İddiaya Göre Kanser Mutasyonlarının Üçte İkisi Rastgele ve Kaçınılmaz

Fakat bu konuda kötü şanstan fazlası var.

Yeni araştırmaya göre, yaşam şeklimize ve ebeveynlerimizden miras aldığımız genlere rağmen, hücre bölünmesi esnasındaki rastgele DNA kopyalama hatalarından kaynaklanan kanser mutasyonlarının neredeyse üçte ikisinden kaçınmamız imkansız.

Kanser mutasyonlarının yüzde 66’sının gerçekte kötü şans olduğunu ve bunun hakkında bir şey yapamayacağımızı söyleyen bulgular, aynı araştırmacılar tarafından 2015 yılında çıkarılan tartışmalı bir tezin hükümlerini destekliyor. Araştırmacılar, çeşitli kanserleri önlemek için yapabileceğimiz hiçbir şey bulunmadığını öne sürüyor gibi göründükleri için eleştirilerin hedefi olmuşlardı.

Bu sefer, John Hopkins Üniversitesi’ndeki takım, elde ettikleri bulguların kanser önleme hakkında bildiğimiz şeylerle çelişmediğini ve kanseri önleme bakımından çevrenin ve kalıtımın sahip olduğu önemden bir şey eksiltmediğini vurgulamak amacıyla çok çaba harcamış.

Biyoistatikçi Cristian Tomasetti şöyle söylüyor: “Kansere yakalanma tehlikemizi azaltmak için sigara içmek gibi çevresel etmenlerden kaçınmamız gerektiği bilinmektedir. Fakat normal bir hücrenin iki yeni hücre üretmek için bölündüğü ve kendi DNA’sını kopyaladığı her defasında birçok hata yapması, o kadar bilinmiyor.”

“Bu kopyalama hataları, tarihsel açıdan bilimsel olarak hafifsenmiş olan, güçlü bir kanser mutasyonu kaynağıdır ve bu yeni çalışma, bu hataların sebep olduğu mutasyonların oranı konusunda yapılan ilk tahmini sunuyor.”

Tomasetti ve genetikçi Bert Vogelstein, kanser büyümesini yönlendiren bu rastgele mutasyonların rolünü geçen sefer incelediğinde, sadece ABD’deki sağlık verilerini inceledikleri ve göğüs veya prostat kanseri konusunda sonuç sunmadıkları için eleştirilmişlerdi.

Yeni çalışmada esas bulgularının kapsamını genişletmek için, kansere sebep olan mutasyonların ne kadarlık bir kısmının DNA kopyalaması esnasında yapılan rastgele hatalar sebebiyle gerçekleştiğini bulmak amacıyla, 68 ülkedeki 32 kanser türünden alınan tıbbi verileri incelediler.

Takım, rastgele mutasyonların kanser büyümesine yaptığı katkı kapsamının her kanser türünde farklılık gösterdiğini, fakat bunun kesinlikle önemli bir etmen şeklinde göründüğünü buldu.

Araştırmacılar, pankreas kanserinde tümörlere sebep olan mutasyonların yüzde 77’sinin rastgele DNA kopyalama hatalarından kaynaklanırken, yüzde 18’inin çevresel etmenlere bağlı olduğunu ve kalıtımsal genlerin ise geri kalan yüzde 5’ten sorumlu olduğunu söylüyor.

Araştırmacılar, prostat, beyin ve kemik kanserinin de içinde bulunduğu diğer kanser türlerinde, kanser mutasyonlarının yüzde 95’inin hücre bölünme hatalarının bir sonucu olduğunu buldular.

Ancak bazı kanserlerde, kötü şansın daha küçük bir paya sahip olduğu görünüyor.

Akciğer kanserinde, mutasyonların yüzde 65’i, sigara içmek veya havası kirli bir bölgede yaşamak gibi çevre koşullarından kaylanırken, DNA kopyalama hataları diğer yüzde 35’lik kısımdan sorumlu durumda ve kalıtım hiç rol oynamıyor.

Takım, genel olarak kanser mutasyonlarının yüzde 66’sının, hücre bölünmesi sırasında gerçekleşen rastgele ve kaçınılmaz hatalardan kaynaklandığını, yüzde 29’unun çevreye atfedilebileceğini ve yüzde 5’inin kalıtıldığını tahmin ediyor.

Yazarlar, geçen seferki sonuçların karşılaştığı tartışmaya rağmen, bulgularının aslında kanser üzerindeki bilimsel fikir birliğini tamamladığını söylüyorlar: yani, kanser vakalarının yaklaşık yüzde 40’ı önlenebilir.

Vogelstein şöyle söylüyor: “İnsanları, kanser mutasyonlarının oluşma tehlikesini artıran çevresel etmenlerden ve yaşam şekillerinden kaçınmaya teşvik etmeye devam etmeliyiz.”

“Ancak, buna rağmen pek çok insan bu rastgele DNA kopyalama hataları yüzünden kanser olacaklar ve kanserler hâlâ tedavi edilebilir durumda olduğu zaman, bütün kanserleri daha erken tespit etmek konusunda daha iyi yöntemlere acil şekilde ihtiyaç var.”

Yeni çözümlemenin radikal doğasına rağmen, yeni bulgular konusunda herkes ikna olmuş değil.

Bazı araştırmacılar, kanserin bir bütün olarak belirgin bir biçimde üç anahtar sınıfa (rastgele mutasyonlar, çevre ve kalıtım) bölünebileceğine keyfi biçimde karar vermenin, çok basitçe olduğunu söyleyip, bu etmenler arasındaki etkileşimin kendi başına başka bir etmen olabileceğini öne sürüyorlar.

Vogelstein, NPR‘den Richard Harris’e şöyle söylüyor: “Kanserin, hastanın ölümüne sebep olma ihtimaline, kanserin ciddiyetine veya saldırganlığına karar veren tek şeyin bu mutasyonlar olduğunu söylemiyoruz.”

“Biz basitçe, kanser olmak için bunların gerekli olduğunu söylüyoruz.”

Eğer bulgular sonunda diğer kanser araştırmacıları tarafından onaylanırsa, rastgeleliğin (diğer bir deyişle, kötü şansın) kansere sebep olmak bakımından kansere katkıda bulunan diğer etmenlerden daha önemli olduğu fikri, Tomasetti’nin deyimiyle, “kanser ve kansere sebep olan şeyler hakkında düşünme şeklimizde tamamen köklü bir değişiklik” olması anlamına gelebilir.

Bir taraftan bu durum, kanser hastalarına ve ailelerine, teşhisleriyle başa çıkmaları konusunda yardımcı olabilir; özellikle kasıtlı yaşam şekli değişimlerinin (sigara içmemek veya sağlıklı beslenmek) karşılığını vermediği zaman.

Vogelstein, geçen Perşembe günü bir basın toplantısında basına şöyle söyledi: “Bu kanserlerin, ne yaparlarsa yapsınlar gerçekleşeceğini anlamaları lazım.”

“Zaten trajik olan bir duruma kabahat eklememize gerek yok.”

Bulgular ayrıca, rastgele mutasyonların ardında şu an anlamadığımız biyolojik süreçleri araştırmak amacıyla yapılan araştırmaları da yönlendirmeye yardımcı olabilir. Bugün hücre seviyesinde gerçekleşen doğan DNA kopyalama hatalarını önlemek için yapabileceğimiz bir şey olmasa da, bu durum ileride değişebilir.

Çalışmaya katılmayan ABD Ulusal Kanser Enstitüsü Kanser Araştırma Merkezi’nden genetikçi Paul Meltzer, Los Angeles Times‘a şöyle söylüyor: “Bugün, değiştirilebilir bir tehlike unsuru olarak düşünmediğimiz bir şey, gelecekte değiştirilebilir olarak görülebilir.”

“Gen çoğalmasında ‘kötü şans’ olarak adlandırdığımız şeyi gelecekte azaltmak için yöntemlerimiz olabilir.”

Bulgular Science bülteninde bildirildi.

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir