Bu Kuzey Amerika Kabilesi, En Sağlıklı Atardamarlara Sahip

0
52

Onlardan pek çok şey öğrenebiliriz.

Yapılan yeni bir çalışma, Bolivya’daki Tsimane insanlarının, şimdiye kadar kaydedilmiş tüm diğer nüfuslardan daha az kalp hastalığına sahip olduklarını gösterdi. Gerçekte, 80 yaşındaki bir Tsimane insanının atardamarları, 55 yaşındaki bir Amerikalı’nınkinden daha sağlıklı.

Tsimane’ler, Bolivya’nın kuzey doğusundaki tropik ormanlarda ve geniş ovalarda yaşayan yerli bir topluluk. Bu insanlar avcı-yetiştiriciler olarak sınıflandırılmışlar, yani yiyecek elde etmek için yaşamlarını sürdürecek miktarda tarım yapıyorlar, yiyecek arıyorlar ve avlanıyorlar.

Koroner atardamar hastalığı ve felç, son 15 yıl boyunca dünya çapında en büyük iki ölüm sebebi olmaya devam ediyor. Bilim insanları, çağdaş yaşam şekillerinin kamu sağlığını nasıl etkilediğine dair ipuçları bulmak amacıyla, Tsimane gibi sanayi öncesi nüfuslara bakıyorlar.

Sağlığımızı sürdürmek için hepimiz kırlara ve ormanlara geri dönemesek de, bu yerli kültürlerden kesinlikle bir şeyler öğrenebiliriz.

Araştırmacılar, 2014 ile 2015 yılları arasında 85 tane Tsimane köyünü ziyaret ettiler ve 40 yaşından büyük olan neredeyse her Tsimane insanının CT taramasını aldılar. Yaşları 40-94 arasında değişen 705 yetişkinde yapılan ölçümler, bunların %85 oranında dikkate değer bir kısmının hiç kalp hastalığı tehlikesi taşımadığını gösterdi.

Sadece yüzde 13’lük bir kısım düşük tehlike altındaydı ve 705 insandan sadece 20 tanesi (veya yüzde 3’ü) orta veya yüksek kalp hastalığı tehlikesine sahipti.

Araştırmacılardan biri olan Long Beach Memorial Tıp Merkezi’nden Gregory Thomas şöyle söylüyor: “Tsimane’lerin çoğu, herhangi bir koroner damar tıkanması yaşamadan bütün hayatlarını geçirebiliyorlar. Bu durum, daha önce yapılan hiçbir araştırmada görülmemişti.”

Damar tıkanması, kolesterol tabakası ve yağların atardamar duvarlarını tıkayarak, sonunda kan akışı sorunlarına sebep olduğu ve kalp krizleri veya feçlere yol açtığı zaman gerçekleşiyor.

Bu durumun aksine, ABD’de 6.814 katılımcı üzerinde yapılan bir çalışma, Amerikalıların %50’sinden fazlasının orta veya yüksek derecede kalp hastalığı tehlikesine sahip olduğunu gösterdi. Bu miktar, Tsimane’lere göre beş kat daha fazla.

Bilim insanları, tezlerinde şöyle yazıyorlar: “Bu bulgulara göre, 80 yaşındaki bir Tsimane, ellili yaşların ortalarında olan Amerikalı bir bireyin ‘damar yaşına’ sahip.”

Peki Tsimane’ler neden böyle olağanüstü şekilde sağlıklılar?

Bu çalışma gözleme dayalı, bu yüzden kesin bir yargıya varamıyoruz, fakat araştırmacılar bu insanların beslenme düzenleri ile hareket seviyelerinin, ABD gibi sürekli oturan ve sanayileşmiş toplumlarda gördüklerimizden önemli oranda farklı olduğuna dikkat çekiyorlar.

İlk olarak, Tsimane beslenme düzeni, ‘taş devri’ uydurmasının (hep et, sıfır karbonhidrat) yanlılarından bekleyeceğiniz şeylere hiç benzemiyor. Aslında, bu tam tersi ve konu üzerinde son zamanlardaki bilim ile uyumlu durumda.

James Gallagher’ın BBC için yazdığı üzere:

  • Bu kişilerin beslenme düzenlerinin %17’si vahşi domuz, tapir ve kapibara (dünyanın en büyük kemirgeni) içeren av etinden oluşuyor
  • %7’si, pirana ve yayın balığının da dahil olduğu tatlı su balıkları
  • Geri kalanların büyük bölümü, pirinç, darı, manyok (tatlı patates gibi) ve plantenlerden (muza benzer) oluşuyor
  • Kalan küçük bir kısım ise toplanan meyve ve kabuklu yemişlerden meydana geliyor.

Bu durum şu anlama geliyor:

  • Kalorilerin %72’si, ABD’deki %52 ile karşılaştırıldığında karbonhidratlardan geliyor
  • %14’ü, ABD’deki %34 ile karşılaştırıldığında yağdan geliyor, ayrıca Tsimane’ler çok daha az doymuş yağ tüketiyor
  • Hem Amerikalılar hem de Tsimane’ler, kalorilerinin %14’ünü proteinden elde ediyorlar, fakat Tsimane’ler daha yağsız etlere sahip.

Ayrıca mükemmel seviyelerde hareket de ediyorlar. Avlanma, toplama, balıkçılık ve çiftçilik, Tsimane erkek ve kadınlarını günün büyük bir kısmında ayakta tutuyor ve ortalama 4-7 saat fiziksel faaliyet yapıyorlar.

Ancak, yaş ile birlikte doğal olarak meydana gelen atardamar tıkanmalarını yavaşlatmak için ne kadar beslenme ve egzersize ihtiyacımız olduğunu tam olarak bilmiyoruz; tüm bildiğimiz şey, günde yaklaşık 6 saat boyunca oraya buraya koşturmanın yetip de artacak olduğu.

Araştırmacılar şöyle yazıyor: “Gelecekte bu konuyu ele alacak olan çalışmalar, kalp hastalığını önleme açısından sağlıklı davranışları belirleme konusunda güçlü çıkarımlara sahip olabilirler.”

Bu son sonuçlar tamamen şaşırtıcı değil, çünkü yerli toplum üzerinde yapılan önceki araştırmalar, bu kişilerin kalp sağlığının gerçekten mükemmel olduğunu göstermişti. 2012 yılında yapılan bir çalışmada, Tsimane’lerin yaşlandıkları zaman daha iyi tansiyona sahip oldukları bulunmuştu.

Santa Barbara’daki Kaliforniya Üniversitesi’nden insanbilimci Michael Gurven, 2012 yılında şöyle demişti: “Tsimane’lerin yaşam koşulları, atalarımızın yaşam koşullarına benziyor; hastalığa sebebiyet veren mikroplara daha fazla maruz kalıyorlar, etkin bir yaşam şekilleri, yüksek doğurganlık oranları ve geleneksel beslenme düzenleri var. Bu nüfuslarda kronik hastalıklar üzerinde çalışmak, çok bilgilendirici olabilir.”

Asgari düzeyde yaşam sürmek, hiçbir şekilde tropik cennette bir gezinti değil. Tsimane’lerin yaşam şekli, kendi tehlikeleriyle beraber geliyor. Bunlar arasında daha sık enfeksiyon bulunuyor. Çoğunlukla Tsimane kadınlarını etkileyen bağırsak kurtlarından biri, onların doğurganlıklarını etkilemekten bile sorumlu olabilir.

Yine de bilim insanları, bu çalışmadan elde edilen fikirlerin, insanların giderek daha fazla oturduğu bir dünyada nasıl sağlıklı kalacağımız konusunda bize önemli ipuçları verdiğini düşünüyorlar.

New Mexico Üniversitesi’nden kıdemli araştırmacı Hillard Kaplan şöyle söylüyor: “[B]u yaşam şeklindeki öğelerin, günümüzde oturarak yaşam süren nüfuslara fayda sağlayabileceğini düşünüyoruz.”

“Tsimane’lerin yaşam şekli, vahşi av hayvanı eti ve balığın yanısıra, doymuş yağlar bakımından düşük ve işlenmemiş, lif zengini karbonhidratlar bakımından yüksek bir beslenme düzeninin, sigara içmemenin ve gün boyunca atkif olmanın, kalpteki atardamarların sertleşmesini önlemeye yardımcı olabileceğini öne sürüyor.”

Araştırma, The Lancet bülteninde yayınlandı.

 

 

 

ScienceAlert

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here