Kışların Daha Soğuk Olması Küresel Isınmanın Olmadığı Anlamına Gelmiyor

Kuzey Kutbu’nun ısınması, pek çok tuhaf etkiye sahip.

Kuzey Kutbu’nda daha sıcak olan koşulların, Kuzey Amerika’nın uzak bölgelerinde yaşanan kışların daha soğuk olmasıyla örtüştüğü gösterildi. Bu ilişki, küresel ısınmanın pek çok kişinin hayal ettiği kadar sezgisel bir şey olmadığını kanıtlıyor.

Uluslararası araştırmacılardan oluşan bir takımın yaptığı yeni bir çalışmada, daha soğuk ve daha kurak olan bu kış mevsimlerinin, kat kat giyinme ihtiyacının ötesine uzandığı ve daha düşük enlemlerdeki ekinlerin verimliliğini azalttığı bulundu.

Atmosferde daha fazla karbondioksit bulunmasına ek olarak şartların daha sıcak olması, özellikle eriyen donmuş toprakların yeni araziler kazandırmasıyla pek çok söylentiye göre bitkiler için iyi olurmuş. Fakat bu tamamıyla hatalı, en azından kuzey iklimlerinin geldiği noktaya kadar.

Söz konusu daha uzak bölgeler olduğunda, Kuzey Kutbu’nun değişen ikliminin, ılıman bölge bitkilerinin büyümesi üzerindeki etkileri konusunda pek çalışma yapılmış değil.

Binlerce kilometre uzakta olması sebebiyle, o kadar da önemli görünmeyebilir. Fakat araştırmacılar iklim söz konusu olduğu zaman, bunun çok fark oluşturmayacağını gayet iyi biliyorlar.

El Niño, iklimbilimcilerin uzakbağlantı olarak adlandırdığı şeyin klasik bir örneği. Burada, Tahiti Pasifik adası etrafındaki hava basıncında gerçekleşen bir değişim gibi dünyanın bir bölgesindeki anormallik, Avustralya Darwin etrafındaki hava basıncı gibi binlerce kilometre ötedeki bir anormallik ile bağlantılanabilir.

Kuzey kutbu, geçtiğimiz on yıllarda Kuzey Kutbu yükselmesi adı verilen bir doğa olayı sayesinde, kendi payına düşenden daha fazla ısınma geçirdi.

Deniz buzundaki kayıp, okyanus akıntılarının daha sıcak olması ve atmosferdeki su buharının artması, sıcaklıkların kuzey enlemleri civarında iki kat daha hızlı yükseldiği anlamına geliyor.

Bu değişimler ayrıca, küresel ısınmanın, hepimizin eldivenlerimizi bir kenara atabileceği anlamına geldiğini varsayan insanların sık sık kafasını karıştıran bir yan etki olan, çok daha güneydeki kışların daha sert geçmesiyle de ilişkilendirildi.

Bu yeni araştırma, Kuzey Kutbu’ndaki ortalamanın üstünde sıcaklıkların, Kuzey Amerika ekosistemlerinde bitkilerin büyümesini ve karbondioksit alımlarını nasıl azalttığını gösteriyor.

Takım, Kuzey Amerika’daki anormal hava kalıpları ile Kuzey Kutbu’ndaki ısınma arasında bulunan bağlantıyı onayladı.

Ardından, Karşılıklı Eşlenmiş Model Kıyaslama Projesi 5’nci Aşama (CMIP5) adı verilen daha detaylı bir model takımı kullanarak, anormallikler ile ana brüt verimlilikte yaşanan düşüş arasında bir bağlantı belirlediler.

Diğer bir ifadeyle Kuzey Kutbu’nın ısınması, sanki daha az yağış içeren daha soğuk kışlar oluşturuyor ve bitkilerin CO2 alma kapasitesini yaklaşık yüzde 14 azaltıyor gibi görünüyordu.

ABD Carnegie Bilim Enstitüsü’nden Anna Michalak, National Geographic‘ten Sarah Gibbens’a şöyle söylüyor: “Kuzey Kutbu hakkında konuşsak bile, daha düşük enlemlerde yaşadığımız şeyler üzerinde doğrudan bir etkiye sahip.”

Bu durumun nihayetinde karbon ayrılması için ne anlama geldiği henüz belirlenmedi.

Bu etkinin tam olarak ne kadar geniş olabileceğini görmek için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olacak, fakat eğer karbondioksit miktarının daha fazla olmasının daha yeşil bir gezegen oluşturacağını bekliyorsak, bu durum biraz daha karmaşık gibi görünüyor.

Ayrıca, Kuzey Kutbu sıcaklıkları ile Kuzey Amerika hava kalıpları arasında basit bir bağlantı olması da muhtemel değil, yani mevcut modelleri desteklemek için daha fazla veri gerekiyor.

Bu arada araştırma, gelecekte yaşanacak çok daha soğuk, daha kurak kış beklentilerinde don ve kuraklığa dirençli ekinleri göz önüne alma ihtiyacını belirtiyor olabilir.

Kaliforniya gibi daha alt enlemlerde bulunan devletlerin şimdiden düşük kar yağışları sonucunda sert derecede kurak mevsimler geçirmesiyle, Kuzey Kutbu’ndaki sıcak dönemler esnasında su yönetimi taktikleri oluşturulabilir.

Kesin olan bir şey varsa, o da küresel ısınmanın sınır tanımaması. Bu konuda hepimiz işin içindeyiz.

Bu araştırma Nature Geosciences bülteninde yayınlandı.

 

 

 

 

ScienceAlert

Bunları da okumak isteyebilirsiniz...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir