor. Bu sebeple yapılacak en basit şey diyor Stewart, saat başı kalkıp uçağın bir başından öteki başına yürümek. Bu, sorunu engellemek için fazlasıyla yeterli.

Problem diyor Stewart, insanların çoğunlukla uyanmamayı sağlayıp etrafta dolanmayı engelleyen uyku ilaçları yardımıyla uykuya dalması. Ayrıca, yolcular uçaktayken daha az su ve sıvı tüketme eğiliminde olup çoğunlukla alkol kullanıyor. Bu ise vücudunuza daha fazla su kaybettirerek sizi daha riskli bir duruma sokar.

Ama uyanıksanız ve kendinizi zinde tutmak için niyetlenmişseniz bile sıkışık alanlar sizi engelleyebilir. Dar koltuk araları, ortada veya pencere kenarında oturanları, saat başı koridora geçmek için diğerlerini rahatsız etmekten alıkoyabilir. Havayolları uçaklara her seferinde daha fazla yolcu tıkıştırdıkça, açık alanda meydana gelen azalma ile yolculuk esnasında yürüyüş yapmak daha da uygunsuz hale gelebilir.

Bununla beraber, koltuğunuzda kalmayı seçip sadece bacak kaslarınızı aşağı yukarı oynatarak bile kan dolaşımınızı rahatlatabilir, uzun uçuşlarda kalkıp tuvaleti ziyaret ederek pıhtılaşmayı engelleyebilirsiniz. Eğer kiloluysanız, koltuk arası dar olsa bile kaslarınızı esnetmeyi başarmalısınız. Ancak uzun boylu yolcular DTP’yi engellemek için bu ufak egzersizleri yapmakta güçlük çekebilirler. Bu durumda koridor koltuğunu kapmak işe yarayabilir.

Sözün özü, insanlar sağlıksız uçak alışkanlıklarını sürdürdükçe diyor Stewart, DTP oranları ya aynı kalacak ya da artacak fakat azıcık bir bilgiyle (ve hareketle) bu durum tamamen engellenebilir.

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

1 Yorum

  1. Murat dedi ki:

    İnternet’te, 1960’ların uçaklarının iç kısmını gösteren fotoğraflara baktığım da, sanki bir ev ortamı varmış gibi insanlar, geçiş ve koltuk aralığı geniş koltuklar da rahat rahat seyahat imkanı bulurlarken, günümüz de uçak yolculuğu adeta bir işkence. Teknolojik olarak ileriye gidiyor olsak da, entelektüel olarak sürekli geriliyoruz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir